Muhterem Hocam, bilgili bir kişinin Kur'ân-ı Kerîm’de anlayamayacağı şeyler var mıdır? Kur'ân-ı Kerîm’i herkes anlayabilir mi? Bizlere açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, bilgili bir kişinin Kur'ân-ı Kerîm’de anlayamayacağı şeyler var mıdır? Kur'ân-ı Kerîm’i herkes anlayabilir mi? Bizlere açıklar mısınız?

Cevap

Evet, bilgili bir kişi de olsa Kur'ân-ı Kerîm’de anlamayacağı çok şey vardır. Yani Allahû Tealâ "Bilgili bir kişiye suallerini sor.” demiyor, “Ehli zikre sualini sor.” diyor. Ehli zikrin de birbirinden farklı tarafı var. En üst seviyedeki ehli zikir tasarrufta olan Devrin İmamı’dır. O'na sual sorulması halinde, O doğrudan Allah’tan cevabı alacağı için, Allah’ın da bilmediği bir şey yoktur. Allah’ın ilmi ve rahmeti herşeyi kuşatmıştır. Ama onun dışında, Devrin İmamı’nı temsil eden velî mürşidlere Allahû Tealâ’nın verdiği bilgi kadar onlar bilebilirler. Onun dışında bir bilgileri yoktur.

MA’RUF İLE EMREDEN VE MÜNKERDEN NEHYEDENLER (VELİ MÜRŞİDLER)

1. ÂLİ İMRÂN-104 Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin, ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.

2. ÂLİ İMRÂN-110 Siz, insanlar için çıkarılmış (seçilmiş) olan, ümmetin hayırlı kişileri oldunuz. Mâruf ile emredersiniz ve münkerden nehy edersiniz (men edersiniz). Ve siz, Allah'a îmân ediyorsunuz. Eğer kitap ehli de îmân etselerdi elbette onlar için hayırlı olurdu. Onlardan bir kısmı mü'mindir ve onların çoğu da fâsıklardır.

3. ÂLİ İMRÂN-114 Onlar, Allah'a ve yevmil âhire îmân ederler, mâruf (irfan) ile emreder ve kötülükten nehyederler (men ederler) ve hayırlara koşarlar. İşte onlar, sâlihlerdendir.

4. TEVBE-71 Ve mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, birbirlerinin dostlarıdır. Ma’ruf ile emreder ve münkerden nehyederler (yasaklarlar) ve namazı ikâme ederler ve zekâtı verirler. Allah ve O’nun Resûl'üne itaat ederler. İşte onlar, Allah, onlara rahmet edecek. Muhakkak ki Allah; Azîz’dir, Hakîm’dir.

5. TEVBE-112 …Allah’a ulaştırmak için ruhlarını yola çıkaranları, yeryüzünde ibretle gezip tefekkür edenleri); rükû ve secde edenleri, ma’rufla emredenleri, münkerden nehyedenleri (yasaklayanları), Allah’ın hudutlarını muhafaza edenleri ve mü’minleri müjdele!

6. HACC-41 Yeryüzünde onlara imkânlar verseydik, namazı ikame ederler (kılarlar), zekâtı verirler, maruf ile emrederler ve münkerden nehyederlerdi (yasaklarlardı). Bütün işlerin akıbeti (sonucu), Allah’a aittir (hüküm ve takdir Allah’ındır).

7. LOKMÂN-17 Ey yavrum, namazı ikame et (namaz kıl)! Ma’ruf ile (irfanla, iyilikle) emret ve münkerden (kötülükten) nehyet (münkeri yasakla, mani ol). Ve sana isabet eden şeylere (musîbetlere) sabret. Muhakkak ki bu, azmedilen (mutlaka yapılması gereken) işlerdendir.

Şimdi bu bilgili kişi kendisine göre çok iyi matematik biliyor. Matematik bilen bir kişinin Kur'ân-ı Kerîm’i bilmesi söz konusu değil. Fizik de keza öyle. Eğer bilgili kişi normalde Allah’ın tayin ettiği mürşid ise, en üst seviyedeki mürşid devrin imamıdır. Daha sonra resûller gelir, daha sonra veli mürşidler.

Ama dikkat edin, Allahû Tealâ’nın devrin imamlarına verdiği 5. görev var. Bu görevi Allahû Tealâ’nın irşada memur ve mezun kıldığı kişiler bilmez. Çünkü bunun bütün muhtevasında seyr-i sülûk var. Seyr-i sülûku da gerçekleştiren Devrin İmamı’dır. Onlar nereye kadar bilirler? 4 görevle "Kitabı ve hikmeti öğretirler." ama ötesi onlara ait değildir.

Öyle olunca o zaman 'Her bilgili kişi Kur'ân-ı Kerîm’de anlayamayacağı şeyler var mıdır?' Vardır. 'Kur'ân-ı Kerîm’i herkes anlayabilir mi?'

Herkes Allah’ın kendisine idrak ettirdiği kadar anlayabilir. Ama Resûlullah (S.A.V)’ın şöyle bir hadîsi de var: “Cehaletten kurtulmanın yolu ehli zikre sormaktır.”

Kur'ân-ı Kerîm’le insanın röntgenini çektiğimiz zaman üç grup insanla karşılaşıyoruz: Cahiller, ilim verilenler, ilmin sahipleri.

CAHİLLER - ZANLARINA TÂBÎ OLANLAR

1. NİSÂ-157 …. Ve muhakkak ki onun hakkında ihtilafa (anlaşmazlığa) düşenler, ondan (bu hususda) mutlaka şüphe içindeler. Onların, onunla ilgili olarak, zanna tâbî olmaktan başka bir ilimleri (bilgileri) yoktur. Ve onu kesinlikle öldürmediler (öldüremediler).

2. EN'ÂM-116 Ve yeryüzünde bulunanların çoğuna itaat edersen, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar, ancak zanna tâbî olurlar. Ve onlar, ancak yalan uydururlar.

3. EN'ÂM-148 …De ki: “Sizin yanınızda ilimden bir şey var mı? Öyleyse (varsa) onu bize çıkarın. Siz ancak zanna tâbî oluyorsunuz. Ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”

4. YÛNUS-36 Ve onların çoğu zandan başka bir şeye tâbî olmaz. Şüphesiz zan, haktan bir şey kazandırmaz. Muhakkak ki Allah, onların yaptıklarını bilendir.

5. YÛNUS-66 …Allah’tan başka ortaklara dua edenler (ibadet edenler) neye tâbî oluyorlar? Ancak zanna tâbî olurlar ve onlar sadece tahmin ederler (yalan uydururlar).

6. NECM-23 … Allah onlara hiçbir sultan (delil) indirmedi. Onlar sadece zanna ve nefslerinin arzuladığı şeylere tâbî oluyorlar. Ve andolsun ki, onlara Rab'lerinden hidayet geldi.

7. NECM-28 Ve onların (melekler konusunda) bir ilmi yoktur. Onlar sadece zanna tâbî olurlar. Ve muhakkak ki zan, Hak’tan yana hiçbir şeye fayda sağlamaz.

İLİM VERİLENLER (ÖĞRENENLER)

1. NAHL-27: Sonra kıyamet günü (Allah), onları alçaltacak. Ve onlara: "Ortaklarım nerede?" diyecek. "Onlar için ayrılıklara düştünüz." Kendilerine ilim verilenler şöyle dedi: “Muhakkak ki rezillik ve azap, bugün kâfirlerin üstündedir.”

2. İSRÂ-107: De ki: “O’na inanılsın veya inanılmasın, O’ndan önce kendilerine ilim verilen kimseler, onlara (Kur’ân’ın secde âyetleri) okunduğu zaman, secde ederek çeneleri üstüne kapanırlar.”

3. HACC-54: Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O’na iman etmeleri, onların kalplerinin O’nu (Allah’ı) idrak etmesi içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidayet edendir.

4. KASAS-80: Ve ilim verilenler: “Size yazıklar olsun! Âmenû olan ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar için Allah’ın sevabı daha hayırlıdır. Buna, sabredenlerden başkası mülaki olmaz.” dediler.

5. ANKEBÛT-49: Hayır O (Kur’ân-ı Kerim), ilim verilenlerin sinelerinde beyan olunan âyetlerdir. Ve zalimler hariç, onlar âyetlerimizi bile bile inkâr etmezler.

6. RÛM-56: Ve ilim ve iman verilenler: “Andolsun ki Allah’ın Kitabı’ndaki beas (yeniden diriliş) gününe kadar (mezarda) kaldınız.” dediler. İşte bu beas günüdür. Lâkin siz bilmiyordunuz.

7. MUHAMMED-16: Ve seni dinleyenlerden bir kısmı, senin yanından çıktıkları zaman, kendilerine ilim verilenlere: “Biraz önce (O) ne dedi?” dediler. İşte onlar, Allah’ın kalplerini mühürledikleri kişilerdir ve onlar hevalarına tâbi olanlardır.

İLİM SAHİPLERİ (ÖĞRETENLER)

1. KUR’ÂN’IN LAFZINI ÖĞRENENLER

CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl be’as eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretir. …

2. KUR’ÂN’IN RUHUNU ÖĞRENENLER

ÂLİ İMRÂN-20 … ‘Ben ve bana tâbî olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik.’ O kitab verilenlere ve ümmîlere: ‘Siz de vechinizi (fizik vücudunuzu) (Allah’a) teslim ettiniz mi?’ de. Eğer teslim ettilerse, o takdirde, hidayete ermişlerdir.

3. HİKMETİ ÖĞRENENLER

NİSÂ-113 Ve eğer Allah’ın fazlı ve rahmeti senin üzerine olmasaydı, onlardan bir grup mutlaka seni saptırmaya kastedecekti. Ve onlar kendilerinden başkasını saptıramazlar. Ve sana hiçbir şeyle zarar veremezler. Ve Allah, sana Kitab’ı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediğin şeyleri öğretti. Ve Allah’ın senin üzerindeki fazlı çok büyüktür.

4. HİKMETİN ÖTESİNİ ÖĞRENENLER

BAKARA-151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup, açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

5. MÂRUFLA EMREDEN MÜNKERDEN NEHYEDENLER

ÂLİ İMRÂN-104 Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin, ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar , onlar felâha erenlerdir.

6. RESÛLLER

A'RÂF- 62 Size Rabbimin risalelerini (gönderdiklerini) tebliğ ediyorum (ulaştırıyorum). Ve size nasihat ediyorum (öğüt veriyorum). Ve sizin bilmediğiniz şeyleri ben Allah’tan öğreniyorum (biliyorum).

7. DEVRİN İMAMLARI

ENBİYÂ-73 Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık, ve onlara hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.

SECDE-24 Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize yakîn hasıl etmiş oldukları için…

Cahiller, Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir. İlim verilenler, Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. İlmin sahipleri ise Allah’ın 7 safha 4 teslimi yaşayan mürşidlerdir. Cahiller zanlara tâbî oluyorlar, Kur'ân-ı Kerîm’i bilmiyorlar.

O zaman zanlara tâbî olan cahiller ilim öğrenmek istiyorlarsa ne yapmaları lâzım? Ehli zikirden sormaları lâzım. Yani sormaları halinde ancak onlardan öğrenebilirler. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20267 dk okuma2