Muhterem Hocam, ölmeden evvel ruhumuz Allah’a doğru yolculuğa çıktığında nefsimiz ile baş başa kalıyoruz. Hasletler de ruhla birlikte gidiyorsa, nefsimizdeki nur oranı mı ruhun hasletini temsil ediyor?

Soru

Muhterem Hocam, ölmeden evvel ruhumuz Allah’a doğru yolculuğa çıktığında nefsimiz ile baş başa kalıyoruz. Hasletler de ruhla birlikte gidiyorsa, nefsimizdeki nur oranı mı ruhun hasletini temsil ediyor?

Cevap

Hayır sevgili kardeşim, devrin imamının ruhu devrede, başımızın üzerinde. Ruhumuz Allah’ın Zat’ına ulaşıncaya kadar o başımızın üzerinde görev yapıyor. Dolayısıyla nur miktarı da ekstradan yani %100 hasletlerden oluşan ruh, %100 afetlerden oluşan nefs. Ama Allah ruhumuzu kendisine ulaştırana kadar o verdiği sözü mutlaka yerine getiriyor. Kişinin geri dönüşü mümkün değil.

Zikri de bize sevdirmek suretiyle kalbimize giren nur miktarı %49, %2 de rahmet, toplam %51 aydınlandığı zaman koruyucu kalkan kalkıyor. O zaman o noktadan itibaren içimizde cihad ediyoruz. Ankebût Suresi’nin 69. âyet-i kerimesi devreye giriyor: “Bizim uğrumuzda nefsleriyle, Allah’ın düşmanlarıyla – hem nefsiyle hem de Allah’ın düşmanlarıyla – cihad edenler...”

29/ANKEBÛT-69 Vellezîne câhedû fînâ le nehdiyennehum subulenâ ve innallâhe le meal muhsinîn(muhsinîne). Ve Bizim uğrumuzda (nefsleri ile ve Allah’ın düşmanları ile) cihad edenleri, mutlaka Bizim yollarımıza (Sıratı Mustakîmler’e) hidayet ederiz (ulaştırırız). Ve muhakkak ki Allah, mutlaka muhsinlerle beraberdir.

Yani bu büyük cihad (nefsiyle), bu da küçük cihad (Allah’ın düşmanları ile). Allah’ın düşmanları kim? Kendisi Allah’a ulaşmayı dilemeyen, başkasının dilemesine mani olanlar.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 20 Ekim 20261 dk okuma0