Muhterem Hocam, başkalarını mutlu ederek vazifelerini yerine getiren bir kişi, hak ettiği karşılığı mutlaka alır mı?
Soru
Muhterem Hocam, başkalarını mutlu ederek vazifelerini yerine getiren bir kişi, hak ettiği karşılığı mutlaka alır mı?
Cevap
Evet, çünkü Allahû Teâlâ'nın mutlak adaleti: Ne ekersen onu biçersin. Mutluluk ekersen, mutluluk biçersin, mutsuzluk ekersen mutsuzluk biçersin.
Nasıl başkalarını mutlu ettiğimizde, mutluluk ondan gelmese de bir başkasından mutlaka bize ulaşıyorsa, mutsuzluk da tıpkı bunun gibi. Kimi mutsuz edersek, onun da mutlaka başka birisinden veya kendisinden karşılığı bize dönecektir.
Başkalarına en iyi davranışları sunmak yetmez. Onlardan beklediğimiz karşılığı almayı düşünmek, nefsimizin kibir afetinin, gurur afetinin, birtakım taleplerin bütün boyutlarıyla geçerli olduğunu gösterir. Tasavvufta, bu büyük bir hatadır.
İslâm'ı yaşamakta bir temel kanun var: Kendi sahanızda kalacaksınız, başkalarının sahasına geçmeyeceksiniz. O sebeple eğer olay buysa, başkalarına iyilik yapmak, onları mutlu etmek; bunun karşılığında da onlardan bir karşılık beklemek, bu nefsânî bir taleptir. İyilik yap, denize at; balık bilmese, Halık bilir.
İslâm'ı yaşamakta ki kanun: Kendi sahamızda kalmak, başkalarının sahasına geçmemek. Biz sadece bize düşeni yapacağız. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, ona karışmayacağız, etkilenmeyeceğiz.
Biz onlardan bir beklenti içinde olsak da olmasak da onları mutlu edecek olan olayları ulaştırmaya devam edeceğiz.