Muhterem Hocam, Bakara Suresi 64. âyet-i kerimesinde “Allah’ın fazlı ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı hüsrana düşenlerden olurdunuz” buyruluyor. Ne zaman Allah’ın fazlı ve rahm

Soru

Muhterem Hocam, Bakara Suresi 64. âyet-i kerimesinde “Allah’ın fazlı ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı hüsrana düşenlerden olurdunuz” buyruluyor. Ne zaman Allah’ın fazlı ve rahmeti bize geliyor? Ulaşmayı kalben dilediğimiz an. Bizlerin hüsrana düşmemesi için zikir ve hüsran ilişkisini açıklar mısınız?

Cevap

"Sevgili kardeşlerim, kim 3. basamakta Allah'a ulaşmayı kalben dilerse, 4. basamakta Allahû Teala Rahîm esmasıyla tecelli eder. 5. basamakta ise Allahû Teala, Enfâl 29'a göre "takva sahibi olduğu için ona 7 furkan verir ve bütün günahlarını örter.

BİRİNCİ 7’Lİ BASAMAK

1. Basamak: OLAYLARI YAŞAMAK BAKARA 216

2. Basamak: OLAYLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Seçilenler: TEVBE 126, ŞÛRÂ 13, YÛNUS 7

Seçilmeyenler: NİSÂ 167–168–169, BAKARA 79

3. Basamak: ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEK

Ruhun Allah'a Ulaşması 12 Defa Farz: NİSÂ 58, MÂİDE 7, EN'ÂM 152, YÛNUS 25, RA'D 21, RÛM 31,

LOKMÂN 15, ZUMER 54, ŞÛRÂ 47, ZÂRİYÂT 50, MUZZEMMİL 8, FECR 28

4. Basamak: ALLAH'IN RAHÎM ESMASI İLE TECELLİ ETMESİ YÛSUF 53, HÛD 118, HÛD 119

5. Basamak: HİCAB-I MESTURENİN KALDIRILMASI ENFÂL 29, İSRÂ 45

6. Basamak: VAKRANIN KALDIRILMASI İSRÂ 46, EN'ÂM 46

7. Basamak: EKİNNETİN KALDIRILMASI KEHF 57, FUSSİLET 5, HACC 54

İşte 7 furkanın sahibi olan, günahları örtülen kişiye, Allah mürşidinin kim olduğunu gösterir. İşte bu 7 furkanın sahibi olan kişi, İsrâ 45'e göre hacet namazı kılar da mürşidini Allah'tan talep ederse, Allahû Teala ona mürşid gösterir. Kimdir Allah'ın kendisine mürşid gösterdiği kişi? Huşû sahibi olan, yani kalben Allah'a ulaşmayı dileyen.

Kardeşimiz de soruyor: "Bizlerin hüsrana düşmemesi için zikir–hüsran ilişkisini açıklar mısınız?" Hüsrana düşmemek için mutlaka Allah'a ulaşmayı dilemek gerekir. Kur'ân-ı Kerîm'de Allahû Teala 7 âyet-i kerimede ulaşmayı dilemeyenlerden bahsediyor ve 7 âyet-i kerimede bu ulaşmayı dilemeyenlerin de hüsranda kalacağı zikrediliyor.

ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER – GAYY YOLUNDA

1. YÛNUS-7 …Onlar, Bize ulaşmayı dilemezler. Onlar âyetlerimizden gafil olanlardır…

2. YÛNUS-11…Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız.

RA'D – 27 …Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır…

3. YÛNUS-15 Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: "Bize bundan başka bir Kur'ân getir…"

4. YÛNUS-45 …Allah'a mülâkî olmayı yalanlayanlar, hüsrandadır…

EN'ÂM – 31 Allah'a mülâkî olmayı yalanlayan kimseler hüsrana düştüler…

5. FURKÂN-21 Ve Bize mülâkî olmayı dilemeyenler:…nefislerinde kibirlendiler…

6. RÛM-8 …İnsanların çoğu, Rab'lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir.

7. SECDE-10 …Onlar, Rab'lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir.

FUSSİLET – 54 Onlar gerçekten Rab'lerine mülâkî olacaklarından şüphe içindeler…

ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER İÇİN MÜRŞİD YOK, TARÎK-İ CEHÎMDE, SIRÂT-I CEHÎMDE

1. A'RÂF – 186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur…"

2. RA'D – 27 De ki: "Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O'na yönelen kimseyi Kendisine ulaştırır."

RA'D – 33 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.

3. KEHF – 17 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.

4. ZUMER – 23… Allah, kimi dalâlette bırakırsa, o zaman onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.

5. ZUMER – 36 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için hidayetçi yoktur.

6. MU'MİN – 33…Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için koruyucu yoktur.

7. ŞÛRÂ – 44 Ve Allah kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onun için, bundan sonra bir velî (dost) yoktur…

O hâlde kişi, Allah'a ulaşma dileğini dünya hayatında yalanlarsa, o kesinlikle hüsrandadır. Amelleri boşa gitti. Muhterem Efendimiz Bakara 64 tefsirinde iki zıt kavramdan bahseder: Allah'a verilen sözden dönmek ve Allah'ın fazlı ve rahmetinin insanların üzerinde olması.

2/BAKARA-64 Summe tevelleytum min ba’di zâlik(zâlike), fe lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu le kuntum minel hâsirîn(hâsirîne).

Sonra, bunun (misâkın) arkasından siz döndünüz. Buna rağmen eğer Allah'ın fazlı ve O'nun rahmeti sizin üzerinize olmasaydı, siz mutlaka hüsrana uğrayanlardan olurdunuz.

Kişi ne zaman Allah'a ulaşmayı dilerse, Allah onu mürşidine ulaştırıp, önünde tövbe ederse, Allah'ı zikrederek nefs tezkiyesine başlarsa, Allah'ın katından gelen rahmet ve fazl ve salâvât önce göğüse, oradan da kalbe ulaşır. Nefsin kalbindeki mühür açılmıştır. Hareketli hale gelmiştir. Rahmetin, salâvâtın ve fazlın baskısı, mührün üzerindedir. Bu baskı mühürün, nefsinizin kalbinin alt kısmına ulaştırır. Oradan zülmanî kapı şeytanın zulmetinin, nefsinin kalbine girdiği kapı vardır. O kapıyı mühür kapatır. Bu noktadan itibaren: karanlıklar artık nefsin kalbine giremez. Nefsin kalbinde Allah'ın nurları yer alır. Tamamen kalbi doldurur. Çünkü zülmanî kapı kapalıdır; Rabbânî kapı açıktır. Siz zikir yaptıkça, Allah'ın rahmeti, fazlı ve salâvâtı devamlı gelecek, nefsinizin kalbini dolduracaktır. Îmân kelimesinin çekim gücü, sadece fazllara itaat eder. Çünkü sadece îmân kelimesinin çekim gücü, fazlları çekebilecek olan standartta yaratılmıştır. Bütün fazllar îmân kelimesinin etrafında toplanmaya başlar. Rahmet, fazlları nefsin kalbine ulaştıran sistemdir. Fazllar ise nefsin kalbine yerleşip de nefsin afetlerini devre dışı bırakacaktır.

Allah'ın rahmeti ve fazlı nefs tezkiyesi için kalbe yerleşecek bir yere çıktığında takva sahibi olmak gerçekleşecektir. Nefsi ıslah edici ameller oluşacaktır. Böylece bir dizaynda o kişi mahzun olmayacaktır. Çünkü nefs tezkiyesine başlayabilmesi için o kişinin bütün günahlarının sevaba çevrilmesi gerekir. O kişi cennete o şekilde kavuşur."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma2