Muhterem Hocam, ben cennete gitmek istiyorum. Hacca gittim, Kur’ân okuyorum, mürşide de pek inanmıyorum, içimde şüphe var. Benim ne yapmamı önerirsiniz?
Soru
Muhterem Hocam, ben cennete gitmek istiyorum. Hacca gittim, Kur’ân okuyorum, mürşide de pek inanmıyorum, içimde şüphe var. Benim ne yapmamı önerirsiniz?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, bu suallerini şimdi Kur’ân çerçevesinde tek tek cevaplandıralım.
Kur’ân, furkandır. Dinde doğruyu yanlıştan ayıran ölçü Kur’ân’dır. Allahû Tealâ Bakara 185’te:
2/BAKARA-185 Şehru ramadânellezî unzile fîhil kur’ânu huden lin nâsi ve beyyinâtin minel hudâ vel furkân(furkâni), fe men şehide minkumuş şehra fel yesumh(yesumhu), ve men kâne marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar(uhara) yurîdullâhu bikumul yusra ve lâ yurîdu bikumul usra, ve li tukmilûl iddete ve li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum ve leallekum teşkurûn(teşkurûne).
Ramazan ayı ki, insanlar için hidayete erdirici (hidayete erme, Allah’a ulaşma vesilesi) ve beyyineler (açık deliller ve ispat vasıtaları) ve Furkan (hakkı bâtıldan ayırıcı) olarak Kur’ân, Hüda tarafından onda (o ayın içinde) indirildi. Artık içinizden kim bu aya (yetişir de ramazan ayını görüp) şahit olursa o zaman onu, oruç tutarak geçirsin. Ve kim, hasta veya yolculukta olursa, o taktirde (tutamadığı günlerin sayısı) diğer günlerde (oruç tutarak) tamamlanır. Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez. (Size bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi hidayet erdirdiği şeye karşılık (sizin de) Allah’ı tekbir etmeniz (yüceltmeniz) içindir. Umulur ki böylece siz (bütün bu kolaylıklara) şükredersiniz.
Furkan demek; doğru yanlıştan ayıran ölçü demektir ve Kur’ân'ın ölçü (doğruyu yanlıştan ayıran ölçü) olduğunu buyuruyor. "Ben cennete gitmek istiyorum." diyor. Şimdi eğer doğruyu yanlıştan ayıran ölçü Kur’ân ise, hiç geçmişte ne yapmış önemli değil, Kur’ân-ı Kerim’in bütününe baktığımız zaman kim hemen cennete gitmek istiyor?
Resûlullah (S.A.V) Efendimiz buyuruyor ki:
-İsteyen cennete gider, istemeyen gitmez.
-Kim istemez ki ya Resûlullah?
-Diretenler.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhâri, İ’tisam 2.
“İstemeyenler dışında, ümmetimin tamamı cennete girer” buyurdu.
Bunun üzerine:
-Ey Allah’ın elçisi, cennete girmeyi kim istemez ki? denildi.
Peygamber Efendimiz:
“-Bana itaat edenler cennete girer, bana karşı gelenler cenneti istememiş demektir” buyurdu.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: (Buhari, Nikâh 71, 74; Müslim, Nikâh 103, (1429); Tirmizi, Nikâh 11, (1098))
"Allah’ın davetine icabet etmeyen, Allah’ın resûlüne âsi olur."
Öyleyse;
-İsteyen herkes cennete gider, istemeyenlerin dışında ümmetimin tamamı cennete girer.
-"Ey Allah’ın Elçisi! Cennete girmeyi kim istemez ki?" denildiği zaman
-Bana itaat edenler cennete girer, bana karşı gelenler cenneti istememiş demektir.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhâri, İ’tisâm. 2.
"Diretenler hariç bütün ümmetim cennete girecektir!"
buyurunca, “Ey Allah’ın Resûlü, diretenler kim?” dediler.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurdu:
"Kim bana itaat ederse cennete girer. Kim de bana karşı gelirse diretiyor demektir."
Şimdi Resûlullah’a bakalım hemen. İtaat, Yusuf Suresi 108’de: "Ben ve bana tâbî olanlar Allah’a davet ediyoruz." diyor.
12/YÛSUF-108 Kul hâzihî sebîlî ed’û ilâllâhi alâ basîratin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene minel muşrikîn(muşrikîne).
De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allah’ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.
O zaman "Ben ve bana tâbî olanlar Allah’a davet ediyoruz." dediğine göre itaat edenler kimler, itaat etmeyenler kimler? İtaat edenler davete icabet edenler yani Allah’a ulaşmayı dileyenler, itaat etmeyenler de Allah’a ulaşmayı dilemeyenler. O zaman Allah’a ulaşmayı dileyenler cennete gitmek isteyenlerdir ve cennete gidecek olanlar mı? Evet. Hangi âyet? Zumer Suresi 17.
39/ZUMER-17 Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâdi.
Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
Zumer 17’ye baktığımız zaman işte: "Onlar ki taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar)." Nasıl yapıyorlar? "Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır." O zaman furkan olan Kur’ân çerçevesinde cennete gitmek istiyorsan öncelikle hiçbir şeyin olmadan, sadece tek bir dileğinle Allahû Tealâ sana cennetini ayırıyor. Ama nasıl? Allah’a ulaşmayı dilemen kaydıyla.
"Hacca gittim, Kur’ân okuyorum, mürşide de pek inanmıyorum." Şimdi hacca gittin, tamam güzel, Allah'ın bir emri. Kur’ân da okuyorsun, Allah’ın bir emrini yerine getiriyorsun ama mürşide pek sıcak bakmıyorsun. Şimdi Kur’ân'a bakalım. Kur’ân, mürşid için ne diyor? Kur’ân, mürşide tâbî olmayı farz kılmış. Tam 7 tane âyet-i kerime. Resûlullah ne buyuruyor? Resûlullah da hadîslerinde (7 grup hadîste) mürşide tâbî olmayı farz kılmış.
7 GRUP HADÎSTE MÜRŞİDE TÂBİİYET
HADÎS-İ ŞERİF 1: “Benden sonra Nebiler gelmeyecek. Nübüvvet Benimle sona ermiştir ama Benden sonra halifeler, imamlar gelecek. Onlara itaat eden, Bana itaat etmiştir. Onlara asi olan, Bana asi olmuştur.”
Kaynak: Sahih Buhari 11. cilt, sayfa 181
HADÎS-İ ŞERİF 2: “Benden sonra nebi gelmeyecek, âlimler gelecek, halifeler gelecek. Onlara tâbî olan bana tâbî olur, onlara asi olan bana asi olur.”
Kaynak: Sahih Buhari 9. cilt 1409. HADÎS
HADÎS-İ ŞERİF 3: “Size ruh verenler gelecek, onları arayıp bulun. Kim zamanın imamına tâbî olmazsa cahiliyet üzere ölür.”
Kaynak: Sahihi Müslim 58, no 1851
“Sahabem yıldızlar gibidir. Hangisine tâbî olursanız, doğruya erersiniz.”
Kaynak: Feyzu’l-Kadir 4, 76
HADÎS-İ ŞERİF 4: “Benim sünnetime ve benden sonra gelen raşid halifelerin yoluna tâbî olun.”
Kaynak: Ebu Davud, Melahim, 1.
“Her asırda ümmetimden Allah’a itaat ve hayırda yarışanlar bulunacaktır.”
Kaynak: Elbani, Nasuruddin, Silsiletu’l-EHADÎS-es-Sahiha, Beyrut, 1991, V.7
HADÎS-İ ŞERİF 5: “Kim Bana itaat ederse muhakkak ki Allah’a itaat etmiş olur. Kim Bana isyan ederse, Allah’a isyan etmiş olur. Her kim İmamı’na (Kamil Mürşide veya Devrin İmamı’na) itaat ederse, muhakkak ki Bana itaat etmiş olur. Her kim İmam’a isyan ederse, muhakkak ki Bana isyan etmiş olur.”
Kaynak: İbni Mace 8/2589
HADÎS-İ ŞERİF 6: “Hudeybiye’de ağaç altında biat edenlerden hiç kimse ateşe girmeyecektir.”
Kaynak: Müslim
“Ey insanlar! Hepiniz dalâlettesiniz. Hidayete erdirildiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidayete erdireyim.”
Kaynak: Riyazussalihin s.137
HADÎS-İ ŞERİF 7: “Muhakkak Allah her yüzyılda (asırda) bir kimse (in) işlerini yenileyen, tazeleyen, bahşeder. Sizden bir taife halkı Allah’a davette misal olanlar. Bunlar ehli haktır. Bu kimseler din işlerini yeniler, tazeler. Bu Allah’ın dostları, Allahû Tealâ’nın kullarına sevdirilir.”
Kaynak: Ebu Davud
“Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinî işlerini yenileyecek bir müceddid gönderecektir.”
Kaynak: Sahih-i Buhari; Müslim; Sünen-Ebu Davud S/100
Şimdi Allah âyetlerde mürşide tâbî olmayı farz kılmış. Resûlullah mürşide tâbî olmayı 7 grup hadîste açıklıyor. Eğer olay buysa "Ben inanmıyorum." demek ne demek? "Ben Allah’a inanmıyorum." demek "Ben Resûl'e inanmıyorum." demektir. İçinde şüphe var. Çok güzel söylemişsin. Şüphe varsa zaten Allah’a güven yok, Allah’a îmân yok. Allah’a güven, Allah’a tevekkül, Allah’a îmân şüpheden beri olmayı gerektiriyor.
"Benim ne yapmamı önerirsiniz?" Benim sana söyleyeceğim, şu anda Allah’a davet ediyoruz. Bu sualin sahibi sen, daveti kabul edersen Allah’a ulaşmayı kalben dile. Dilediğin takdirde gerisi tamamen Allah’ın, senin için vücuda getireceği bir sonuçtur. Bundan hiç şüphe etme. Hem Rad 27, hem Şûrâ 13; Allahû Tealâ Allah’a ulaşmayı dileyenlerin ruhunu Kendisine ulaştıracağını garanti ediyor, söz vermiş.
13/RAD-27 Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbihi, kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).
Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).”
42/ŞÛRÂ-13 Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) Dinde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
Öyleyse sen dilediğin an gerisini tamamen Allah gerçekleştirecek. 3 tane cennet, dünya saadetin yarısını Allahû Tealâ sana verecek Allah’ın izniyle. Allah razı olsun.