Muhterem Hocam, Beraat Kandili muhtevası nedir?

Soru

Muhterem Hocam, Beraat Kandili muhtevası nedir?

Cevap

Muhterem Efendimiz, Kur'ân'ın indirilişinden bu tarafa asırlar geçtikçe insanlar öyle hurafelere dalmışlar ki Kur'ân'ın bütün temel kaideleri yara almış işte bunlardan bir tanesi de Beraat kavramıdır.

Beraat etmek bir suçtan aklanmak manasına geliyor. Mahkemeye çağrılan, hakkında suç istinat edilen kişi mahkemeye giriyor, sonra beraat ediyor aklanıyor. Suçsuzluğu ortaya çıkıyor. Yani beraat bir suçtan aklanmak manasına geliyor. Allahû Tealâ'nın indinde Beraat etmek bu gecenin muhtevası içindedir.

Kim ruhunu şu dünya hayatını yaşarken Allah'a ulaştırmayı dilerse işte o kişi beraat eden kişidir beraat etmiştir.

Öyleyse sevgili kardeşlerim başlangıç noktasında herkes nefsinin emrinde, herkes şeytanın kulu, şeytan da insanların baş düşmanı onları kendisiyle birlikte cehenneme götürmek için var gücüyle çalışıyor. Ama Allahû Tealâ da kesin söz vermiş "kim bana ulaşmayı dilerse ben onların ruhunu kendime ulaştıracağım." Allahû Tealâ o zaman ne yapıyor ulaşmayı dileyeni Kur'ân'daki âyetlerde verilen muhteva gereğince Enfâl 29'a göre "eğer takva sahibi olursanız şeytanı kul olmaktan kendinizi kurtarırsanız Allah size 7 tane Furkan verir ve günahlarınızı örter günahları örtülen bir insan aklanmıştır sıfır günahın sahibi olur Beraat etmiştir. Bir insan hayatında devamlı günah işleyecek durumda değil; mutlaka sevapları da vardır. Öyleyse günahları sıfırlanmışsa, sevapları varsa o sevaplar neticesinde mutlaka Allah’ın cennetine girecektir. Allah’ın hükmü açık.

8/ENFÂL-29 Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi, furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

Mü’minûn 102: “Kimin hasenat tartıları ağır gelirse...”

23/MU'MİNÛN-102: Fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).

O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) ağır gelirse işte onlar, felâha erenlerdir

Öyleyse günahları sıfırlanan kişinin sevapları sebebiyle mizan ağır geliyor ve onunla tek bir dilekle cennete gidiyor.

Allah’a ulaşmayı dilemeyeni de Allahû Tealâ dalalette bırakıyor ve onlar hüsranda.

A’râf 178: “Allah kimi hidayete erdirirse, o hidayete ermiştir. Ama kimi dalâlette bırakırsa, onlar da hüsrandadır.”

7/A'RÂF-178 Men yehdillâhu fe huvel muhtedî ve men yudlil fe ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).

Allah kimi hidayete erdirirse (kendisine ulaştırırsa), artık o hidayete ermiştir. Ve kim dalâlette bırakılırsa, işte onlar, onlar artık hüsrana uğrayanlardır (nefslerini hüsrana düşürenlerdir).

Zaten başlangıçta dalâletteyiz. Likâllâh’ı dilemedikleri için, onlar da hüsranda. Yani kişinin günahları sevaplarından daima fazla. Öyleyse bir insanın sevaplarının günahlarından fazla olmasını istiyorsak, Likâllâh’ı dilemesi lâzım. Resûlullah’ın hadîsinde kişi öyle cennetlik amel işler ki kendisiyle cennet arasında bir arşın mesafe kalır. Ama kitabın hükmü devreye girer. Kitabın hükmünde ne var? Likâllâh’ı dileyenlerin günahları örtülüyor. Kitabın hükmünde ne var? Likâallâhı dilemeyenin ameli boşa gidiyor. Evet, Allah kitapta öyle diyor. Likâllâh’ı dileyenlerin günahları örtülüyor Enfâl 29, Likâllâh’ı dilemeyenlerin Kehf 105'e göre amelleri boşa gidiyor. O zaman konunun odak noktasında Likâllâh’ı var.

18/KEHF-105 Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen).

İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.

Allah razı olsun

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20263 dk okuma0