Muhterem Hocam, A’râf Suresi 3. âyet-i kerimeyi açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, A’râf Suresi 3. âyet-i kerimeyi açıklar mısınız?
Cevap
A’râf Suresi 3. âyet: “Rabbinizden size indirilene tâbî olun.”
7/ARÂF-3 Ittebiû mâ unzile ileykum min rabbikum ve lâ tettebiû min dûnihî evliyâe, kalîlen mâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Rabbinizden size indirilene tâbî olun. Ve ondan başka dostlar edinmeyin. Ne kadar az tezekkür ediyorsunuz.
Şu dünyada iki tür insan yaşıyor sevgili kardeşlerim: İndirilene tâbî olanlar ve uydurulana tâbî olanlar. Bu âyet-i kerimede Allahû Tealâ şöyle söylüyor. Diyor ki: “Rabbinizden size indirilene tâbî olun, Kutsal kitaplara. Uydurulana tâbî olmayın. O’ndan başka dostlar edinmeyin. Ne kadar tezekkür ediyorsunuz?”
VAHYE TÂBİ OLANLAR
1. BAKARA-170 ... Ve onlara: “Allah’ın indirdiği şeye tâbi olun!” denildiğinde; “Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye tâbi oluruz.” ...
2. ENÂM-50 ... Ve gaybı bilmiyorum. Size, muhakkak ki ben bir meleğim demiyorum. Ancak bana vahyedilene tâbi olurum.”...
3. A‘RÂF-3 Rabbinizden size indirilene tâbi olun ...
A‘RÂF-203 ... De ki: “Rabbimden bana ne vahyolunursa ben ancak ona tâbi olurum.”
4. YÛNUS-15 ... Ben ancak bana vahyolunan şeye tâbi olurum. ...
YÛNUS-109 Ve sana vahyolunan şeye tâbi ol! ...
5. LOKMÂN-21 Ve onlara “Allah’ın indirdiği şeye (Kitaba) tâbi olun!” denildiği zaman: “Hayır, babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye tâbi oluruz.” dediler.
6. AHZÂB-2 Ve sana Rabbinden vahyedilene tâbi ol. Muhakkak ki Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.
7. AHKÂF-9 ... Ve bana ve size ne yapılacağını ben bilemem. Ben sadece bana vahyedilene tâbi olurum. Ve ben apaçık bir nezîrden başka bir şey değilim.
ZANLARINA TÂBİ OLANLAR
1. NİSÂ-157 ... Onların, onunla ilgili olarak, zanna tâbi olmaktan başka bir ilimleri (bilgileri) yoktur. Ve onu kesinlikle öldürmediler (öldüremediler).
2. ENÂM-116 Ve yeryüzünde bulunanların çoğuna itaat edersen, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar, ancak zanna tâbi olurlar. Ve onlar, ancak yalan uydururlar.
3. ENÂM-148 … De ki: “Sizin yanınızda ilimden bir şey var mı? Öyleyse onu bize çıkarın. Siz ancak zanna tâbi oluyorsunuz. Ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”
4. YÛNUS-36 Ve onların çoğu zandan başka bir şeye tâbi olmaz. Şüphesiz zan, haktan bir şey kazandırmaz. Muhakkak ki Allah, onların yaptıklarını bilendir.
5. YÛNUS-66 ... Allah’tan başka ortaklara ne dua edenler neye tâbi oluyorlar? Ancak zanna tâbi olurlar ve onlar sadece tahmin ederler (yalan uydururlar).
6. NECM-23 ... Allah onlara hiçbir sultan (delil) indirmedi. Onlar sadece zanna ve nefslerinin arzuladığı şeylere tâbi oluyorlar. …
7. NECM-28 Ve onların (melekler konusunda) bir ilmi yoktur. Onlar sadece zanna tâbi olurlar. ...
Öyleyse vahye tâbî olanlar, indirilene tâbî olanlardır. Vahye tâbî olanlar; parantez içinde indirilene tâbî olanlar. Zanlarına tâbî olanlar, parantez içinde uydurulana tâbî olanlar. İndirilen ve uydurulan. O ilaveyi yapsak daha iyi anlaşılır inşaallah.
A’râf 3’te tezekkür; zikretmek, bir konu etrafında derinlemesine, üst seviyede düşünmek, bir konunun standartlarına karşılıklı konuşmak mânâsına, anlamına geliyor.
Kur’ân-ı Kerim, Allahû Tealâ’ya teslim olmanın son kitabıdır. Çünkü son peygambere indirilen son şeriat kitabıdır. Bundan sonra peygamber gelmeyeceği için böyle bir olay bir daha tekerrür etmeyecektir. Bütün kâinat, şeriat kitabı olan Kur’ân-ı Kerim’le idare edilecektir. Eğer Tevrat, İncil değişmeseydi onunla aynı olduğu görülecekti. Tâbî olunması lâzım gelen kaideler demeti şeriatı oluşturur. Bu şeriat hepsinde aynıdır. Hiçbir değişikliği yoktur.
Bugün Müslümanlar da, Hristiyanlar da, Museviler de şeriatlarını unutmuş durumdalar. Ama üç dinin de içerisinde küçük bir kitle, peygamberlerinden bu tarafa gelen süreç içerisinde aynı hususları devam ettirmişlerdir. Bugün onları yaşamaktadırlar.
Bunun arkasında dinin unutulması, insanlar tarafından yazılan emaniyye adı verilen kitaplarla dejenere edilmesi, aslî hedeflerinin saptırılması vardır. Yani emaniyye uydurulandır. Emaniyyeye tâbî olanlar, uydurulana tâbî olanlar. Vahye tâbî olanlar, indirilene tâbî olanlar.
14 asır evvel Peygamber Efendimiz (S.A.V), bütün sahâbeye Allah’a ulaşmayı dilemeyi öğretmiştir. Hepsi Allah’a ulaşmayı dilemişlerdir. Bugün İslâm âleminin %90’dan fazlası Allah’a ulaşmayı dilememektedir.
Bütün sahâbe Peygamber Efendimiz’e (S.A.V) tâbî olmuşlardır. Bugün İslâm âleminin %90’ından fazlası bir mürşide tâbî olmadığı gibi mürşidleri külliyen reddetmektedir.
Bütün sahâbe ruhlarını Allah’a ulaştırmışlardır. Bugün İslâm âleminin %90’dan fazlası, 12 defa üzerimize farz olduğu hâlde ruhlarını Allah’a ulaştırmamaktadır.
Bütün sahâbe 14 asır evvel fizik vücutlarını Allah’a teslim etmişlerdir. Bugün İslâm âleminin %90’dan fazlası fizik vücutlarını Allah’a teslim etmemektedirler.
Bütün sahâbe nefslerini Allah’a teslim etmişlerdir. İrşada ulaştılar. Bugün İslâm âleminin %90’ından fazlası irşada ulaşmıyor.
Bütün sahâbe iradelerini de Allah’a teslim ettiler. Bugün daha başlangıçta unsurlar mevcut olmadığı için tabiatiyle iradenin teslimi diye bir olay söz konusu değildir.
Hristiyanların da Musevilerin de %90’dan fazlası bu teslimleri yapmamaktadırlar.
Birbirinin aynı olan dinleri farklı dinler hâline getiren, uygulamayı ortadan kaldıran şey dejenerasyondur. Yozlaşmak, asıldan ayrılmak, asılları unutmak. Üç dinde de tatbik edilen din anlayışı sadece emaniyyedir. Allah hep aynı şeyleri emretmiştir. Teslimi esas almıştır. Şûrâ 13:
42/ŞÛRÂ-13 Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
Ne Asya dinleri, Konfüçyüs, Taoizm, Budizm ne de herhangi bir din bugün tatbik edildiği şekliyle insanların %90’dan fazlası için artık Allahû Tealâ’nın dini değildir. Ama başlangıçta mutlaka onlar da aynı standartların sahibiydiler; ruhun, vechin, nefsin, iradenin Allah’a teslimini gerçekleştiriyorlardı.
Kâinatta sadece tek bir din vardır. Dinler yoktur. Allah’ın teslim dini, Arapça adıyla İslâm. Her dinde, her dilde farklı bir karşılığı vardır.
Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Kim Allah’a teslim olma dininden başka bir din ararsa o din kendisinden kabul olmaz.” Âli İmrân 85:
3/ÂLİ İMRÂN-85 Ve men yebtegi gayral islâmi dînen fe len yukbele minhu, ve huve fîl âhirati minel hâsirîn(hâsirîne).
Ve kim İslâm'dan başka bir dîn ararsa, o taktirde kendisinden asla kabul edilmez ve o, ahirette "hüsranda olanlar"dan olur.