Muhterem Hocam, başka galaksilerde, başka gezegenlerde insan dışında yaşayan varlık var mıdır?

Soru

Muhterem Hocam, başka galaksilerde, başka gezegenlerde insan dışında yaşayan varlık var mıdır?

Cevap

"Evet. Kesinlikle vardır. Tam 27 tane âyet, bizim dışımızdaki gezegenlerde de hayatın var olduğunu Allahû Teâlâ bize bu âyetlerde açıklıyor. İşte 28 tane âyet:

BAŞKA ALEMLERDE HAYAT VAR – 1 (28 AYET)

ÂLİ İMRÂN-5

Muhakkak ki Allah’a yeryüzünde (hiç) bir şey gizli değildir ve gökte de...

MÂİDE-17

... Göklerde, yerde ve ikisinin arasında bulunan herşeyin mülkü Allah’ındır. O, dilediğini yaratır. Allah (c.c.), herşeye kaadirdir.

MÂİDE-18

... Göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunan herşeyin mülkü Allah’ındır. Ve varış O’nadır (ulaşılacak makam O’nun Zat’ıdır).

HİCR-85

Biz semaları ve yeryüzünü ve o ikisinin arasındaki şeyleri, başka bir şey için yaratmadık. Ancak hak ile yarattık...

MERYEM-65

Semaların, yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin Rabbidir. Öyleyse O’na kul ol...

TÂHÂ-6

Semalarda ve arzda ve ikisinin arasında ve de nemli toprağın altında olanlar, O’nundur.

ENBİYÂ-4

(O şöyle) dedi: “Benim Rabbim, semadaki ve yerdeki sözü bilir. Ve O, (en iyi) işiten, (en iyi) bilendir.”

ENBİYÂ-16

Biz; yeri, göğü ve ikisinin arasındaki şeyleri, oyun (eğlence) olsun diye yaratmadık.

ENBİYÂ-19

Semalardaki (göklerdeki) ve arzda (yerdeki) bütün kişiler, O’nundur. ...

FURKAN-59

Gökleri ve arzı (yeryüzünü) ve ikisi arasındakileri altı günde yaratan O’dur. ...

ŞUARA-24

(Musa A.S): “Eğer yakin (hasıl ederek) inanırlarsanız; (O), göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir.” dedi.

ŞUARA-28

(Musa A.S): “Eğer akletmiş olsanız, şarkın ve garbın (doğunun ve batının) ve ikisi arasındakilerin de Rabbidir.” dedi.

RUM-8

... Allah gökleri ve yeri ve ikisinin arasındaki şeyleri ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre ile yarattı…

SECDE-4

O Allah ki; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde halketti (yarattı). Sonra arşa istiva etti.

Âli İmrân Suresi'nin 5. âyet-i kerimesinde: “Allah'a yeryüzünde hiçbir şey gizli değildir.” Göklerde ve yerde olanlar diye devam ediyor.

Mâide Suresi'nin 17. âyet-i kerimesinde: “Göklerde olanlar, yerde olanlar ve ikisinin arasında bulunan herşeyin mülkü Allah'ındır.” Öyleyse yerde olanlar belli, gökte olanlar da var ve bunların ikisinin arasında olanlar da var.

Mâide 18, Hicr 85, Meryem 65, Tâhâ 6, Enbiyâ 4 ve Enbiyâ 16...

Bizim literatürde Sirius Yıldızı diye geçen ama Kur’ân-ı Kerim'deki karşılığı Şira olarak geçiyor. Necm Suresi'nin, yanılmıyorsam, 49. âyet-i kerimesine baktığımız zaman ne görüyoruz? Bu âyette:

BAŞKA ALEMLERDE HAYAT VAR – 2 (28 AYET)

SÂFFÂT-5

Göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. Ve doğuların (da) Rabbidir.

SAD-10

Ya da göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü onlara mı ait? O zaman sebepler (yollar, vasıtalar) bulup yükselsinler.

SAD-27

Ve gökyüzünü, arzı ve ikisi arasındaki şeyleri bâtıl (boşuna) yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Artık ateş sebebiyle (azap edilecekleri için) inkâr edenler.

SAD-66

Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, Aziz’dir (yüce ve üstün), Gaffar’dır (çok mağfiret eden).

ZUMER-46

De ki: “Allah’ım! Gökleri ve yeri yaratan, gaybı (görünmeyeni) ve görüneni bilen Sensin. ...

ZUHRUF-85

O, öyle yüce ve mübarektir ki, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü O’nundur. O saatin (kıyamet vaktinin) ilmi, O’nun indindedir. ...

DUHAN-7

Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Eğer siz yakin sahibi iseniz.

DUHAN-38

Ve gökleri ve yeri ve ikisi arasındakileri, oyun olsun diye yaratmadık.

AHKAF-3

Gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. Ve bilinen (tespit edilen) bir zamana kadar...

KAF-38

Ve andolsun ki, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yarattık. Ve Bize (hiç)bir yorgunluk dokunmadı.

MUCADELE-7

Allah’ın göklerde ve yerde olan herşeyi bildiğini görmedin mi? ...

TALAK-12

... yedi kat gökleri ve yerden de onların misli kadarını (yedi kat yerleri) yarattı. ... emir, onların arasında (gökler ve yerler arasında) devamlı iner.

NEBE-37

(Allah) göklerin ve yerin ve onların arasında bulunanların Rahman olan Rabbidir. (Hiç kimse) ondan bir hitaba mâlik değildir.

NECM-49

Ve muhakkak ki, Şira’nın (Şira Yıldızı’nın) Rabbi O’dur.

“Şira yıldızının Rabbine yemin ederim O'dur.” Göreceğiz ki bu zaten o gezegenden teknolojik olarak bizden üstün, o gezegende yaşayanlar evet, "Muhakkak ki, Şira’nın (Şira Yıldızı’nın) Rabbi O’dur." Yani bizim şu anda kaynaklarda Sirius Yıldızı diye geçiyor ama Kur’ân-ı Kerim'deki karşılığı Şira.

Oradan teknik itibarıyla bizden üstün olan o insanlar, uzay hava gemileriyle bu dünyaya gelip ziyaret ediyorlar. Uçan daireler olarak onlar burayı ziyaret ediyor. Uçan dairenin sırrı, kinetik enerjiyle, itilmiş enerjisiyle bir yerden bir yere gitmeyi, nakletmeyi ifade etmiyor.

Sevgili kardeşlerim 100 milyar galaksi, her galakside 100 milyar yıldız hepsi sizin için. “E ben oraya gitmiyorum, nasıl benim için olabilir?” derseniz, aslında her gece oralara gidiyorsunuz. Ama hız kanunlarını bilmediğiniz için Allahû Teâlâ da size hatırlatmadığı için buradan oralara giderken buradaki şeyleri unutuyorsunuz. Işık duvarından geçerken, oradan da tekrar vücudunuza dönerken yine ışık duvarından geçiyorsunuz, oradan gelenleri unutuyorsunuz. Ama bazıları hariç...

İşte Resûlullah (S.A.V) Efendimiz'in 3 çeşit rüyadan bahsettiğini biliyoruz. Kâbus nevinden rüyalar, dünya talebiyle oluşan rüyalar, bir de müjdeli rüyalar diye 3 çeşit rüyadan bahsediyor Allah'ın Resûlü hadîslerinde. Asıl olan müjdeli rüyadır. Müjdeli rüyalar Allah'ın mesajlarını içeriyor ve nübüvvet muhtevasının 46/1 cüzü müjdeli rüyalardan oluşuyor.

O zaman sevgili kardeşlerim, bizim dışımızda da o gezegenlerde hayat var mıdır? Evet, var olanlar var. Ama hiçbir hayatın mevcut olmadığı başka gezegenler de var. Onlar da bizim gibi cin ve insanlardan oluşuyor. Yalnız fiziki olarak farklılıkları vardır. O muhteva içerisinde belki o gezegenin teşkil ettiği elementler sistemine bağlı bir dizaynı ifade ediyor.

İşte uçan daireler dünyamızı ziyaret ederken üç muhteva içerisinde yer alıyorlar. Işık hızının altındaki hızlarda görünüyorlar. Daha sonra ışık hızına geçerek ışık olarak görünüyor ve ondan sonra kayboluyorlar. Kur’ân-ı Kerim'in muhtevasına baktığımız zaman Allahû Teâlâ'nın da hız kanunları itibarıyla üç çeşit hızdan bahsettiğini görüyoruz: Işık hızının altındaki hızlar, ışık hızı ve sonsuz hız. Nötrinolar sonsuz hızın ispat vasıtalarıdır. Fotonlar ise ışık hızını ifade ediyor. Ve ışık hızının altındaki bütün hızlar elektron ve karşıt elektronları oluşturuyor.

Öyleyse Kur’ân'ın bütünü içerisinde yer aldığımız zaman kuantumun kökleri, temelleri Kur’ân-ı Kerim'in içerisinde yer alıyor. İnsanlar Kur’ân-ı Kerim'i Allah'ın gözlükleriyle öğrenmedikleri için, incelemedikleri için, bilmedikleri için devamlı gayba taş atıyorlar, zanda bulunuyorlar. Evet sevgili kardeşlerim, ben bir fizikçiyim. Bize öğretilen Einstein fiziği. Yani dâhi olarak kabul edilen Einstein, ışık hızından daha üst seviyede bir hız yok diye söyledi. Biz de buna inandık ve öğrendik. Ama Kur’ân-ı Kerim'e baktığımız zaman bunun böyle olmadığını görüyoruz.

De Broglie'nin ifade ettiği, “Her elektrona bir dalga eşlik ediyor.” olayı aslında gerçekte bu âleme ait olmayan karşıt elektronlardan bahsediyor. Muhtevayı incelediğiniz zaman maddenin en küçük yapısı olan elektronların ve karşı elektronların Kur’ân âyetlerinde net olarak anlatıldığını sizlere %100 söyleyebilirim.

İşte en küçük atom hidrojen atomu merkezinde bir proton, etrafında 10 üzeri 12 cm uzaklıkta bir elektron. Elektronların bir kısmı merkezî çekirdek etrafında dolanıyorlar, bir kısmı da çekirdekte kendi etraflarında bir hareketin içindeler. Ama bütün elektronlar hareket hâlinde.

Elektronlar; çekirdek etraflarında dönerken her yarım turda bir Allah’ı tesbih ederler. Böylelikle Allah’ın katından 1 çift Nötrüno (Rahmet) denilen enerji parçacığı hızla gelip, Enerjilerini Elektrona aktarırlar. Bu da Elektronun tekrar yarım tur atmasını sağlar, bu işlem yaklaşık saniyede 120 milyon kez gerçekleşir.

Allahû Tealâ’yı yerlerde ve göklerde olan herşey zikreder.

17/İsrâ–44: Tusebbihu lehus semâvâtus seb’u vel ardu ve men fîhinn (fîhinne), ve in min şey’in illâ yusebbihu bi hamdihî ve lâkin lâ tefkahûne tesbîhahum, innehu kâne halîmen gafûrâ (gafûren).

7 kat gökler ve yeryüzü ve onlarda bulunanlar, O’nu (Allah’ı) tesbih ederler. O’nu hamd ile tesbih etmeyen bir şey yoktur. Ve fakat onların tesbihlerini siz fıkıh edemezsiniz. Muhakkak ki O; Hakîm’dir, Gafûr’dur (mağfiret edendir). Elektronlar yaklaşık saniyede 60 milyon kez döner, 120 milyon kez zikreder ve rahmet alır.

Ve Maxwell bu elektronları keşfettiği zaman diyorlar ki: “Yahu, bu elektronlar hep hareket hâlinde. Bir nesnenin hareket hâlinde olabilmesi bir itiş enerjisine bağlı. Acaba bu parçacıkları hareket ettiren şey ne?” İşte Maxwell'in bilmediği ama Kur’ân-ı Kerim'de yer alan o elektronları hareket ettiren enerjinin, nötrinoların tesbih muhtevası içerisinde daima onlara ulaştırdığı Allah’ın enerjisini Allah âyetlerde ifade ediyor. İsrâ Suresi’nin 44. âyet-i kerimesi:

“7 kat gökler, yerler ve bunların arasındakilerin hepsi Allah’ı tesbih ediyor.”

Tesbih nedir? Zikir nedir? Serbest irade sahibi insanların Allah’ın ismini “Allah, Allah, Allah” diye art arda tekrar etmesine Allah zikir diyor. Ve Allah’ın bütün insanlar için vaaz ettiği mutluluk işte bu zikre dayalıdır. Sahâbe birbirinin can düşmanı iken Allah Resûlü’nün öğretisiyle evvela az zikirle başladılar. Müzzemmil 8:

73/MUZZEMMİL-8 Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).

Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.

Allah’ın ismiyle zikret ve herşeyden kesilerek Allah’a dön. İkinci zikir: “Allah’ı çok zikret.” Ahzâb 41:

33/AHZÂB-41 Yâ eyyuhâllezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ(kesîran).

Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikirle (günün yarısından fazla) zikredin.

Çok zikirle zikret. Bu da en az 13 saat zikri ifade ediyor. Nisâ 103:

4/NİSÂ-103 Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alâl mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten).

Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken (yatarken), (devamlı) Allah'ı zikredin! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkânıyla kılın. Muhakkak ki namaz, mü'minlerin üzerine, "vakitleri belirlenmiş bir farz" olmuştur.

Daimî zikret. Otururken, ayaktayken, yan yatarken devamlı Allahû Teâlâ’yı zikret.

Sevgili kardeşlerim, Allah İsmi bir şifre. Bir elif, iki lâm ve bir he’den oluşan Allah İsmi bir şifre. Bu şifreye bir dalga eşlik ediyor. Ve kim bu İsmi tekrar ederse, ama istisnasız kim, nerede bu İsmi tekrar ederse iradesiyle mutlaka Allah’ın katından bir çift enerji onun göğsüne geliyor. Ama eğer o kişi Allah’a ulaşmayı dilemişse, o enerji gelen rahmet ve fazl rahmetin bir kısmı kalbe sızıyor ve kişiyi huşû sahibi kılıyor. Ama kalpten Allah’a ulaşma dileği yoksa o zaman enerji geldiği gibi tekrar hiçbir vazife yapmadan gerisin geri dönüyor. Yani biz insanlar, eğer Allah’ın rahmetinden faydalanmak istiyorsak mutlaka kalpten Allah’a ulaşmayı dileyeceğiz.

Onun için Allah dostları Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyenlerdir. İşte Allah’ın rahmetinin insan mutluluğu için ne menem bir şey olduğunu âyetler bize ifade ediyor. İki grup insan var. Her devirde Allah’ın rahmetinden ümit kesenler, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyenler.

ALLAH’IN RAHMETİNDEN ÜMİT KESENLER

1. HİCR-56 "Dalâlette olanlardan başka, kim Rabbinin rahmetinden ümidini keser?" dedi.

RA'D-27 Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).”

2. ANKEBUT-23 Allah'ın âyetlerini ve O'na mülâki olmayı inkâr edenler; işte onlar, rahmetimden ümidi kestiler. Ve işte onlar ki; onlar için elîm azap vardır.

3. KEHF-105 İşte onlar, Rab'lerinin âyetlerini ve O'na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah'a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu. Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.

ALLAH’IN RAHMETİNDEN ÜMİT KESMEYENLER

1. ZUMER-53 De ki: "Ey nefsleri üzerine israf yüklemiş kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Muhakkak ki Allah, günahların hepsini mağfiret eder. O, muhakkak ki O; Gafûr'dur, Rahîm'dir."

ZUMER-54 Ve Rabbinize (Allah'a) yönelin (ruhunuzu Allah'a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O'na (Allah'a) teslim olun. (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.

2. EN'ÂM-12 De ki: “Semalarda ve yeryüzünde olan şeyler kimin?” “Hepsi Allah’ındır!” de. Allahû Tealâ, kendi üzerine rahmeti yazdı. Hakkında şüphe olmayan kıyâmet gününde, sizleri mutlaka toplayacak. O kimseler ki; nefslerini hüsrana düşürdüler, onlar mü’min değildirler.

EN'ÂM-54 …“Selâm üzerinize olsun. Rabbiniz, kendi üzerine "rahmeti" yazdı. Öyle ki; sizden, kim cahillikle bir kötülük yapar, sonra onu yaptıktan sonra tövbe eder ve ıslâh olursa, o taktirde muhakkak ki O (Allah), Gafur’dur, Rahîm'dir.”

3. ZUMER-17 Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

Kimdir Allah’ın rahmetinden ümit kesenler? Dalâlette olanlar, Allah’a ulaşmayı dilemeyenler. Ra'd 27.

Kimdir Allah’ın rahmetinden ümit kesenler? Âyetleri inkâr edenler, Allah’a ulaşmayı dilemeyenler.

Kimdir Allah’ın rahmetinden ümit kesenler? Allah’a ulaşmayı dilemeyenler, amelleri boşa gidenler.

İşte şu anda Allah için insanlar bir şey yaptığını zannetse bile farkında olmadan kişi kalpten Allah’a ulaşmayı dilemiyorsa amelleri boşa gidiyor. Kalpten Allah’a ulaşmayı dilemiyorsa âyetleri inkâr ediyor. Kalpten Allah’a ulaşmayı dilemiyorsa Allah’ı dilemiyor, dünya hayatını diliyor. Ve bu hâldeki insanların mutluluğa ulaşması imkânsız.

Ama sevgili kardeşlerim, bakın Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyenler onlar kimlerdir? Zumer 53’te. Kâinat kadar günahınız olsun muhterem misafirler, sevgili kardeşlerim, kâinat kadar günahınız olsun; Allah’ın rahmeti bütün kâinatı kuşatmıştır. O bütün kâinatı kuşatan Allah’ın rahmetinden faydalanmak istiyorsanız Allah sizden sadece bir kalbî dilek istiyor. Kalpten Allah’a ulaşmayı dileyeceksiniz. Bunun cevabı Zumer 53'te.

Zumer 54’e göre: Kalpten Allah’a ulaşmayı dilediğiniz an mutlaka sizi teslime götürür ve Allah’ın yardımını almaya başlarsınız. Ve Allah’ın yardımıyla mutlulukları yaşamaya başlarsınız.

Şimdi konferansımızın konusunu ve başını teşkil eden kâinatın sırrı olan sevgiye gelelim. Allahû Teâlâ herşeyi sevgiyle yaratmış. Sevgiyi yaşamamızı istiyor ve sevgiyi öğrenmemizi istiyor. Sevgi, sevgi ve sevgi... 7 safha sevgiden bahsedebiliriz.

Bakın, îmânın en sağlam kulbu kesinlikle sevgidir. Allah Resûlü buyuruyor ki: “Korkan, korktuğundan kaçar. Seven, sevdiğine yaklaşır.”

Biz size neyi teklif ediyoruz? Diyoruz ki: “Kalpten Allah’a ulaşmayı dileyin.” Öyleyse kalpten Allah’a ulaşmayı dilemek, Allah sevgisinin alâmeti fahrikasıdır, ispat vasıtasıdır. Kim kalpten Allah’a ulaşmayı diliyorsa istisnasız o Allah’ı seviyor. Ama kalpten Allah’a ulaşmayı dilemeyenler, dilden dileseler asla Allah’ı sevdiğini iddia edemezler.

Öyleyse Allah’ı sevmeyen insanları sevebilir mi? Hayır. Ama Allah’ı seven mutlaka insanları sever.

İşte Yûnus: “Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü.” Ve Kur’ân-ı Kerim’de yer alan âyetlerde 7 safha sevgiyi ve mutluluğu görüyoruz.

SEVGİ MUTLULUĞUN ANAHTARIDIR, YÜCELMENİN MERDİVENİDİR.

7 SAFHA SEVGİ VE MUTLULUK

1. KASAS-56 Muhakkak ki sen, sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin (onun ruhunu Allah’a ulaştıramazsın). Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Ve O, muhtedileri (hidayete erenleri) daha iyi bilir.

2. ÂLİ İMRÂN-31 De ki: “Eğer siz Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbi olunuz ki Allah da sizi sevsin ve sizin günahlarınızı mağfiret etsin (sevaba çevirsin). Ve Allah ‘Gafur’dur, ‘Rahîm’dir.”

3. MÂİDE-54 Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Sizden kim dininden dönerse, o zaman Allah onun yerine (başka) bir kavim getirecektir öyle ki, (Allah) onları sever ve onlar da O’nu (Allah’ı) severler...

4. BAKARA-195 Ve (mallarınızı) Allah yolunda infâk edin (başkalarına verin)! Ve de kendi elinizle (kendinizi) tehlikeye atmayın! Ve ahsen olun! Muhakkak ki Allah, muhsinleri sever.

5. HAŞR-9 Ve onlardan önce (Medine’yi) yurt edinmiş olup kalplerinde îman yerleşmiş olanlar, kendilerine hicret eden kimseleri severler...

6. HUCURAT-7 Ve aranızda Allah’ın Resûlü olduğunu biliniz. Eğer işlerin çoğunda size itaat etseydi, mutlaka sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size îmânı sevdirdi ve onu kalplerinizde müzeyyen kıldı. Küfrü, fıskı ve isyanı size kerih gösterdi. İşte onlar, onlar irşad olanlardır.

7. ÂLİ İMRÂN-119 İşte siz (mü’minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz.

Evvela Allah’a ulaşmayı diliyorsunuz. Kesinlikle Allah’ı seven birisisiniz. Sonra Allah buyuruyor ki: “Beni seviyorsanız Benim sizin için tayin ettiğim mürşidime, resûlüme, peygamberime tâbî olun.” Tâbî olduğunuz an o zaman Allahû Teâlâ da sizi sever. Tâbî olduğunuz an O'nun zikriyle daha üst seviyeye ulaşırsınız. Ve en sonunda sadece insanın Allah’ı sevdiği bir muhteva içerisinde hayatı yaşamaya başlarsınız. Bu daimî zikirdir. Ve sonra irşada ulaşırsınız. Ve sonra Allah’ı o kadar seversiniz, hayran olursunuz ki iradenizi de Allah’a teslim edersiniz.

İşte sevgili kardeşlerim, Allah’ın dostlarının yaşadığı hayat; evvela Allah’tan hoşlanmak, sonra Allah’ı sevmek, sonra Allah’a âşık olmak, sonra da Allah’a hayran olmak. İşte bu muhteva içerisinde insanları sevmeye başlıyorsunuz ve sevdiğinizin kusurlarını görmüyorsunuz sevgili kardeşlerim, onun için Mevlânâ: “Kusurları bağışlamakta gece gibi ol.” diyor.

Siz insanların kusurlarıyla meşgul değilsiniz. Çünkü siz şunu biliyorsunuz: Allah insanı çok seviyor. İnsan Allah’ı temsil ediyor. Ve insan Allah’ı temsil ediyorsa siz insanı severseniz Allah’ın sevgisine mazhar olursunuz.

O zaman şu anda siz salonda beni dikkatle dinleyen sevgili misafirler, muhterem kardeşlerim; Allahû Teâlâ sizin mutluluğunuzu bu salondakilerle garanti etmek üzere, dışınızda kaç kişi kardeşimiz varsa onların hepsini sizin mutluluğunuz için göndermiş. Gönderen O. Sizi burada, bu saniye, bu zaman dilimi içinde, bu mekânda, bu zamanda bir araya getiren O. Allah izin vermediği taktirde... Allah’ın izni ve takdiri içerisinde herşey gerçekleşiyor. O olmadığı takdirde mümkün değil. Öyleyse hamd edin, şükredin ki dışınızdaki ne kadar insan varsa onların hepsi sizin mutluluğunuzun bir anahtarı, bir kapısı. Onlara hangi sevgiyi, mutluluğu verirseniz kat ve katını siz yaşarsınız.

“İyilik yap, denize at. Balık bilmese Hâlık bilir.” Öyleyse Rabbimiz bizden birbirimizi sevmemizi, bir olmamızı, beraber olmamızı ve birbirimizle yardımlaşmamızı istiyor.

İşte sahâbe birbirinin can düşmanıyken Resûlullah’ın öğretisiyle, Kur’ân öğretisiyle, Kur’ân yaşamıyla Asr-ı Saadet’e ulaştılar. Hepsi can dostu oldular.

Çok mu zor? Hayır sevgili kardeşlerim. Sadece biz diliyoruz, geri kalan herşeyi Allah gerçekleştiriyor."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 13 Eylül 2026Son güncelleme: 10 Ekim 202615 dk okuma12