Muhterem Hocam, başkasını mutlu etmemiz gerektiğini Efendimiz'den öğrendik. Peki bu mutlu etmek, bir insanın maddî ihtiyaçlarını karşılamak gibi dünyevî konular için mi anlamalıyız
Soru
Muhterem Hocam, başkasını mutlu etmemiz gerektiğini Efendimiz'den öğrendik. Peki bu mutlu etmek, bir insanın maddî ihtiyaçlarını karşılamak gibi dünyevî konular için mi anlamalıyız, yoksa bir insana tebliğ yapmamız mı?
Cevap
Her ikisini de içeriyor sevgili kardeşim.
Allahû Tealâ: "Herkesi Allah'a davet edin." diyor ama Allahû Tealâ Tevbe Suresinin 60. âyet-i kerimesinde: "Kalbi İslâm'a ısındırılacak olanlara da zekâtınızı verin." diyor.
9/TEVBE-60: İnnemas sadakâtu lil fukarâi vel mesakîni vel âmilîne aleyhâ vel muellefeti kulûbuhum ve fîr rikâbi vel gârimîne ve fî sebîlillâhi vebnissebîl(vebnissebîli), farîdaten minallâh(minallâhi), vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
Muhakkak ki; sadaka, Allah'tan bir farz olarak fakirler ve miskinler (yoksullar) ve memurlar (zekât toplayıcılar) içindir. Ve kalpleri (İslâm'a) ısındırılacak olanlara ve kölelere (harcamaya) ve borçlulara ve Allah yolunda (olanlara) ve yolculara aittir. Ve Allah, bilendir, hüküm sahibidir.
Yani maddî yardım da söz konusu. Bakın ne diyor:
"Muhakkak ki sadaka, Allah'tan bir farz olarak fakirler, miskinler, memurlar, zekât toplayıcıları, kalpleri İslâm'a ısındırılacak olanlar içindir."
Öyleyse her ikisini de yapacaksın. Mutlu etmek istiyorsan Allah'a davet edeceksin. Zikre başlasın ve onun bir ihtiyacı varsa da onu karşılamak üzere sana veriliyor.