Muhterem Hocam, bir âyet-i kerime’de zikirden kalpleri kararanlardan bahsediliyor. Zikrin hem farz olması hem de kalpleri karartması nasıl oluyor? Açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, bir âyet-i kerime’de zikirden kalpleri kararanlardan bahsediliyor. Zikrin hem farz olması hem de kalpleri karartması nasıl oluyor? Açıklar mısınız?

Cevap

Hayır sevgili kardeşlerim, zikirsizlik sebebiyle kalbi kararanlar;

1. Zikirle kalbi kararanlar; onlar Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir. Allahû Tealâ Rûm Suresinin 39. âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:

30/RÛM-39 Ve mâ âteytum min riben li yerbuve fî emvâlin nâsi fe lâ yerbû indallâh(indallâhi), ve mâ âteytum min zekâtin turîdûne vechallâhi fe ulâike humul mud’ıfûn(mud’ıfûne).

Ve insanların mallarında artış olsun diye faizden (faiz olarak) verdiğiniz şey (Allah’a ulaşmayı dilemeden yaptığınız zikir), o taktirde Allah’ın katında artmaz (nefsinizin kalbindeki nurları oluşturmaz ve arttırmaz). Allah’ın vechini (Allah’a ulaşmayı) dileyerek verdiğiniz zekât (yaptığınız (zikir)ler); işte böylece kat kat (nefsinizin kalbindeki nurları) artıranlar onlardır.

Öyleyse Allah’a ulaşmayı dilemeden zikir yaptığınız an kalbimizde nurları oluşturmaz, artırmaz. Hem zikrediyor, hem de nurlar kalbe girmiyorsa kalp kararıyor demektir. Ama gerekli kalp şartının sahibi olduktan sonra Allah'ın Vechini, Allah'a ulaşmayı dileyerek verdiğiniz zekât ve yaptığınız zikirler, işte onları Allahû Tealâ kat kat artırır. Nefsimizin kalbindeki nurları artıranlar onlardır. Yani Allah’a ulaşmayı diledikten sonra, o dileğin arkasından yaptığı zikir kalbi nurlandırıyor; Allah’a ulaşmayı dilemeden yapılan zikir ise kalbi nurlandırmaz.

O hâlde kalbimizin nurlanmasını istiyorsak ne yapmamız lazım? Öncelikle Allah’a ulaşmayı dileyip, peşinden 4 kalp şartının arkasından 7 kalp şartının sahibi olarak zikretmeye başladığımız an Allah'ın katından evvelâ bir çift nur, daha sonra mürşide tâbiiyetle iki çift nur geldiği zaman kalbimiz karanlıklardan nura çıkacaktır.

7 âyet-i kerimede Allahû Tealâ zulmetten nura çıkanlardan bahsediyor. Bunların başında Bakara 257. âyet-i kerime geliyor. Mâide Suresi 16. âyet-i kerimesi, Talâk Suresi 11. âyet-i kerimesi ve daha bunun gibi daha birçok âyetlerde Allahû Tealâ zulmetten nura çıkmayı tarif ediyor. Bakara 257’de Allahû Tealâ;

2/BAKARA-257 Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilân nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).

Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.

5/MÂİDE-16 Yehdî bihillâhu menittebea rıdvânehu subules selâmi ve yuhricuhum minez zulumâti ilân nûri bi iznihî ve yehdîhim ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).

Allah (c.c.), rızasına tâbî olan kişiyi onunla (Resûl'ü ile) teslim yollarına hidayet eder. Kendi izniyle onları karanlıktan aydınlığa (zulmetten nura) çıkarıp Sırât-ı Mustakîm’e hidayet eder (ulaştırır).

65/TALÂK-11 Resûlen yetlû aleykum âyâtillâhi mubeyyinâtin li yuhricellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti minez zulumâti ilen nûr(nûri), ve men yû'min billâhi ve ya'mel sâlihan yudhilhu cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidine fîhâ ebedâ(ebeden), kad ahsenallâhu lehu rızkâ(rızkan).

Resûl, âmenû olanları (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenleri) ve amilüssalihat (salih amel, yani nefs tezkiyesi) yapanları, karanlıklardan nura çıkarmak için size Allah’ın âyetlerini açıklayarak okur. Ve kim, Allah’a îmân ederse ve salih (nefsi ıslâh eden) amel işlerse onu, içinde ebediyyen kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere dahil eder (koyar). Allah’ın Zat’ı, onun (Resûl) için en güzel rızık olmuştur.

Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma0