Muhterem Hocam, Allah’a ulaşma dileğine ve hacet namazı ile mürşidin ya da devrin imamının Allah’tan sorulmasına îmân etmeyen yakınlarımıza başka nasıl tebliğ yapabiliriz?

Soru

Muhterem Hocam, Allah’a ulaşma dileğine ve hacet namazı ile mürşidin ya da devrin imamının Allah’tan sorulmasına îmân etmeyen yakınlarımıza başka nasıl tebliğ yapabiliriz?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Allah’a ulaşmayı dilemeyen, O'na inanmayan, hacet namazıyla mürşidi Allah’tan sormayan kişiye davranışlarımızla örnek olabiliriz. Yani tebliğin; bir dille yapılanı, bir kalple yapılanı, bir de davranışlarla yapılanı söz konusudur.

Mesela Efendimiz Osmanlıyı örnek verirken: II. Murat sefere çıkıyor ve bir Rum bezirganın bahçesinden veya bir Yahudi bezirganın bahçesinden geçiyor. Bahçe sahibi padişahın atının yularını tutuyor. Diyor ki: “Askerleriniz elmaları almış ama parasını bırakmamış.” II. Murat: “Kim bunu yaptı?” diyor. Bir kişi öne çıkıyor. “Nasıl yaptın bunu? Kul hakkıyla benim orduma katılmayın. Mutlaka borcunuz varsa hazine-i haseneden alın, borcunuzu ödeyin, öyle katılın demedim mi?” diyor. “Evet,” diyor, “ama yerdeki bir çürük elmanın bu şekilde para ettiğini ben düşünemedim.” O zaman II. Murat bahçe sahibine diyor ki: “Ücretin nedir?” “Bir kese altın.” Diğerlerinin karşı çıkmasına rağmen: “Verin,” diyor. “O hak sahibidir.”

Ve verince davranışıyla öyle bir örnek oluyor ki: “Beni aranıza katabilir misiniz?” diyor. II. Murat ona tebliğ yapmadı ama öyle bir davranış sergiledi ki gerçekten onun da istediği ahlak yapısı, onun da istediği bir durum. Ve Osmanlı’nın bu şekildeki mutlak adaleti, insanlara örnek olması davranışıyla, en güzel sonuca götüren tebliği yaptı.

Yani insanlar üzerindeki tesiri nedeniyle davranış biçimleri çok önemli. Yani kısacası: Ahlak. En güzel ahlakın sahibiydi Osmanlı.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 20 Ekim 20262 dk okuma0