Muhterem Hocam, bazı insanlar ‘Her insan kendi mürşididir, kalbinin sesini dinleyerek doğruyu bulabilir’ diyorlar. Bu konuda değerli görüşlerinizi alabilir miyiz?

Soru

Muhterem Hocam, bazı insanlar ‘Her insan kendi mürşididir, kalbinin sesini dinleyerek doğruyu bulabilir’ diyorlar. Bu konuda değerli görüşlerinizi alabilir miyiz?

Cevap

Ama Allahû Tealâ Nûr Suresinin 21. âyet-i kerimesinde:

24/NÛR-21 Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun).

Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah’ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem’î’dir (en iyi işitendir) Alîm’dir (en iyi bilendir).

Resûlullah (S.A.V) Efendimiz: "Zikretmediğiniz zaman şeytan, filin hortumu gibi hortumunu kalbimize ulaştırır, orada karanlıklarını akıtır. Zikrettiğiniz zaman o hortumunu çeker."

Öyleyse öyle kabul edelim: Kişi zikretmiyor ve iç sesini dinliyor. Kişi zikretmediği zaman şeytanın, onun iç sesini taklit ettiğini bilemez.

Nitekim Yûsuf 53’te, muhtevasındaki 19 afet sebebiyle Yusuf (A.S) diyor ki: “Ben nefsimi ibra edemem. Çünkü nefs şiddetle kötülüğü emreder.”

12/YÛSUF-53 Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûi illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).

Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmâsıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir (günahları sevaba çevirendir). Rahîm’dir (rahmet nurunu gönderen ve merhamet edendir).

İnsanoğlunun meleklere göre ikinci üstünlüğü Allah’ın insana nefs vermiş olmasıdır. Birinci üstünlüğü ruh üfürülmesidir. Nefsine hâkim olan bir insanda Allah’ın sevgilisi olabilir. Ama kişi nefsine hâkim olmaya çalışsa da nefsi onu hep aldatır. Kişi Allah’ın emirlerine itaat etmek isterken, yasaklarına uymak isterken ikisinde de başarılı olamaz. Kişinin iç dünyasında geçen şey bu hedeflere ulaşmaktır fakat ulaşamaz.

Nefs tezkiyesinin en önemli unsuru mürşittir. Hiç kimse Allah’ın kendisine tayin ettiği mürşide ulaşmadan nefs tezkiyesi yapamaz.

Öyleyse “Ben nefsime hâkim olabilirim…" Eğer Allahû Tealâ insanı öyle yaratsaydı, mürşitsiz de nefs tezkiyesi yapılabilir derdi.

Ama Kur’ân-ı Kerîm’e baktığımız zaman:

Bakara 129: “O sizin nefsinizi tezkiye eder.”

Bakara 151: “O sizin nefsinizi tezkiye eder.”

Âli İmrân 164: “O sizin nefsinizi tezkiye eder.”

Cuma 2: “O sizin nefsinizi tezkiye eder.”

HİÇ KİMSE KENDİ NEFSİNİ TEZKİYE EDEMEZ

1. BAKARA-129 Rabbimiz! Onların arasından kendilerinden, onlara Senin âyetlerini tilâvet edecek, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğretecek ve onların (nefsini) tezkiye (ve tasfiye) edecek bir resûl beas et…

2. BAKARA-151 Nitekim size, aranızda, sizden bir Resûl gönderdik ki âyetlerimizi size tilâvet etsin ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı ve hikmeti öğretsin ve bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

3. Âli İmrân-164 …kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O’nun âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara Kitap ve hikmeti öğretir…

4. NİSÂ-49 Kendi nefslerini temize çıkaranları (tezkiye ettiklerini söyleyenleri) görmedin mi? Hayır! Ancak Allah, dilediği kişinin nefsini tezkiye eder…

5. NÛR-21 …Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefs tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder.

6. NECM-32 …Öyleyse nefslerinizi temize çıkarmayın (nefslerinizi tezkiye ettiğinizi iddia etmeyin). O (Allah), kimin takvâ sahibi olduğunu daha iyi bilendir.

7. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara O’nun âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler)…

Öyleyse görüyoruz ki burada nefsimizi tezkiye edecek olan Allah’ın en üst seviyedeki görevlisi, devrin imamı, irşada memur ve mezun kıldığı kişidir. O olmadan, devrin imamının ruhu başımızın üzerine yerleşmeden hiç kimse nefs tezkiyesi yapamaz ve diğer unsurlar da gerçekleşemez.

Âyetlerin tilâvet görevi resûle verildiği gibi, nefs tezkiyesi görevi de resûllere verilmiştir. Öyleyse hiç kimse tek başına nefsini tezkiye edemez. Âyetlere baktığımız zaman bunu görüyoruz. Hiç kimse kendi nefsini tezkiye edemez. Yedi âyet-i kerîme de bununla alakalıdır: Bakara 129, Bakara 151, Âli İmrân 164, Nisâ 49, Nûr 21, Necm 32 ve Cuma 2.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 30 Ekim 20264 dk okuma0