Muhterem Hocam, ben doğuştan Müslümanım. Geçen Ramazan’dan bu yana İslâmı hayatımı tatbik etmeye çalışıyorum. Ama aniden “ya doğru yolda değilsem” diye düşünmeye başladım. Cehenneme
Soru
Muhterem Hocam, ben doğuştan Müslümanım. Geçen Ramazan’dan bu yana İslâmı hayatımı tatbik etmeye çalışıyorum. Ama aniden “ya doğru yolda değilsem” diye düşünmeye başladım. Cehenneme gitmek istemiyorum. Bu konuda yardımcı olur musunuz?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, insanla Allah arasındaki ilişki kalp üzerinden gerçekleşir. Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz(S.A.V) buyuruyor ki: "Allah sizin soyunuza, malınıza, şeklinize bakmaz." Kalbinizdeki niyete ve o niyete paralel işlediğiniz amellere bakar.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Müslim, Birr, 33; İbn Mâce, Zühd, 9 + Müslim, IV, 1987 (M. Fuat Abdülbaki Neşri); Ebû Dâvud, III, 623.
"Allah sizin soyunuza, mallarınıza, şekillerinize bakmaz; devamlı olarak kalbinize ve o kalpteki niyete paralel işlediğiniz amele bakar."
19. Fitne Fesat
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekinnet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhit
SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.
ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.
Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).
Serbest irade ve aklın dizaynı içerisinde hayatı yaşıyoruz. Adem Aleyhisselam'ın zürriyetini o dünya hayatına gönderiyor.
20/TÂHÂ-123 Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvvun, fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşka.
(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”
İşte 3 vücudun sahibi olan biz katından Allahû Tealâ da bize hidayetçiler gönderiyor.Hidayet ne? Hidayet insan ruhunun dünya hayatında Allah'a ulaşması ve duyduk duymadık demeyin kalpten Allah'a ulaşmayı dileyin. Çünkü devamlı olarak Allahû Tealâ kalbe ve o kalpteki niyete paralel fizik vücudun yaptığı amele bakıyor.
Kalpten Allah'a ulaşma dileğini Allahû Tealâ kalbimizde görüyorsa ve ona paralel de zikrediyorsak o zaman Enfâl 29'a göre mutlak surette kurtuluştadır ve gideceği yer 1. kat cennettir. Neden öyle diyoruz?
8/ENFÂL-29 Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
İnsanı cehenneme götüren günahların sevaplardan fazla olması,fazla olursa gideceği yer cehennem. Ama eğer günahları örtüyorsa o zaman kesinlikle o kurtuluştadır. O zaman sen hem doğru yolda olmak hem de kesin cennete gitmek istiyorsan mutlaka
kalpten Allah'a ulaşmayı dilemen lazım.
Kur'an'ın hangi ayetleri bunu söylüyor? Allahû Tealâ tam 7 tane ayet-i kerimede Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerin dalâlette kalacağı ve dalâlette olanların da 7 grup ayet gereğince gideceği yer cehennem ve cehennemlik olan insanlar için 10 ayet gereğince dalâlet olması hasebiyle bir veli mürşid yok.
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER – GAYY YOLUNDA
1. YÛNUS-7 …Onlar, Bize ulaşmayı dilemezler. Onlar âyetlerimizden gafil olanlardır…
2. YÛNUS-11…Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız.
RA’D – 27 …Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır…
3. YÛNUS-15 Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: “Bize bundan başka bir Kur’ân getir…”
4. YÛNUS-45 …Allah’a mülâkî olmayı yalanlayanlar, hüsrandadır…
EN’ÂM – 31 Allah’a mülâkî olmayı yalanlayan kimseler hüsrana düştüler…
5. FURKAN-21 Ve Bize mülâkî olmayı dilemeyenler:…nefislerinde kibirlendiler…
6. RÛM-8 …İnsanların çoğu, Rab’lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir.
7. SECDE-10 …Onlar, Rab’lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir.
FUSSİLET – 54 Onlar gerçekten Rab’lerine mülâkî olacaklarından şüphe içindeler…
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER İÇİN MÜRŞİD YOK, TARÎK-İ CEHİMDE, SIRAT-I CEHİMDE
1. ARÂF – 186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur…”
2. RA’D – 27 De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendisine ulaştırır.”
RA’D – 33 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.
3. KEHF – 17 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için veli mürşid bulunmaz.
4. ZUMER – 23… Allah, kimi dalâlette bırakırsa, o zaman onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.
5. ZUMER – 36 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için hidayetçi yoktur.
6. MU’MİN – 33…Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için koruyucu yoktur.
7. ŞÛRÂ – 44 Ve Allah kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onun için, bundan sonra bir velî (dost) yoktur…
DALÂLETTE OLANLARIN GİDECEĞİ YER CEHENNEM
1. NİSÂ-167 Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar, uzak bir dalâletle sapmışlardır.
NİSÂ-168 Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri, Allah mağfiret edecek değildir ve yola hidayet edecek değildir.
NİSÂ-169 Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır…
2. A’RÂF-178 Allah kimi hidayete erdirirse artık o hidayete ermiştir. Ve kim dalâlette bırakılırsa, işte onlar, onlar artık hüsrana uğrayanlardır.
MU’MİNÛN-103 Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.
3. A’RÂF-179 Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler İşte onlar, onlar gâfillerdir.
4. İSRÂ-97 Ve Allah, kimi (Kendisine) ulaştırırsa, artık o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onlar için O’ndan (Allah’tan) başka dostlar bulamazsın. Ve kıyâmet günü onları kör, dilsiz ve sağır olarak yüzüstü (sürünerek) haşrederiz. Onların me’vası cehennemdir….
5. FURKÂN-34 Cehenneme yüzleri üstü haşredilenler (toplananlar), işte onlar, gideceği mekânı şerli olanlar ve sebîlden sapanlar (dalâlette kalanlar)dır.
6. YÂSÎN-62 Ve andolsun ki sizden birçoklarını dalâlette bıraktı. Hâlâ akıl etmez misiniz?
YÂSÎN-63 Size vaadedilmiş olan cehennem (işte) budur.
7. KAMER-47 Muhakkak ki mücrimler (suçlular), dalâlet ve çılgınlık içindedir.
MÜRŞİDE TABİ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 AYET)
1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terkeder.
3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve tağuttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. …
4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için veli mürşid bulunmaz.
5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tabi olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâki olmaz.”
6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbidirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbi olandan daha çok dalâlette kim vardır? ...
7. ZUMER-23 …İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.
8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?…
9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.
10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
Ama eğer sen kalpten Allah'a ulaşmayı dilediysen, Allah bu talebi senin kalbinde gördüyse, o zaman Yûsuf 53'te Allah'ın Rahîm Esmasıyla tecelli ettiği nefsler müstesna, kalbinde bu talebi gördüğü an Allah Rahim Esmasıyla tecelli ediyor ve senin bütün günahlarını örtüyor ve böylece bir dilekle 1. kat cennetin sahibi oluyorsun.
12/YÛSUF-53 Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûi illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir (günahları sevaba çevirendir). Rahîm’dir (rahmet nurunu gönderen ve merhamet edendir).
Allah razı olsun