Muhterem Hocam, bazı insanlar çok sıkıntılı ve üzüntülü, zor bir hayat sürerken; bazıları ise çok güzel ve rahat bir hayat sürüyor. Bu durumda, sıkıntı ve zorluk içerisinde yaşayan
Soru
Muhterem Hocam, bazı insanlar çok sıkıntılı ve üzüntülü, zor bir hayat sürerken; bazıları ise çok güzel ve rahat bir hayat sürüyor. Bu durumda, sıkıntı ve zorluk içerisinde yaşayanlar açısından adaletsizlik olmuş oluyor mu? Açıklar mısınız?
Cevap
Hayır. Sevgili kardeşlerim, herkes kulvara eşit şartlar altında başlıyor. Herkes üç vücudun sahibidir. Herkes serbest iradenin sahibidir. Herkes aklın sahibidir.
Ama bazı insanlar, çok sıkıntılı (üzüntülü) zor bir hayat sürerken; o zor hayat sürenler (onlar), dünya hayatının peşinde.
Bazıları ise çok güzel ve rahat bir hayat sürüyorlar. Onlar, Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir.
"Bu durumda, sıkıntı ve zorluk içinde yaşayanlar açısından adaletsizlik olmuş oluyor mu?" Hayır.
İşte Tâhâ Suresinin 123. âyet-i kerimesi. Evvela hayat senaryomuzu Tâhâ 120 ile başlatalım.
Tâhâ 120’de Allahû Tealâ, Âdem (A.S)'ın; Şeytan onlara vesvese vererek yasak ağaçtan yemesini sağlıyor.
20/TÂHÂ-120 Fe vesvese ileyhiş şeytânu kâle yâ âdemu hel edulluke alâ şeceratil huldi ve mulkin lâ yeblâ.
Böylece şeytan, ona vesvese verdi. Dedi ki: “Ey Âdem! Sana, ebedîlik ağacına ve sona ermeyecek bir saltanata, dalâlet edeyim mi (ulaşmanı sağlayayım mı)?”
Tâhâ 121: O zaman bu yasak ağacı yedikleri için Âdem (A.S) Rabbine asi oluyor. Şeytanın onu azdırmasıyla, nefsin afetlerinin azdırmasıyla asi oluyor.
20/TÂHÂ-121 Fe ekelâ minhâ fe bedet lehumâ sev’âtuhumâ ve tafıkâ yahsıfâni aleyhimâ min varakıl cenneti ve asâ âdemu rabbehu fe gavâ.
Bunun üzerine ikisi de ondan (o ağaçtan) yediler. O zaman ikisinin de edep yerleri kendilerine açıldı. Cennet yapraklarından üzerlerine örtmeye başladılar. Ve Âdem, Rabbine asi oldu, böylece azdı.
Tâhâ 122: Sonra Allahû Tealâ onu seçiyor, tövbesini kabul ediyor. Tabiî, Âdem (A.S)’ın mürşidi Cebrail (A.S), tövbesini kabul ediyor ve onu hidayete erdiriyor.
20/TÂHÂ-122 Summectebâhu rabbuhu fe tâbe aleyhi ve hedâ.
Sonra Rabbi, onu seçti. Böylece onun tövbesini kabul etti ve onu hidayete erdirdi.
Ve Tâhâ 123: Âdem babamız, Allah’ın katından evlâtlarına hidayetçi olarak gönderiliyor.
20/TÂHÂ-123 Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvvun, fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.
(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”
Âdem babamızın evlâtları, Habil ve Kabil. Âdem babamız, Allah’ın kendisini hidayetçi olarak tayin etmesiyle ikisine de hidayeti anlatıyor. Habil 7 safha hidayeti yaşıyor. Kabil ise tam tersi, dalâleti seçiyor.
Tâhâ 124: İşte bu, Kabil gibi dalâleti seçen kişiler.
20/TÂHÂ-124 Ve men a’rada an zikrî fe inne lehu maîşeten danken ve nahşuruhu yevmel kıyâmeti a’mâ.
Ve kim Benim zikrimden yüz çevirirse, o taktirde mutlaka onun için sıkıntılı bir geçim (hayat) vardır. Ve kıyâmet günü onu, kör olarak haşredeceğiz.
“Kim Benim zikrimden yüz çevirirse, o zaman mutlaka onun için sıkıntılı bir geçim hayatı vardır. Kıyâmet günü onu, kör olarak haşredeceğiz.”
İşte Allahû Tealâ bunu açıklamış oluyor. Bazıları için rahatlık; bunlar Allah’ı diledikleri için, daveti kabul ettikleri için.
Bazıları da dünyayı seçiyor, daveti kabul etmeyerek. O zaman sıkıntılı, zorluk içinde bir hayat onları bekliyor. Allah razı olsun.