Muhterem Hocam, Barbaros Hayrettin Paşa geminin bordasına Şûrâ Suresi 33. âyetini yazdırması üzerine Barbaros Hayrettin Paşa Allah'tan vahiy mi aldı?
Soru
Muhterem Hocam, Barbaros Hayrettin Paşa geminin bordasına Şûrâ Suresi 33. âyetini yazdırması üzerine Barbaros Hayrettin Paşa Allah'tan vahiy mi aldı?
Cevap
42/ŞÛRÂ-33 İn yeşe’ yuskinir rîha fe yazlelne revâkide alâ zahrih(zahrihi), inne fî zâlike le âyâtin li kulli sabbârin şekûr(şekûrin).
Eğer O (Allah), dilerse rüzgârı durdurur. O zaman (gemiler) onun üzerinde hareketsiz kalırlar. Muhakkak ki bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için mutlaka âyetler (ibretler) vardır.
Evet, âyet-i kerime. "Eğer o Allah dilerse rüzgârı durdurur, o zaman gemileri onun üzerinde hareketsiz kalır. Muhakkak ki bunda çok sabreden ve çok şükreden herkes için mutlaka âyetler vardır." Çok sabreden, çok şükreden herkes için mutlaka âyetler vardır. Elbette Barbaros Hayrettin Paşa bu konumdaydı.
Nitekim Allahû Tealâ'nın kendisine vahyettiği insanlar vardı. Yedi grup insandan bahsediliyor. Mesela sadece o değil. İşte vahiy müessesesinin devam ettiği 6 grup insan.
VAHİY MÜESSESESİNİN DEVAM ETTİĞİ 6 GRUP İNSAN
1. ASALETEN VE VEKÂLETEN DEVRİN İMAMLARI
ENBİYÂ-73: Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah'a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.
SECDE-24: Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.
2. VELÎ MÜRŞİDLER
CUMA-2: Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden (görevlendiren) O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretir...
NAHL-36: Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık)...
3. KAVİM RESÛLLERİ
TEVBE-71: ...Ma’ruf ile emreder ve münkerden nehyederler (yasaklarlar) ve namazı ikâme ederler ve zekâtı verirler. Allah ve O’nun Resûl’üne itaat ederler...
4. SALİHLER
ÂLİ İMRÂN-113: Onların (hepsi) bir değildir. Kitap ehlinden, gece saatlerinde kıyamda durup, Allah’ın âyetlerini tilâvet eden ve secde eden bir ümmet vardır.
ÂLİ İMRÂN-114: Onlar, Allah’a ve yevmil âhire îmân ederler, ma’ruf (irfan) ile emreder ve kötülükten nehyederler (men ederler) ve hayırlara koşarlar. İşte onlar, salihlerdendir.
5. MUHLİSLER (Vekil Mürşidler)
HİCR-40: “Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.”
6. ULÛL’ ELBAB (Nefsini Allah’a Teslim Edenler)
ÂLİ İMRÂN-7: ...Ve onun tevîlini Allah’dan başka kimse bilmez ve ilimde rusuh sahipleri ise: “Biz O’na îmân ettik, hepsi Rabbimizin katındandır” derler, onları da tezekkür edemezler, sadece Ulûl’elbab.
Allahû Tealâ her devirde devrin imamına vahyediyor. Eğer peygamberse devrin imamı, asaleten devrin imamıdır. Enbiyâ 73'te zaten Allahû Tealâ onun ona vahyettiğini söylüyor.
Ama her devirde devrin imamı asaleten devri imamı yok. Nitekim Peygamber Efendimiz (S.A.V) son nebî. Kendisinin ardından nebî gelmeyecek ama kıyamete kadar hep devrin imamı var olacak.
Nitekim Peygamber Efendimiz de ifade etmiş. Hadîs-i şerifte ne diyor? Benden sonra nebî gelmeyecek ama imamlar, halifeler gelecek. O zaman Resûlullah son nebî. Nebî imam olmayacağına göre kavim resulleri arasında seçilen bir velî imam var.
İşte o velî imam Allah'tan zaten vahiy alıyor. Çünkü kime vekâlet ediyor? Nebî resûlüne vekâlet ediyor.
Nebî resûl vahiy alıyor mu? Evet. Onun yerine vekâlet olan da vahiy alıyor.
Kavim resûlleri zaten Allahû Tealâ, biz onlara vahyediyoruz diyor Cuma 2'de. Cuma 2'de: "Ümmiler arasında kendilerinden bir resûl bahseden, gönderen O'dur. Onlara âyetleri tilavet eder." Cuma 2, Nahl 36, buna ilaveten Yûnus 2'yi buraya ilave edelim orada vahiy geçiyor. Burada da bizzat onu söylüyor.
10/YÛNUS-2 E kâne lin nâsi aceben en evhaynâ ilâ raculin minhum en enzirin nâse ve beşşirillezîne âmenû enne lehum kademe sıdkın inde rabbihim, kâlel kâfirûne inne hâzâ le sâhırun mubîn(mubînun).
Onlardan bir adama, "insanları uyarması, âmenû olanları (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenleri) müjdelemesi" için vahyetmemiz insanlara acaip (garip) mi geldi? Muhakkak ki onlar için, Rab’lerinin yanında (katında) sıddıklar makamı vardır. Kâfirler şöyle dediler: “Muhakkak ki bu, mutlaka apaçık bir sihirbazdır.”
Burada da bizzat onu söylüyor. Bir kavim resûlü ve burada Allahû Tealâ'dan vahyi alıyor. Tevbe 71'de keza öyle. Ve Âli İmrân 103, 114'te de yine maruf münkerden nehyedenler var. Şimdi de onlar da, sâlihler Allah'tan vahiy alıyorlar.
Muhlisler yine Allahû Tealâ'dan vahiy alıyor. Ve Âli İmrân Suresi'nin 7. âyet-i kerimesi ulûl’elbab da Allah'tan vahiy alıyor. Öyleyse her devirde 6 grup insan var ki onlar Allah'ın vahyine mazhardırlar.
Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa da bu ulûl’elbabdan birisi olabilir ki o zaman Allahû Tealâ onunla konuşur, diyor ki böyle böyle. Allah razı olsun.