Muhterem Hocam, başka insanlarla olan ilişkilerimizde nasıl bir düşüncede olmalıyız?
Soru
Muhterem Hocam, başka insanlarla olan ilişkilerimizde nasıl bir düşüncede olmalıyız?
Cevap
Allahû Teâlâ’nın Kur’ân-ı Kerim’de vaz ettiği geniş yelpaze içindeki davranış biçimleri şöyle sıralanabilir: Şeriat, tarikat ve hakikat.
Şeriat kısası, tarikat affı ve hakikat kötülüğe karşı hayırla mukabele etmeyi ifade ediyor. Âyetlere baktığımız zaman bunu net olarak görüyoruz.
Şûrâ Suresi’nin 40. âyet-i kerimesinde: “Bir kötülüğün cezası onun misliyle kötülüktür.” buyuruluyor.
42/ŞÛRÂ-40 Ve cezâu seyyietin, seyyietun misluhâ, fe men afâ ve asleha fe ecruhu alâllâh(alâllâhi), innehu lâ yuhıbbuz zâlimîn(zâlimîne).
Bir kötülüğün cezası onun misli kadar kötülüktür. Fakat kim affeder ve ıslâh ederse artık onun ecri (mükâfatı) Allah’a aittir. Muhakkak ki O (Allah), zalimleri sevmez.
Bu, şeriatı ifade ediyor. Ama kim affederse o da tarikattır ve ıslah ederse o da hakikattir. O zaman ecir Allah’a aittir.
Öyleyse bulunduğumuz seviye itibariyle henüz Allah’a ulaşmayı dilemiş, mürşide tâbi olmamış, nefs tezkiyesini yapmamışsak, davranış biçimimiz kısas muhtevası içinde yer alıyor. (Şeriat)
Mürşide tâbi olmuş, yedi kademede nefs tezkiyesini gerçekleştirmişsek, yapılan kötülüğün bizim için bir imtihan olduğunu düşünerek kötülüğe karşı kötülükle cevap vermiyoruz, affediyoruz. Bu da tarikatı ifade ediyor.
Daimî zikre ulaşmışsak da hakikate ermişizdir.
Yûnus onun için diyor: “Uslu değil delidir halka salusluk satan.” Nefsini Müslüman etsin varsa kerameti... yani marifet, nefsi Müslüman etmek.
Başkalarıyla kendimiz arasında bir eşitlik sisteminin mutlak var olduğunu düşünün. Çevremize bizden ne ulaşırsa, onlardan bize sadece o geri döner. Allah’tan gelen de ilavesidir.
Allah’ın bize teslim ettiği mutluluk anahtarını mutsuzluğu oluşturmak için mi kullanıyorsunuz, yoksa mutluluğu oluşturmak için mi kullanıyorsunuz, onu düşünün.
Eğer Allah’ın gözlükleriyle bakabiliyorsanız herkes sizin için bir mutluluk vasıtasıdır. Eğer şeytanın gözlükleriyle bakıyorsanız herkes de sizin için bir mutsuzluk vasıtasıdır.
Bu dizaynda seçim başkalarının değil, seçim bizlerin hakkıdır. Allahû Teâlâ bizi serbest iradeyle yaratmıştır. Bize zarar veren kişi veya zulmeden kişinin davranışlarından etkileniyorsak, bu noktada nefsimizin afetlerini Allahû Teâlâ bize haber veriyor. Yetmez, zulmeden taraf derecât kaybediyor; onun kaybettiği derecâtı biz kazanıyoruz. Öyleyse seçimi ona göre yapmamız lazım. Allah herşeye kaadirdir.