Muhterem Hocam, ateistlerle nasıl konuşulmalı? Ateistlerin sorularına nasıl cevap verilmeli? Onları ikna edebilecek hangi yöntemle konuşmalıyız?
Soru
Muhterem Hocam, ateistlerle nasıl konuşulmalı? Ateistlerin sorularına nasıl cevap verilmeli? Onları ikna edebilecek hangi yöntemle konuşmalıyız?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, kâinatta tesadüfün eseri yoktur. herşey Allah'ın ilmi ve rahmetiyle oluşuyor, bilgisi tahtında cereyan ediyor. Ama insanlar Allah'ın kanunlarını bilmedikleri için, kendi zanlarına tâbî oldukları için Allah'a açılan kapıları, kalp gözü kapalı, kalp kulağı kapalı olmaları sebebiyle zanda bulunarak hep Allah'ın hükmünü, Allah'ın âyetlerini yalanlıyorlar.
Allahû Tealâ Yûnus suresinin 39. âyet-i kerimesinde; bilgisi zanlardan ibaret olan insanın Allah'ın ilmini ihata edememesi sebebiyle yalanladığını söylüyor:
10/YÛNUS-39 Bel kezzebû bimâ lem yuhîtû bi ilmihî ve lemmâ ye'tihim te'vîluhu, kezâlike kezzebellezîne min kablihim fanzur keyfe kâne âkibetuz zâlimîn(zâlimîne).
Hayır onlara tevîl gelmedikçe (gelmediği için) ilmini kavrayamadıkları şeyi yalanladılar. Bunun gibi ondan öncekiler de yalanladılar. Artık bak, zalimlerin akıbeti (sonu) nasıl oldu.
Cahil âlimi bilmez ama âlim cahili bilir. İşte âlim cahili bilmesine rağmen cahil âlimi bilmediği için âlimin söylediği Allah'ın âyetlerini ilmini ihata edememesi sebebiyle yalanlıyor ve sadece yalan konuşuyor.
Sevgili kardeşlerim, Şems-i Tebrizî'nin de bir ateistle münakaşası var:
Şems-i Tebrizi ve Ateist Filozof
Şems-i Tebrizi bir gün mescitte talebelere bir kerpiçle teyemmüm abdestinin nasıl alınacağını gösteriyordu. Bir filozof geldi, üç sual sormak istediğini belirtti.
1. Soru-) “Siz Müslümanlar Allah var dersiniz, ama Allah'ı göstermezsiniz; varsa gösterin, görelim ki inanalım” dedi.
2. Soru-) “Sizler şeytanın ateşten yaratıldığını söylüyorsunuz, sonra da onun ahirete cehenneme atılıp ateşle azap edileceğine inanıyorsunuz. Hiç ateş ateşe azap eder, acı verir mi?”
3. Soru-) “Sizler ‘Herkes dünyada yaptıklarının cezasını ahirette çekecek, orada mahkeme kurulacak, hesap sorulacak’ diyorsunuz. Bırakın insanları, nasıl isterlerse öyle yaşasınlar, ne istiyorlarsa yapsınlar. Ayrıca mahkemeye ne gerek var?” dedi.
Şems-i Tebrizi elindeki kerpici adamın başına vurdu. Filozof “Vah başım” diye başını tutarak mahkemeye gidip Şems-i Tebrizi’yi hâkime şikâyet etti.
Hâkim, “Bu nasıl olur” diyerek mahkemeye çağırttı. Durumu sordu.
Şems-i Tebrizi, “Ben ona kötülük etmedim, sadece sorduğu sorulara cevap verdim” dedi.
Hâkim, “Bu nasıl cevap vermektir. Adam acı içinde kıvranıyor, senden şikâyetçidir, işin aslı nedir, diye sordu. Şems-i Tebrizi şöyle anlattı:
1. Cevap-) “Bu adam bana ‘Allah varsa göster, göreyim ki inanayım’ dedi. Ben de buna, ‘Olan herşey baş gözü ile gözükmez, işte misali’ dedim; başına darbe vurup acıttım. Şimdi bu felsefeci, başındaki acıyı göstersin de görelim.” Filozof, şaşırarak, “Başımda acı var ama gösteremem” dedi.
Şems-i Tebrizi de, “İşte bu acı gibi, Allahû Tealâ da vardır, fakat kafa gözüyle görülmez, O ancak akılla bilinir, kalple tanınır” dedi.
2. Cevap-) “Bu adam, sizler ‘Şeytan ateşten yaratıldı, ahirette ateşe atılacak ve ateşle azap görecek’ diyorsunuz; ateş ateşe ne zarar verir ki?’ dedi. Ben de topraktan yaratılan bu insana topraktan yapılmış bir kerpiçle vurdum. Ona, ‘Bak toprak toprağa nasıl acı veriyor, biraz daha hızlı vursaydım öldürürdü, demek ki ateş ateşe azap eder demek istedim’ dedi.”
3. Cevap-) “Bu adam bana, ‘Bırakın insanları dünyada herkes istediğini yapsın, niçin ahirette mahkeme, hesap ve ceza var?’ dedi. Ben de onun başını vurmak istedim ve vurdum. O niçin hemen mahkemeye koştu?
Ben ona şunu demek istedim:
‘Bu dünyada herkes istediğini yaparsa âlemi zulüm kaplar. Kendisine zulüm yapılan çok insan var ki zayıftır, zalimden hakkını alamaz. Herkes mahkeme bulamaz. İşte Allah ahirette mahkeme kurup herkese yaptığının hesabını soracak, zalimden mazlumun hakkını alacak, gereken cezayı verecek ve adalet yerini bulacak’ dedim.
Filozof bu güzel cevaplar karşısında hayret etti, mahcup oldu söz söyleyemez hale düştü. Hâkime dönüp,
‘Ben sorduğum soruların cevaplarını şimdi anladım’ dedi.”
Sevgili kardeşlerim, deistlere gelince Kur’ân-ı Kerim'de Nisâ suresinin 150. âyet-i kerimesine baktığımız zaman Allahû Tealâ onlara şöyle cevap veriyor; deistler için buyuruyor ki:
4/NİSÂ-150 İnnellezîne yekfurûne billâhi ve rusulihî ve yurîdûne en yuferrikû beynallâhi ve rusulihî ve yekûlûne nu’minu bi ba’din ve nekfuru bi ba’dın, ve yurîdûne en yettehızû beyne zâlike sebîlâ(sebîlen).
Muhakkak ki onlar, Allah’ı ve O'nun resûllerini inkâr ederler ve Allah ile O’nun resûlleri arasında ayırım yapmak isterler. Ve “Bir kısmına inanırız, bir kısmını inkâr ederiz.” derler. Ve de, bunların (küfürle îmânın) arasında bir yol ittihaz etmek isterler.
Muhakkak ki onlar Allah'ı ve resûlünü inkâr ederler. Allah'ı inkâr edenler Allah'a ulaşmayı dilemeyenler, resûlü inkâr edenler resûle tâbî olmak istemeyenler. Yani dünya hayatında ruhun Allah'a ulaşması yok. Kulla arasına kimse giremez. Mürşide tâbî olmak şirktir diyenler. Allah ile O'nun resûllerinin arasında ayrım yapmak isterler. Ben Allah'a inanıyorum ama resûle inanmıyorum. İşte deistlerin durumu bu. Veya bir kısmına inanırız, bir kısmını inkâr ederiz. Bugünkü geleneksel din tatbikatındaki insanların durumu bu. Biz nebî resûllere inanırız ama velî resûller diye bir şey yok. derler. Bunlar küfürle îmân arasında bir yol ittihaz etmek isterler.
Halbuki inanç şartlarımıza baktığımız zaman Allahû Tealâ'nın emrettiği 7 inanç şartından bir tanesi Allah'a inanmak, meleklerine inanmak ve kitaplarına inanmak. Kitap çoğul. Allah'ın bütün peygamberlerine verdiği kitaplara inanmak. Resûllerine inanmak.
MÜMİN OLMANIN 7 İNANÇ ŞARTI
1. Allah’a inanmak. BAKARA - 285
2. Meleklerine inanmak. BAKARA - 285
3. Allah’ın Kitaplarına inanmak. BAKARA - 285
4. Resûllerine inanmak. BAKARA - 285
5. Ruhun ölmeden evvel Allah’a ulaştırılmasına inanmak. RAD - 21
6. Hayrın Allah’tan, şerrrin insanın nefsinden olduğuna inanmak. NİSA - 79
7. Ba’su ba’del mevt’e, ölümden sonra tekrar canlandırılacağınıza inanmak. BAKARA - 28, 56
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYEN KİŞİNİN 7 KALP ŞARTI
1. Kalpteki sekînet alınır. EN’ÂM - 46
2. İhbat konur. HAC - 54
3. Kalp Allah’a döndürülür. KAF - 33
4. Kalbe giden nur yolu açılır. EN’ÂM - 125
5. Kalbin mührü açılır. ZUMER - 22
6. Kalpteki küfür kelimesi alınır. EN’ÂM - 46
7. Kalbe iman yazılır. MUCÂDELE - 22
7 NİMET
1. Devrin İmamının Ruhu Gelir. MU’MİN - 15
2. Kalbe İman Yazılır. MUCÂDELE - 22
3. Günahlar Sevaba Çevrilir. FURKÂN - 70
4. Ruh VÜCUTu Terk Eder. NEBE - 39
5. Fizik Vücut Allah’a Kul Olmaya Başlar. RA’D - 36
6. Salih Amel (Zikir) Başlar. ZUMER - 23
7. İradenin Güçlenmesi. BAKARA - 257
Allahû Tealâ Kur’ân'da iki tür resûl ifade ediyor. Allah'ın kendine şeriat kitabı verdiği nebî resûller ve şeriat kitabı vermediği ama nebî resûlün şeriat kitabıyla amel eden velî resûller. Hepsine resûllerin hepsine inanmak asıldır. İşte âyetlerle ispat edeceğimiz nebî resûllerle velî resûl arasında birbirinden farklı tam 10 tane özellik var. Evet. âyetleri de gösteriyoruz ki insanlar bu âyetleri okusun ve ondan sonra ona göre düşünsün.
NEBÎ (PEYGAMBER) RESÛLLER, ŞERİAT KİTABI VERİLENLER
1. Nebi kelimesi sadece Peygamberler için kullanılır. ÂLİ İMRÂN - 81
2. Sadece insanlardan seçilirler. BAKARA - 213
3. Aynı soydan gelirler. MERYEM - 58
4. Aynı anda 2 Nebi olmamıştır. FURKÂN - 35
5. Aralarında fetret devri vardır. MÂİDE - 19
6. şeriat kitabı sahibidirler. ÂLİ İMRÂN - 81
7. Nebi resûllerin 5 görevi vardır. BAKARA - 151
8. Nebi resûl Asaleten hepsi devrin imamıdır. ENBİYÂ - 73
9. Asaleten şefaat yetkisine sahiptir. MERYEM - 87
10. Peygamber Efendimiz son Nebidir. AHZÂB - 40, BAKARA - 213
VELÎ RESÛLLER, PEYGAMBERLERİN ŞERİAT KİTABI İLE AMEL EDENLER
1. Resûl, Peygamberler dışındaki kişiler için de kullanılmıştır. YÛSUF - 50, NEML - 35
2. İnsanlardan, Meleklerden ve Cinlerden olabilirler. HACC - 75, EN’ÂM - 130
3. Farklı soydan gelirler. ÂLİ İMRÂN - 179, İBRÂHİM – 4
4. Aynı anda bütün kavimlerde Velî resûller vardır. NAHL - 36, İBRÂHİM - 4, MU’MİNÛN - 44, YÂSİN - 13-14-16-20
5. Fetret devri yoktur art arda gelir. MU’MİNÛN - 44
6. Nebîlere verilen şeriat kitaplarıyla hükmederler. ÂLİ İMRÂN - 81
7. Velî resûllerin 4 görevi vardır. ÂLİ İMRÂN - 164, CUMA - 2
8. Veli resûllerin içlerinden biri Vekaleten Devrin imamı olarak seçilir. SECDE - 24
9. Vekaleten şefaat yetkisi vardır. ENBİYÂ - 28
10. Kıyamete kadar devamlı resûller gelecektir. ÂLİ İMRÂN - 81