Muhterem Hocam, bazı Kur'ân öğreticileri, Kur'ân-ı Kerim'in okunmasını tek öğretiyorlar. Kur'ân-ı Kerim sadece okumasını öğrenmek ve tecvid kaidelerine uyarak okumak için mi gönder

Soru

Muhterem Hocam, bazı Kur'ân öğreticileri, Kur'ân-ı Kerim'in okunmasını tek öğretiyorlar. Kur'ân-ı Kerim sadece okumasını öğrenmek ve tecvid kaidelerine uyarak okumak için mi gönderildi? Açıklar mısınız?

Cevap

Hayır sevgili kardeşlerim, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz’in (S.A.V) Kur'ân âyetleriyle görevlerine baktığımız zaman; öncelikle Resûlullah (S.A.V) Efendimiz’e, Cebrail (A.S) ona Kur'ân'ı öğretti ama tecvitle değil, Kur'ân-ı Kerim'in âyetlerini tilâvet ederek öğretti. Sonra ikinci görevi; kendisine tâbî olanlara nefs tezkiyesini öğretti, nasıl nefsini tezkiye edeceğini.

3. görev olarak, Kur'ân-ı Kerim'in herşeyi ihtiva ettiğini. Ama tek bir Kitap olan Kur'ân-ı Kerim'in herşeyi muhtevasına alması, 1 lafzî mânâ ve 7 ruhtan oluşmasıyla bağlı. İşte 3. görev, Kur'ân-ı Kerim'in ruhuna giriş, kitabı öğretmek, 4.sü hikmeti öğretmek ve hikmetin ötesini öğretmek. Görüyorsunuz ki bunların hiçbirisi tecvidi içermiyor. Âyetlerin tilâveti, âyetlerin mânâsına varmaktır.

Kim kalben Allah'a ulaşmayı dilerse, bu talebi Allah kimin kalbinde görürse, ki bu kalp nefsin manevî kalbi. Allahû Tealâ, devamlı nefsin manevî kalbine bakıyor. Allah'a isyan eden İblis ise, nefsin manevî kalbindeki afetlere tesir ediyor. Ve nefsin manevî kalbindeki 19 afete rağmen; eğer nefs, kalbinde ruhun talebine uyarak Allah'a ulaşmayı dilerse, o zaman Allah, Rahîm esmasıyla tecellî ediyor ve gözlerindeki hicab-ı mestureyi alıyor; o kişi mürşidi, mürşid olmayan kişiden ayırıyor. Kulaklardaki vakrayı alması suretiyle; mürşidin söylediği âyetlerin mânâsına varıyor. Tecvid de değil, mânâsına, âyetlerin mânâsına varıyor. Kalbindeki ekinneti alarak, onun idrak etmesini sağlıyor.

O açıdan, Kur'ân-ı Kerim, sadece okumasını öğrenmek değil, tecvit kaidelerine uyarak okumak için değildi. Hayır, Kur'ân-ı Kerim'in lafzî mânâsı ve 7 ruhunu öğrenmek, yaşamak ve başkalarına öğretmekle vazifeliyiz. Allahû Tealâ herkesten bunu istiyor. Âli İmrân Suresinin 7. âyeti kerimesinde:

3/ÂLİ İMRÂN-7 Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihât(muteşâbihâtun), fe emmâllezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlihi, ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).

Kitab'ı sana indiren O'dur. Onun bir kısmı muhkem (hüküm ihtiva eden, mânâsı açık olan) âyetlerdir, onlar Kitab'ın esasıdır ve diğerleri, muteşâbihtir (yoruma açık âyetlerdir). Fakat kalplerinde eğrilik (bâtıla meyil) bulunanlar, bu sebeble muteşâbih olanlara (yorum gerektirenlere) tâbî olurlar. Ondan fitne çıkarmak için, onun te'vilini (yorumunu) yapmak isterler. Ve onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez ve ilimde rusuh sahipleri ise: “Biz O'na îmân ettik, hepsi Rabbimizin katındandır” derler, onlar da tezekkür edemezler, sadece Ulûl'elbab (daimi zikrin ve sırların sahipleri) (tezekkür edebilir).

Bir kısım âyetler muhkem âyetlerdir, diğerleri müteşâbihtir. Muhkem âyetler, mânâsı üzerinde İlm’el Yakîni ihtiva ediyor. Ama Kur'ân-ı Kerim'in 7 ruhu içerdiğini ve müteşâbih âyetlerin mânâsını ihtiva ettiğini görüyoruz. İşte o müteşâbih âyetlere ulaşmak, ancak Ulûl'elbab’a sormakla gerçekleşir. Çünkü müteşâbihin mânâsını sadece Allah bilir.

O sebeple Kur'ân-ı Kerim'in tefsirini; 1 lafzî mânâ ve 7 ruhunun tefsirini (tefsir 7 ruhu ihtiva ediyor) ancak Allah yapar. İşte o sebeple müteşâbihatın mânâsını Allah bilir. Kalbinde zeyg olanlar, müteşâbih âyetlerin mânâsını kendilerine göre tevîl ederek fitne sebebi oluyorlar. Râsihûn da; bu hepsi Allah'tandır, muhkem, müteşâbihler derler. Ama onlar da tezekkür edemezler, sadece Ulûl'elbab tezekkür edebilir. Yani Kur'ân-ı Kerim'in ilk 4 ruhunu; fenâ kademesi, bekâ kademesi, zühd kademesi ve muhsinler kademesini, 4 ruhunu ancak Ulûl'elbab’a ulaşanlar bilebilir. Onun için, bilmiyorsanız Ulûl'elbab’a sorun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Ekim 2026Son güncelleme: 19 Ekim 20263 dk okuma0