Muhterem Hocam, ben Allah’a inanıyorum. “Ben Allah’a inanmıyorum, evren kendiliğinden var oldu” diyenlere nasıl tebliğ yapmalıyız?
Soru
Muhterem Hocam, ben Allah’a inanıyorum. “Ben Allah’a inanmıyorum, evren kendiliğinden var oldu” diyenlere nasıl tebliğ yapmalıyız?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, tabi “inanmıyorum” diyen kişinin mutlaka delillerini getirmesi lazım. Mesela burada bir misal vermek istiyorum: Bakara Suresi’nin 111. âyet-i kerimesinde Yahudiler,
2/BAKARA-111 Ve kâlû len yedhulel cennete illâ men kâne hûden ev nasâr(nasârâ), tilke emâniyyuhum kul hâtû burhânekum in kuntum sâdikîn(sâdikîne). Ve dediler ki: “Cennete yahudi veya hristiyan olan kimselerden başkası asla girmeyecektir.” Bu, onların emaniyesidir (zan ve kuruntularıdır). “Eğer siz sadıklar iseniz delillerinizi getirin.” de.
Demek ki bir grup insan var, zanla hüküm veriyorlar. "Tilke emâniyyuhum" bu emaniyye ile karar hüküm verenler emaniyye ile hüküm verenler kimlerdir? Kitabı bilmeyenlerdir.
2/BAKARA-78 Ve minhum ummiyyûne lâ ya’lemûnel kitâbe illâ emâniyye ve in hum illâ yezunnûn(yezunnûne). Ve onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Onlar (Allah’ın) Kitabı’nı bilmezler, sadece emaniyeyi (kişilerin yazdığı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zanda bulunuyorlar.
Emaniyyeyi onlara öğreten kim? Şeytan.
Nisâ 119 diyor ki:
4/NİSÂ-119 Ve le udillennehum ve le umenniyennehum ve le âmurannehum fe le yubettikunne âzânel en’âmi, ve le âmurannehum fe le yugayyirunne halkallâh(halkallâhi. Ve men yettehıziş şeytâne veliyyen min dûnillâhi fe kad hasira husrânen mubînâ(mubînen). Ve onları mutlaka dalâlette bırakacağım. Ve onları, mutlaka emaniyyeye (kuruntuya) düşüreceğim ve mutlaka onlara emredeceğim. Böylece onlar, mutlaka davarların kulaklarını kesecekler ve onlara emredeceğim, öyle ki mutlaka, Allah'ın yarattığını değiştirecekler. Ve kim, Allah'tan başka, şeytanı dost edinirse artık o, apaçık bir hüsranla hüsrana uğramıştır.
Öyleyse görüyoruz ki “Ben Allah’a inanmıyorum, evren kendiliğinden var oldu” diyenler onlar kuruntularla, emaniyyeyle hüküm veriyorlar. Allahû Tealâ da bu konuda diyor ki: “İddia sahipleri, eğer sadıklardansanız doğruyu söyleyenlerin delillerinizi getirin. Yani sadece “ben inanmıyorum” demek boş söz, bir şey ifade etmez. Bunun altyapısını söylemen lazım. Tabi getirecekleri bir delil yok. Bu da gösteriyor ki, bu insanlar şeytanın tesiri altında; kuruntuların, zanların peşinden gidenler. Bir tarafta Allah’ın vahyi var. Allahû Tealâ bize “vahiye tâbiî olun” diyor. Öbür tarafta da iblisin kuruntuları, emaniyyesi var, zanları var. Allahû Tealâ “zandan sakının” diyor. “Zan sözlerinin en yalanıdır. ” Öyleyse vahiye tâbiî olanlar, onlar hakikate sarılanlardır.
VAHYE TÂBÎ OLANLAR 1. BAKARA-170 Ve onlara: “Allah’ın indirdiği şeye tâbî olun!” denildiğinde; “Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (yola) tâbî oluruz.” dediler. Ve eğer, onların ataları hiçbir şeyi akıl etmiyor ve hidayete ermemiş olsalar bile mi? 2. ENÂM-50 De ki: “Ben size Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Ve gaybı bilmiyorum. Size, muhakkak ki ben bir meleğim demiyorum. Ancak bana vahyedilene tâbî olurum.” “Basiretle gören ve görmeyen bir olur mu, hâlâ tefekkür etmiyor musunuz?” de. 3. ARÂF-3 Rabbinizden size indirilene tâbî olun. Ve ondan başka dostlar. Ne kadar az tezekkür ediyorsunuz. ARÂF-203 Ve onlara bir âyet getirmediğin zaman “Onu derleyip toplasaydın olmaz mıydı?” dediler. De ki: “Rabbimden bana ne vahyolunursa ben ancak ona tâbî olurum.” 4. YÛNUS-15 … De ki: “O’nu, kendi nefsimden (bir şey) ilka ederek benim değiştirmem olamaz. Ben ancak bana vahyolunan şeye tâbî olurum. … YÛNUS-109 Ve sana vahyolunan şeye tâbî ol! Ve Allah, hükmedinceye (hüküm verene) kadar sabret! Ve O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır. 5. LOKMÂN-21 Ve onlara "Allah’ın indirdiği şeye (Kitaba) tâbî olun!" denildiği zaman: "Hayır, babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (putlara) tâbî oluruz." dediler. Ve şeytan onları, alevli ateşin (cehennemin) azabına çağırıyor olsa da mı? 6. AHZÂB-2 Ve sana Rabbinden vahyedilene tâbî ol. Muhakkak ki Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır. 7. AHKÂF-9 “Ben diğer resûllerden farklı bir (bidat) ortaya çıkarmış değilim.” de. Ve bana ve size ne yapılacağını ben bilemem. Ben sadece bana vahyedilene tâbî olurum. Ve ben apaçık bir nezirden başka bir şey değilim.
Zanlarına tabiî olanlar, onlar da şeytanın kulları, şeytanın peşine taktıkları, şeytanın peşine düşenlerdir. Şeytan hiç kimseyi huzur ve mutluluğa ulaştıramaz. Huzur ve mutluluğun adresi Allah’tır, Allah’ın kitaplarıdır.