Muhterem Hocam, bazı kesimler bilimin Kur’ân’ın önünde olduğunu söylüyorlar, bu doğru mudur?
Soru
Muhterem Hocam, bazı kesimler bilimin Kur’ân’ın önünde olduğunu söylüyorlar, bu doğru mudur?
Cevap
Kesinlikle doğru değil. Bilim ne kadar ilerlerse ilerlesin, ulaşabildiği sadece Kur’ân’ın ifade ettiğidir. Bilimin hiçbir zaman Kur’ân’ın önüne geçmesi mümkün değil. Bilim her zaman Kur’ân’ı ispat edebilir.
Bilim, Allah’ın ilmi yanında kocaman bir sıfırdır. İlim bir geometrik dizi olarak, her gün bir evvelkinin 2 katı olsaydı, sonsuz bir zaman devresinde de artsaydı, gene Allah’ın ilmine ulaşması mümkün değildi. Çünkü her ulaştığı alanda insanlık, o öğrendikleri kesimin bilinmeyen daha büyük bir boyutunu devreye almak mecburiyetinde kalacak.
Yani bizim Allahû Tealâ’nın bize verdiği beyin ve akıl, eksi sonsuzdan artı sonsuza kadar sonsuz dalga spektrumu içerisinde sadece 6 milimle 11 milim arasında, 5 milimlik bir kısmını algılayabiliyor. Geri kalan, kişinin muhtevası içerisinde değildir. 0’dan eksi sonsuza kadar olan dalgaları algılayamıyor; 6 milime kadar olan kısımda yok. 11 milimden sonsuza kadar, artı sonsuza kadar olan kesimi de algılayamıyor. Sadece algılayabildiği 5 duyu organıyla, 5 milimlik bir kesimi muhtevasını alıyor.
Kur’ân; ilmi de, irfanı da, hikmeti de, hikmetin ötesini de hepsini içerdiği için Kur’ân’da herşey var.
KUR'ÂN'DA HER KONU AÇIKLANMIŞ 1. ZUMER - 27: Ve andolsun ki, bu Kur’ân’da insanlar için bütün meselelerden örnekler verdik. Umulur ki, böylece onlar tezekkür ederler. 2. EN’ÂM - 38: ...Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra Rab’lerine haşrolunacaklar (olunurlar). 3. NAHL - 89: Ve sana, herşeyi beyan eden (açıklayan), hidayete erdiren ve rahmet olan Kitab’ı, müslümanlara (Allah’a teslim olanlara) müjde olarak indirdik. 4. EN’ÂM - 67: Her haber için kararlaştırılmış bir zaman vardır. Ve yakında bileceksiniz. 5. BAKARA - 269: (Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse böylece ona çok hayır verilmiştir. Ve ulûl'elbabtan başkası tezekkür edemez. ŞÛRÂ - 51: Allah’ın hiçbir insanla konuşması olmamıştır, illa vahiy ile veya perde arkasından veya dilediğine izniyle vahyetsin diye resûl (melek) göndererek. Allah, bilir ve hikmet sahibidir. 6. ENBİYÂ - 7: Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun. BAKARA - 186: Ve kullarım sana, Benden sordukları zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana îmân etmiş olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar). 7. FURKÂN - 33: Ve sana hak ile ve en güzel (ahsen) tefsir ile ulaştırdığımızdan (meselelerden) başka bir meseleyi sana getirmediler.
En’âm 38’de ve ilim ilerledikçe, keşifler arttıkça sadece Kur’ân’dakini ispat edebiliyor. Kur’ân her zaman gençleşiyor, herşeyin ihtiyarlamasına karşın ama Kur’ân daima gençleşiyor. Çünkü yeni bulunanların hepsinin, 1400 yıl evvel Kur’ân’da yer aldığını görüyoruz.
Evet, ilim, daha doğrusu bilim, Allah’ın ilmi yanında kocaman bir sıfırdır. İlim, bir geometrik diziyle her gün evvelkinin 2 katı kadar olsaydı, sonsuz zaman devresinde artsaydı, gene Allah’ın ilmine ulaşması mümkün değildi. Allah razı olsun.