Muhterem Hocam, bazı esnaf dükkânlarında şu ifadeler var: Allahû Zü'l-celâl şöyle hitap ediyor: ‘Dost istersen Kur’ân yeter. Dost istersen Allah yeter. Mürşid istersen Kur’ân yeter
Soru
Muhterem Hocam, bazı esnaf dükkânlarında şu ifadeler var: Allahû Zü'l-celâl şöyle hitap ediyor: ‘Dost istersen Kur’ân yeter. Dost istersen Allah yeter. Mürşid istersen Kur’ân yeter. Delil istersen Muhammed yeter. Meşgale istersen ibadet yeter. Zenginlik istersen kanaat yeter. Şeref istersen İslâmiyet yeter. İbret istersen ölüm yeter. Düşman istersen nefsin yeter. Bunlar da yetmezse cehennem yeter.’ Bu konuda ne buyurursunuz?
Cevap
Ne diyorsunuz sevgili kardeşlerim? Gerçekten de hemen başlayalım beraber…
“Dost istersen Allah yeter.” Siz Allah’ı dost edinmek istiyorsanız ne yapmanız lazım? Kalpten Allah’a ulaşmayı dilemeniz lâzım. Çünkü ne diyor Allahû Tealâ?
10/YÛNUS-62 E lâ inne evlîyâallâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, öyle değil mi?
“Mürşid istersen Kur’ân yeter.” Gerçekten Kur’ân bir mürşiddir ama sözüne uyulması hâlinde…
O zaman Kur’ân ne diyor? Mürşiddir Kur'ân. Kur'ân diyor ki: “Mürşidine tâbî ol.” diyor. Hangi âyetlerde söylüyor? Tekrar hemen Kur’ân da 7 tane âyet-i kerimede “Allah’a ulaşmayı dileyin.” diyor. Bakalım beraberce…
ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – ALLAH’I SEVENLER – SEBİLİ REŞAD ÜZERİNDE
1. BAKARA-46 …Rab’lerine muhakkak mülâkî olacaklarına....yakın derecesinde inanırlar.
BAKARA-156 …Biz muhakkak ki Allah için (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız)” derler.
2. BAKARA-249 …O kendilerinin muhakkak Allah’a mülâkî olacaklarını kesin olarak bilenler…
3. EN’ÂM-154 …onlar, Rab’lerine mülâkî olacaklarına inanırlar…
4. RA’D-2 …Ayetleri ayrı ayrı açıklar ki; böylece Rabbinize mülâkî olmaya yakîn hasıl edersiniz.
5. KEHF-110 …Kim Rabbine mülâki olmayı dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın…
6. ANKEBÛT-5 Kim Allah’a mülâkî olmayı dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir…
7. İNŞİKÂK-6 Ey İnsan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru cehd ile (nefsinle) cihad edersin. Sonunda O’na mülâkî olursun.”
ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – MÜRŞİDE TÂBİİ – TARÎK-İ VE SIRAT-I MÜSTAKİM ÜZERİNDE
1. ÂLİ İMRÂN-31 …Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin…
2. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir nîmet olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder...
3. MERYEM-43 …bana tâbî ol. Seni, Sıratı Sevîyye’ye hidayet edeyim.
RA’D – 7 …Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidayetçi vardır.
4. YÂSİN-21 (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir.”
5. MU’MİN-38 Ve âmenu olan adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.”
6. ZUHRUF-61 …Sakın şüphe etmeyiniz! Ve bana tâbî olun, işte bu Sırat-ı Müstakîm’dir.
7. CUMA-2 Ümmîler arasında kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder...
Bakara 46, 7 âyet-i kerimelerde Allah’a ulaşmayı dileyin diyor.
Bakara 249, ulaşmayı dileyin diyor.
En’âm 154 ulaşmayı dileyin… 7 âyet.
Allah’a ulaşmayı dileyen kişiye Allahû Tealâ mürşid gösteriyor 7 âyet:
“Gidin mürşidinize tâbî olun.” Bunlar Kur’ân’ın âyetleri mi? Evet. Bu âyetlere bizim tâbî olmamız gerekir mi? Evet. Eğer tâbî olursak Kur’ân bizim için mürşid. Eğer tâbî olmazsak Kur’ân mürşid olabiliyor mu? Hayır. İşte hemen âyet-i kerimeyi getireyim ki biraz daha iyi anlayasınız: Bakara 85:
2/BAKARA-85 Summe entum hâulâi taktulûne enfusekum ve tuhricûne ferîkan minkummin diyârihim, tezâharûne aleyhim bil ismi vel udvân(udvâni), ve in ye’tûkum usârâ tufâdûhum ve huve muharremun aleykum ihrâcuhum e fe tu’minûne bi ba’dil kitâbive tekfurûne bi ba’d(ba’dın), fe mâ cezâu men yef’alu zâlike minkum illâ hızyun fîl hayâtid dunyâ, ve yevmel kıyâmeti yureddûne ilâ eşeddil azâb(azâbi), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).
Sonra siz, öyle kimselersiniz ki birbirinizi öldürüyorsunuz, sizden bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz ve onlara karşı günah ve düşmanlıkta yardımlaşıyorsunuz. Eğer onlar, size esir olarak gelseler, onların yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış olduğu halde (onların yurtlarında kalmalarına izin vermeyip) fidye karşılığı değiştirirsiniz. Yoksa Kitab’ın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında ancak rezilliktir. Kıyâmet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine maruz bırakılır. Ve Allah, yaptığınız şeylerden gâfil değildir.
“Ve siz Kitab’ın bir kısmına îmân ediyor, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?” Bakın…
“Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?” Yani siz Kur’ân-ı Kerîm’e îmân ediyorsunuz ama Kur’ân-ı Kerîm’in mürşide tâbî olun âyetlerine ne yapıyorsunuz? Îmân etmiyorsunuz. O zaman siz Kur’ân-ı Kerîm’e îmân etmiş, mürşidi kabul ediyor musunuz? Etmiyorsunuz. Yani yuvarlak sözleri tekrarlamak bizi bir sonuca ulaştırmaz. Önemli olan onu kalbimize indirmek. İşte onun için Allah Resûlü (S.A.V): “Bu ümmet için en çok korktuğum şey diliyle âlim, kalbiyle cahil olanlardır.” buyuruyor.
Bu nesneyi çalıştığı yerdeki şirkete veya neresi ise bunu oraya asmanız, astığınız zaman bu kişi bunu okuduğu zaman kendisi faydalanabiliyor mu? İşte iblis insanları böyle kandırmış. Bir kere daha okuyalım ki net olarak anlayabilesiniz. ""Bir esnaf dükkânlarında"" şu ifade yani dükkâna bunları asmakla o zat-ı muhterem dükkân sahibi kişi;
Allah’ın dostu olabiliyor mu Allah’a ulaşmayı dilemezse?
Kur’ân-ı Kerim’i mürşid olarak kabul ediyor mu Mürşide tâbîiyet âyetlerini kabul etmezse?
“Delil istersen Muhammed yeter.” Kişi mürşidine tâbî olmazsa Peygamber Efendimiz’i mürşid olarak kabul etmiş oluyor mu? Ne diyor Allah dostu? “Yolun uğramadıysa Hz. Muhammed’e gitti kervan kaldın dağlar başında.” Yani senin Peygamber Efendimiz’e ulaşabilmen neyi gerektiriyor? Ruhlar kafilesine dahil olmanı gerekiyor. Ruhlar kafilesine dahil olman gerekiriyor. “Yolun uğramadıysa Hz. Muhammed’e gitti kervan kaldın dağlar başında.”
Dağ başında kim var? Nuh (A.S)’ın oğlu. Nuh (A.S)’ın oğlu ne yapmıştır da dağ başında kalmıştır? Allah’a ulaşmayı dileyip gemiye binmemiş. Öyleyse Allah Resûlü (S.A.V): “İslâm Nuh’un gemisidir. Gemiye binen kurtulur.”
“Benim sahabem Nuh’un gemisidir, gemiye binen kurtulur.” diyor mu, demiyor mu?
Öyleyse siz mürşidinize tâbî olursanız o gemide yer alırsınız. O zaman geminin kaptanı olan Muhammed (S.A.V) Efendimiz’in ümmetinden bir fert olursunuz. Tek tek inceleyelim…
“Meşgale istersen ibadet yeter.” Tabiî ki daha da ibadet yaparsan nurun alâ nur…
“Zenginlik istersen kanaat yeter.” Bir insanın kanaatkâr olabilmesi için ne lazım? Kim söyleyecek? Nefs tezkiyesi. Hay Allah razı olsun, çok güzel.
Allah Resûlü (S.A.V) ne diyor? “Hırs afetinden sakının. Çünkü hırs afeti sebebiyle Âdem (A.S) babamız ve eşi cennetten yeryüzüne indirildi.”
Kimdir mutmain olan? Hırs afetini kontrol altına alabilen kişi. O kimdir? Mürşidine 12 tane ihsanla tâbî olup nefs tezkiyesini yapan kişi. Nasıl gerçekleşiyor? Tâbî olduktan sonra emmare, levvame, mülhime ve mutmaine 4 kademeyi geçtikten sonra kalbinizdeki nur %30’a ulaştığı zaman siz mutmain olabiliyorsunuz. Şimdi sadece “Zenginlik istersen kanaat yeter.” demekle olmuş oluyor mu? Olmuyor sevgili kardeşim. Burada bir emek lazım.
Mevlânâ da ne diyor? “Kitapsız bilgin olanın, zikirsiz zengin olanın, sermayesi din olanın rehberi şeytan imiş.” Yani zikirsiz bir adam zenginse olur mu böyle? Öyleyse bizi kanaate ulaştıran nedir? O zikirdir.
Zikredeceksin… Emmareyi geçeceksin.
Zikredeceksin… Levvameyi geçeceksin.
Zikredeceksin… Mülhimeyi geçeceksin.
Zikredeceksin… Mutmain olacaksın o zaman hedefine ulaşmış olursun. Bu da ancak mürşide ulaştıktan sonra geçerli.
“Şeref istersen İslâmiyet yeter.”
“İbret istersen ölüm yeter.” Yani nasihat istersen ölüm yeter.
“Düşman istersen"" hakikaten ""nefsin yeter."" Çünkü nefs 70 şeytandan daha beter bir varlık ama içimizde… Fakat Allahû Teâlâ nefsi bize düşman olsun diye vermedi. Melekler diyorlar ki: “Ya Rabbim biz sürekli Seni tesbih ve takdis ediyoruz. Bu nefs sahibi, kan dökecek, fesat çıkaracak insan bizden nasıl üstün olabilir?” Rabbimizin cevabı ne? “O nefsini tezkiye ve tasfiye ettiği zaman sizden üstündür. Yoksa hayvanlardan daha alt derekede bir varlıktır.”
İşte bütün marifet meleklerden üstün olmak istiyorsak ne yapmamız lazım? Nefsimizi tezkiye ve tasfiye etmemiz lazım. Nefs tezkiyesi bir dilektir. Nefs tasfiyesi de herkesi sevmektir. Herkesi seversen Allah herşeye Kaadirdir. Allah razı olsun.