Muhterem Hocam, bazı izleyicilerimiz “Mürşid görünce ne yapılır ve mürşidimizi gördükten sonra nasıl yanına gideceğiz?” gibi sorular yöneltiyor. Bu izleyicilerimize ne buyurursunuz
Soru
Muhterem Hocam, bazı izleyicilerimiz “Mürşid görünce ne yapılır ve mürşidimizi gördükten sonra nasıl yanına gideceğiz?” gibi sorular yöneltiyor. Bu izleyicilerimize ne buyurursunuz?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Allahû Tealâ her an kalbimize bakıyor ve kalbimizdekini biliyor, işitiyor ve görüyor. Kâinatı “Ol!” emriyle yoktan var eden Rabbimizin tek gayesi, tek hedefi insanların 2 cihan saadetine ulaşması. Kişi diyebilir mi ki: “Ya Rabbim, ben kalbimde talepte bulundum ama Senin haberin yoktu. Sen beni görmedin.” Hayır, böyle bir şey yok. Çünkü “Ol!” emriyle tüm bu kâinatı, 3 asıl ve 3 karşıt âlem olmak üzere 6 tane âlemi yaratan Rabbimiz her zerresiyle kâinatı kontrol ediyor. Öyle olunca her halimizden haberdar ve kesinlikle kişi hacet namazıyla mürşidini Allah’tan sorduğu zaman o kişinin ulaşabileceği en yakın bir yerde Allah ona mürşid gösteriyor.
Mürşid neden gerekli? Sevgili kardeşlerim, Allah’a giden yol bu zahirî âlemde olmuyor. Zahirî âlemde bugün insanlar bir yerden bir yere gitmek için navigasyon kullanıyorlar. Kabul edelim ki yan mahallesinde bir tane mürşid var. 5 duyu organıyla bunu algılayabilir, herkes de oraya gidebilirdi. Halbuki bu yolculuk zahirî âlemde değil; Sıratı Mustakîm üzerinde yapılıyor.
Sıratı Mustakîm’deki bu yolculuk emr âleminde. Bir insanın Sıratı Mustakîm’e ulaşabilmesi için mutlaka bir dış yardım lâzım. Allah’ın cereyanını taşıyan, Allah’ın irşada memur ve mezun kıldığı bir kişinin elinden tutmayan kimsenin ruhu vücudundan ayrılıp Sıratı Mustakîm’e ulaşmaz. Ancak tâbî olduğu zaman, 12 tane ihsanın sahibi olan kişinin ruhuna devrin imamının ruhu gelip konuşuyor. Diyor ki: “Senin Allah’a ulaşma günün geldi. Vücudu terk et.” Devrin imamı Allah’ı temsil ediyor. Allah’ı temsil eden o ruh bizim içimizdeki ruhla konuşmayıncaya kadar asla ruhun ayrılarak “Ben Rabbime gidiyorum.” demesi de gitmesi de mümkün değil.
Dikkat ederseniz ölümle de ruh tek başına gidiyor mu? Aynı şey; vazifeli melekler var, ruhu alarak götürüyorlar. Öyleyse meleklerin devrede olmadığı, dünya hayatını yaşarken ruhun Allah’a ulaşması mutlaka devrin imamının ruhuyla gerçekleşiyor ve Sıratı Mustakîm üzerinden tahakkuk ediyor.
O halde hepimizin bu şartlara bağlı olarak hedefine ulaşması lâzım. “Mürşid var da biz mi görmedik?” Evet. Sen kalpten ulaşmayı dile; mutlak surette en yakın yerde, herkesin ulaşabileceği dizayn içerisinde sana ait olan mürşidi sana gösterecektir.
Allahû Tealâ Mâide-35’te:
5/MÂİDE-35: Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
Nahl-9’da da:
16/NAHL-9: Ve alâllâhi kasdus sebîli ve minhâ câirun, ve lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).
Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm’e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah’ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.
Namaz kılanlara sesleniyorum. Aslında farkında olmadan günde 45 kere Allah’tan ne istiyorlar? Mürşidi istiyorlar:
FÂTİHA-5: İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn(nestaînu).
(Allah’ım!) Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden İSTİANE (mürşidimizi) isteriz.
İstiane neyle isteniyordu? Sabır ve namazla. Hacet namazında bunları yapacaksın ve mürşidini Allah’tan talep edeceksin. Huşû sahibiysen Allah’ın sana mürşid göstermemesi mümkün değil. Çünkü Allah Kur’ân-ı Kerim’de vaadediyor. Mürşide ulaşmak zordur. Ama kimler için kolay? Huşû sahipleri için. Huşû sahiplerinin kim olduğuna bakıyoruz. Onlar Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir.
Öyleyse Allah’a ulaşmayı dileyenler için mürşide ulaşmak çok kolay ama dilemeyenler için imkânsız. O zaman bu kardeşimiz diyor ki: “Mürşid var mıdır da biz mi bulmadık, gitmedik, tâbî olmadık?” Evet var. Sen bulmadın. Bulman için mutlak surette Allah’a ulaşmayı kalben dilemen lâzım. Bu dileği Allah senin kalbinde gördüğü zaman Rahîm esmâsıyla tecelli eder ve 12 tane ihsanla Allah seni mürşidine ulaştırır. Allahû Tealâ’nın sözü bu. Vaadi bu.
35/FÂTIR-5: Yâ eyyuhen nâsu inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumul hayâtud dunyâ, ve lâ yegurrennekum billâhil garûr(garûru).
Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar.
“Ey insanlar, Allah’ın vaadi haktır.” Nedir Allah’ın vaadi? Allah’ın vaadi diyor ki: “Sen ulaşmayı dilersen, mürşidine tâbî olursan %100 senin ruhunu Ben Kendime ulaştırırım.” Allah’ın vaadi budur ve Allah’ın vaadinden dönmesi mümkün değil. Söz verdiği zaman mutlaka sözünü yerine getirir. Allah razı olsun.