Muhterem Hocam, “Benim kalbim temiz.” demek teslimiyete engel bir bakış açısı mıdır?

Soru

Muhterem Hocam, “Benim kalbim temiz.” demek teslimiyete engel bir bakış açısı mıdır?

Cevap

Allahû Tealâ 7 âyet-i kerimede bunları ifade ediyor. Hiç kimse tekbaşına nefsini tezkiye edemez. Allahû Tealâ âyetlerde;

NEFS TEZKİYESİNİ MÜRŞİD YAPAR

1. Bakara – 129: Rabbimiz, onların arasından kendilerinden, onlara Senin âyetlerini tilâvet edecek, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğretecek ve onların (nefsini) tezkiye (ve tasfiye) edecek bir resûl beas et. …

2. Bakara – 151: Nitekim size, aranızdan, sizden bir resûl gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitab’ı ve hikmeti öğretsin ve bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

3. Âli İmrân – 164: …kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O’nun âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara Kitap ve hikmeti öğretir. …

4. Nisâ – 49: Kendi nefslerini temize çıkaranları (tezkiye ettiklerini söyleyenleri) görmedin mi? Hayır. Ancak Allah, dilediği kişinin nefsini tezkiye eder. …

5. Nûr – 21: Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı, (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. … Hadîd – 28: … Ve O’nun Resûlü’ne îmân edin ki, size rahmetinden iki kat versin. Ve sizin için, onunla beraber yürüyeceğiniz bir nur kılsın (versin).

6. Necm – 32: … Öyleyse nefslerinizi temize çıkarmayın (nefslerinizi tezkiye ettiğinizi iddia etmeyin). O (Allah), kimin takva sahibi olduğunu daha iyi bilendir.

7. Cuma – 2: Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara O’nun âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler). …

Şimdi bir kendi nefslerini tezkiye ettiklerini söyleyenler var. “Benim kalbim tertemizdir.”

Nisâ-49: “Kendi nefslerini temize çıkaranları, tezkiye ettiklerini söyleyenleri görmedin mi?” Yani “Benim kalbim tertemizdir.” diyenlerden bahsetmektedir. Hayır. Ancak Allah dilediği kişinin nefsini tezkiye eder. Yani Allah devreye girmedikçe o kişinin nefsi asla tezkiye olmaz.

Ve Allah da Necm-32’de diyor ki: “Öyleyse nefslerinizi temize çıkartmayın. Nefslerinizi tezkiye ettiğinizi iddia etmeyin. Kimin takva sahibi olduğunu Allah bilir.” Allah tezkiye ediyor ve Allah da takva sahiplerinin nefsini tezkiye ediyor.

O zaman herşeyden evvel nefs tezkiyesini yapabilmek için de mutlaka takva sahibi olmak gerekir. Rûm-31’e göre takva sahibi olmak lâzım.

30/RÛM-31 Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).

O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

Yani Allah’a ulaşmayı dilemektir takva sahibi olmaktır. Allah’a ulaşma dileğini yapan kişiyi Allah mürşidine ulaştırıyor ve mürşide ulaştıktan sonra o kişi nefs tezkiyesine başlıyor. Hadîd-28’de Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:

57/HADÎD-28 Yâ eyyuhâllezîne âmenût tekûllâhe ve âminû bi resûlihî yû’tikum kifleyni min rahmetihî ve yec’al lekum nûren temşûne bihî ve yagfir lekum, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).

Ey âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler), Allah’a karşı takva sahibi olun. Ve O’nun Resûl’üne îmân edin ki, size rahmetinden iki kat versin. Ve sizin için, onunla beraber yürüyeceğiniz nur kılsın (versin). Ve sizi mağfiret etsin (günahlarınızı sevaba çevirsin). Ve Allah; Gafur’dur, Rahîm’dir.

“İşte Allah’a karşı takva sahibi olun, O’nun Resûlü'ne îmân edin. Resûlü'ne îmân edin ki rahmetinden size iki kat versin.” Yani salâvât ve rahmet, salâvât ve fazl. “Ve sizi bir nur sahibi kılsın.” Devrin imamının ruhunu size bekçi kılsın. “Ve günahlarınızı mağfiret etsin.” Öyleyse burada herkes “Benim kalbim tertemiz, kimseye kötülük yapmıyorum. İyilik yapıyorum, namaz da kılıyorum. Öyleyse ben mutlaka cennete giderim.” diye düşünüyorsa, hâlbuki Allah’a ulaşmayı dilemeyen bir kişi ne yaparsa yapsın Allah’ın cennetine giremez. Çünkü Allah’a ulaşmayı dilediğimiz anda ilk teslim için ilk adımı atmış durumdayız.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Ekim 2026Son güncelleme: 19 Ekim 20264 dk okuma0