Muhterem Hocam, bazen kardeşlerimiz tebliğ yaparken insanlar sıkılıyor. Kardeşimizi kırmadan tebliği kısa tutmasını nasıl anlatmalıyız?
Soru
Muhterem Hocam, bazen kardeşlerimiz tebliğ yaparken insanlar sıkılıyor. Kardeşimizi kırmadan tebliği kısa tutmasını nasıl anlatmalıyız?
Cevap
Evet sevgili kardeşlerim, bu tebliğ olayında doktorun hastayla ilişkisi gibi düşünmemiz lâzım. İnsanlar huzursuz ve mutsuz; ve tebliğ yapan kardeşimiz de huzursuz ve mutsuz olan bu insanlara huzur ve mutluluğa ulaşmaları meyanında bir reçete takdim ediyor.
Öyleyse reçeteyi doktorun yazabilmesi, biraz da onu dinlemesine ve vakti gerçekten kısa tutmasına bağlı. Mesela bir doktor günde 50 hastayı alıyorsa, onlarla konuşup reçete yazıyorsa, tedavi ediyorsa, ona göre tebliğ yaparken kardeşimiz de vakti ona göre ayarlamalı ve her zaman insanları sıkmadan Allah’ın güzelliklerini onlara anlatabilmeliyiz.
Tebliğ ile alâkalı 7 tane âyet-i kerimemiz var. Bunların başında Resûlullah Efendimiz (S.A.V) buyuruyor: “Herkese aklı ölçüsünde hitap ediniz. Aklı olmayanın dini yoktur.”
TEBLİĞ ÂYETLERİ - (GÜZEL SÖZ İLE)
1. NAHL-125: Rabbinin yoluna (Allah’a ulaştıran yola, Sıratı Mustakîm’e) hikmetle ve güzel (pozitif dereceler kazandıracak) öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O’nun yolundan (Sıratı Mustakîm’den) sapanları ve hidayete erenleri bilir.
2. İSRÂ-53: Ve kullarıma de ki: “En güzeli (sözü) söylesinler!” Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır.
3. TÂHÂ-44: O zaman ona, yumuşak söz söyleyin. Böylece o, tezekkür eder (anlar) veya huşû duyar.
4. ANKEBÛT-46: Ve kitap ehli ile onlardan zulmedenler hariç, en güzel olandan başka bir şekilde mücadele etmeyin. Ve “Biz, bize indirilene ve size indirilene îmân ettik. Bizim İlâhımız ve sizin İlâhınız birdir (aynıdır). Ve biz, O’na teslim olanlarız.” deyin.
5. EN’ÂM – 108: Allah’tan başkasına dua edenlere sövmeyin, aksi halde ilimleri olmadan, haddi aşarak Allah’a söverler. İşte böyle bütün ümmetlere amellerini süsledik. Sonra dönüşleri Rab’lerinedir. O zaman, yapmış oldukları şeyi onlara haber verecek.
6. FURKAN-57: De ki: “Ben sizden onun için (tebliğ için) dileyen kimsenin, Rabbine ulaştıran bir yol edinmesinden başka bir ecir (karşılık) istemiyorum.”
ŞUARA-127: Ve ona (tebliğime) karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece âlemlerin Rabbine aittir.
7. BAKARA-256: dinde zorlama yoktur. İrşad yolu gây yolundan açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır...
Yûnus-99: Ve şâyet senin Rabbin dileseydi, yeryüzünde olan kimselerin hepsi elbette topluca îmân ederlerdi. Yoksa sen, insanları mü’min(ler) oluncaya kadar zorlayacak mısın?
Öyleyse herşeyden evvel tebliğ herkese yapılır ama henüz Allah’a ulaşmayı dilemeyen insanlara tebliğ yapıldığı zaman mutlaka yumuşak sözle hitap etmek, onlardan ücret talep etmeden Allah’a giden bir yol tutmak istikametinde, sadece örnek olmak gerekir. Ve muhatabın kutsallarına negatif söz söylememek: Herkesin farklı bir inancı vardır, kendi kutsalı vardır ama o kutsala sövmeden, onlarla cidalleşmeden, onlara tatlı söz söyleyerek tebliğ yapılması asıldır.
Allah katında en kıymetli hazine zamandır. Ve “vakit nakittir” sözünden hareketle zamanı en güzel biçimde değerlendirmek, bu tebliğin Kur’ân’da anlatıldığı şekliyle en güzel şekilde icra etmek hepimizin görevi olması lâzım inşaallah.