Muhterem Hocam, bir hoca "Dinimizde Allah'a kavuşma tabîri vardır, Allah'a ulaşma tabîri olmadığı gibi ruhun ölmeden önce Allah'a ulaşması diye bir şey yoktur." dedi. Bu konuya açıklama getirir misiniz?

Soru

Muhterem Hocam, bir hoca "Dinimizde Allah'a kavuşma tabîri vardır, Allah'a ulaşma tabîri olmadığı gibi ruhun ölmeden önce Allah'a ulaşması diye bir şey yoktur." dedi. Bu konuya açıklama getirir misiniz?

Cevap

"Sevgili kardeşlerim, din öğreticilerinin hepsi insanı bir fizik beden, bir nefs, serbest irade ve akıldan oluşan bir varlık olarak düşünürler. Ruhu din tatbikatından çıkartmışlardır. Öyle olunca fizik vücut ve nefs için yevm'il âhirde Allah'a kavuşmak vardır. Cennete girenler, hesap gününde olanlar bunu zaten yaşayacaklardır. Yani fizik vücut ve nefs için kıyâmet günü yevm'il âhirdir.

Ama Allahû Tealâ sadece insanı Hicr 26'ya göre bir fizik bedenden, Şems 7'ye göre bir nefsten ibaret yaratmamış. Secde 9'a göre Allahû Tealâ Zat'ından ruh üfürüyor insana. ""Zat'ından üfürdü."" diyor.

15/HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin). Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.

91/ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ. Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).

32/SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min ruhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne). Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik VÜCUTun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

Ruh, Allah'ın bizde bir emanetidir ve Allahû Tealâ bu emanetin, 73 âyet-i kerimede hayattayken tekrar sahibi olan Allah'a ulaşmasını istiyor. Ruhun ölmeden evvel Allah'a ulaşmasını hidayet olarak Kur'ân'da tarif ediyor. 19 fiille.

KUR’AN’DA 73 ÂYETTE GEÇEN 19 FİİLLE RUHUN ALLAH’A ULAŞMASI 1. Hudallâhi (Allah’a Ulaşmak), Hedâ Kum (hidayete Ermek), Ehdi Kum (hidayet Etmek, Ulaştırmak) Bakara-120, Âl-i İmrân-73, Nahl-9, En’âm-88, Mu’min-38 2. Yönelmek (Munîbîne, Enâbe, Enâbu, Enîbu, Yunib, Munîb) Rûm-31, Rad-27, Şûrâ-13, Lokmân-15, Zumer-17 ve 54, Mu’min-13, Kâf-8 3. Likâe, Likâena, Mulâkû (Ulaşmak, Mulâkî Olmak) Yûnus-7, Bakara-46, Hud-29, Bakara-223, Kehf-110, Ankebût-5-23, Rûm -8, Fussilet-54 4. İbtegu (İstemek), İbtegae Veche Rabbekum (Rab’lerinin Vechini, Zât’ını İstemek) Mâide-35, Ra’d-22 5. En Tueddûl (İade Etmek, Teslim Etmek) Nisâ-58 6. En Uslime, Muslimin (Teslim Olmak) Mu’min-66, Fussilet-33 7. Ed’û İlallâhi, İleyhi Ed’û (Allah’a Davet Etmek) Yûsuf-108, Ra’d-36 8. İstecîbu (li Rabbikum) (Rabbinize İcabet Edin) Şûrâ-47 9. Fe Firru İlallâh (Allah’a Firar Etmek) Zâriyât-50 10. Munkalibûn (Dönenler, Dönecek Olanlar) Zuhrûf-14 11. Yûsale, Yasilûne (Ulaştırmak) Bakara-27, Ra’d-21, Ra’d-25 12. İlâllâhil Masîr (Dönuş Allah’adır) Fâtır-18, Nûr-42 13. Râciûn, Yercîûn (Dönuş, Dönmek), Muhâricûn (Hicret Etmek), Yercullahe (Allah’a Ulaşmayı Dileyenler) Bakara-156, Bakara-18, En’âm-36, Mu’minûn-60, Ankebût-26, Ahzâb-21 14. Yehdî (hidayet Eder, Ulaştırır), Yehdîhim (hidayet Edecek, Ulaştıracak), Yehdûne (hidayete Erdİrir), Yettehıze İla Rabbihi Sebîla (Allah’a Giden Yol Edinmek), Seyehdîhim, Nehdiyenne, İhdinâ, Hedeynâ Bakara-213, Nisâ-175, Mâide-16, A’râf-181, Yûnus-25, Yûnus-35, Kehf-17, Furkân-57, Şûrâ-78, Secde-24, Sebe-6, Muhammed-5, Ankebût-69, Fâtiha 6-7, En’âm-87 15. Muhtedûn, İntedev, İntedâ, Muhtedine (hidayete Ermiş Olanlar) Bakara-157, Âli İmrân-20, İsrâ-15, Tâhâ-82, Kasas-56 16. Fe Kad Hudiye (hidayet Olunmuştur), Huden (hidayete Erdiren), Ve Huda Hu (hidayet Etti), Hudû (hidayet Edildiler), Hudâhâ, Hedâhumullâhu (Allah Onları hidayete Erdirdi) Ali İmrân-101, Nahl-121, Hacc-24, Secde-13, Zumer-18 17. Evvâb (Ruhunu Allah’a Ulaştıran), Meâb (Sığınacağa Ulaşan), La Tufettahu Lehum Abvâbu Es Semâi (Onlara Gök Kapıları Açılmaz) Sâd-44, A’râf-40 18. Yetûbu (Tövbe Eder Ve Allah’a Döner), Yetî Hi (O’na Gelir Mu’min Olarak) Furkân-71, Tâhâ-75 19. Ahsenü’l Hüsnâ (Allah’ın Zât’ına Ulaşmak) Yûnus-26

Tâbî bu zat-ı muhteremin bu âyetlerden haberi yok; çünkü o sadece mezarlarda okunmak için Kur'ân-ı Kerim’i indirilmiş biliyor ve mezarda bunların hepsini okuyor ama bu âyetlerden Allah'ın muradı biz insanlara nedir, onun umurunda bile değil. Bilmiyor. Yetmez; bu 73 âyet-i kerimenin içerisinde 12 tanesi de farz. Yani Allah emrediyor; bir kere değil, iki kere değil, üç kere değil; tam 12 kere tekrar ederek Allahû Tealâ bize farz kılıyor. Farz demek Allah'ın emri demektir.

ÖLMEDEN ÖNCE RUHUN ALLAH’A ULAŞTIRILMASI 12 DEFA FARZ 1. 4/NİSÂ-58: Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder.... 2. 5/MÂİDE-7: Allah’ın, sizin üzerinizdeki ni'metini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkınızı hatırlayın... 3. 6/ENÂM-152: ...Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti. 4. 10/YÛNUS-25: Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır. 5. 13/RAD-21: Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar... 6. 30/RÛM-31 O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın. 7. 31/LOKMÂN-15: ... Bana yönelenlerin (ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır... 8. 39/ZUMER-54: Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız. 9. 42/ŞÛRÂ-47: Rabbinize icabet edin, Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce. İzin günü, sizin için bir sığınak yoktur... 10. 51/ZÂRİYÂT-50: Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (Allah tarafından gönderilmiş) apaçık bir nezirim. 11. 73/MUZZEMMİL-8: Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş. 12. 89/FECR-28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!

HADÎS-İ ŞERİF: “Ölmeden evvel ölün, Allah’a dönün ki; (ölmeden önce ruhunuzu Allah’a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size 10'dan 700'e kadar artan yardımlarda bulunsun.” Kaynak: Acluni keşfü’l hafa c2.shf 291 (2669)

Nisâ 58: Emaneti bana teslim edin. Ruh bir emanettir. Mâide 7: Misakinizi yerine getirin. Misakin yerine gelmesi mutlaka emanetlerin teslimine bağlı. En'âm 152: Ahdi yerine getirin. Ahdin yerine getirilmesi mutlaka emanetin teslimine bağlı.

Teslim yurdu, Allah'ın Zâtı'na davet ediyor. Allah’ın Allah'a ulaştırmasını emrettiği ruhu Allah'a vasıl edin. Allah'a yönelin. Takva sahibi olun. Bana yönelin. Yoluna tâbî olun. Bana ulaşmayı dileyin ve teslim olun. Allah'ın davetini kabul edin. Allah'a firar edin. Allah'a kaçın. Ve Allah'ın ismini zikredin ve Rabbinize dönün. 12 tane farz emirle ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşmasını açıklıyor.

Ama “dinimizde Allah'a kavuşmak” tabîrinin olmadığını söylemelerinin sebebi, sadece insanı fizik beden ve nefsten ibaret olarak bildikleri içindir. Ruh için yevm’il âhir, Allah'ın Zât'ıdır ve dünya hayatında ruhun Allah’a ulaşması vardır. Ama ruhu din tatbikatından çıkarttıkları için “Allah'a ulaşmak diye bir tabîr olmadığı gibi ölmeden önce ruhun Allah'a ulaşması diye bir şey yoktur.”

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Sahih-i Buhari Cilt-12, 1918. ""Allah’ın rahmeti olmaksızın hiç kimse cennete gidemez.”, Sahâbe soruyor: “Sen de mi ey Allah'ın Resûl’ü?”, “Evet, Ben de. Ama Rabbim beni rahmetinin içine gark etti.""

Yani ancak Allah'ın rahmetiyle kurtuluş söz konusu. Rahmetsiz bir kurtuluş mümkün değil. Geride kalanlara "sabır" diliyoruz. Sabır da geride kalan insanların Allah'a ulaşmayı dilemesini istiyoruz. Allah emanetini aldı götürdü. İşte bu, ölümle Allah'a ulaşan emanet ruhumuzdur. Bunu kimse inkâr edemez. Ruhumuz, Allah'ın bizde bir emanetidir. Ölümle ama marifet bunu hayattayken ulaştırmak. Nitekim nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): "Şirkli olarak Allah'a ulaşanlara cehennem, şirksiz olarak, hayattayken Allah'a ulaşanlara cennet vacip olur."

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Müslim - İman - 151 ravi: Cabir bin Abdullah ""Allah’a şirk koşmadan ona mülâkî olana, cennet vacip olur. Allah’a şirk koşarak mülâkî olana da, cehennem vacip olur.""

Şirk koşmadan mülâki olana cennet vacip olur yani hayattayken ruhunu Allah'a ulaştırana cennet ama dünya hayatını yaşarken ruhunu Allah'a ulaştırmayana cehennem. Yine o ruh Allah'a ulaşıyor ama ölümle ruh Allah'a ulaşıyor. Marifet hayattayken ruhu Allah'a ulaştırmaktır.

Sevgili kardeşlerim, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) kendi döneminde bunu defaatle ifade etmiş. Bakın Şuarâ 214’ü açıklarken hadîste diyor ki, sadece mülâki kısmını size ifade etmek istiyorum, hadîs-i şerifte: "O halde ben şimdi sizi, önünüzdeki şiddetli bir azap günü bulunduğunu; Allah'a mülâki olmaya inanmayanların, yani hayattayken Allah'a mülâki olmaya inanmayanların o çetin azaba uğrayacaklarını haber veriyorum." Evet "Allah'a ulaşmayı dilemeyenler, ruhu hayattayken Allah'a ulaştırmayı dilemeyenler, hepsinin gideceği yer cehennem." Biz bunu bu şekilde uyarıyoruz.

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Buhârî, Tefsir, 26; Müslim, İman, 348-355; Ahmed, I, 281-307; İbn-i Sa’d, I, 74, 200; Belâzurî, I, 119; Semîra ez-Zâyid, I, 357-359. Peygamber Efendimiz (S.A.V) (S.A.V) Kureyş kabilesini Safâ Tepesi’ne davet etti ve şöyle hitap etti. “–Ey Kureyş cemaâti! Ben size, şu dağın eteğinde veya şu vâdide düşman atlıları var; hemen size saldıracak, mallarınızı gasbedecek desem, bana inanır mısınız?” Onlar da hiç düşünmeden: “–Evet inanırız! Çünkü şimdiye kadar Sen’i hep doğru olarak bulduk. Sen’in yalan söylediğini hiç işitmedik!” dediler. Oraya gelmiş bulunan herkesten bilâ-istisnâ bu tasdîki alan Peygamber Efendimiz (S.A.V) onlara şu ilâhî hakîkati bildirdi: “–O hâlde ben şimdi size, önünüzde şiddetli bir azap günü bulunduğunu, Allâh’a mülâkî olmaya inanmayanların o çetin azâba uğrayacaklarını haber veriyorum. Ben sizi o çetin azaptan sakındırmak için gönderildim. Ey Kureyşliler! Size karşı benim hâlim, düşmanı gören ve âilesine zarar vereceğinden korkarak hemen haber vermeye koşan bir adamın hâli gibidir. Ey Kureyş cemaâti! Siz uykuya dalar gibi öleceksiniz. Uykudan uyanır gibi de dirileceksiniz. Kabirden kalkıp Allâh’ın huzûruna varmanız, dünyâdaki her hareketinizin hesâbını vermeniz muhakkaktır. Netîcede hayır ve ibâdetlerinizin mükâfâtını, kötü işlerinizin de ceza ve şiddetli azâbını göreceksiniz! Mükâfât ebedî bir cennet; mücâzat ise dâimî bir cehennemdir.”

26/ŞUARÂ-214 Ve enzir aşîratekel akrabîn (akrebîne). Ve en yakının olan aşiretini uyar.

Allah Resûlü buyurmuş. Kur’ân’da 7 âyet-i kerimede bunu söylüyor:

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER – GAYY YOLUNDA 1. YUNUS-7 …Onlar, Bize ulaşmayı dilemezler. Onlar âyetlerimizden gafil olanlardır… 2. YUNUS-11…Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız. RA’D – 27 …Allah, dilediği kimseyi dalalette bırakır… 3. YUNUS-15 Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: “Bize bundan başka bir Kur’ân getir…” 4. YUNUS-45 …Allah’a mülâkî olmayı yalanlayanlar, hüsrandadır… EN’ÂM – 31 Allah’a mülâkî olmayı yalanlayan kimseler hüsrana düştüler… 5. FURKAN-21 Ve Bize mülâkî olmayı dilemeyenler:…nefislerinde kibirlendiler… 6. RUM-8 …İnsanların çoğu, Rab’lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir. 7. SECDE-10 …Onlar, Rab’lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir. FUSSİLET – 54 Onlar gerçekten Rab’lerine mülâkî olacaklarından şüphe içindeler…

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER İÇİN MÜRŞİD YOK, TARİK-İ CEHİMDE, SIRAT-I CEHİMDE 1. ARÂF – 186 Allah kimi dalalette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur…” 2. RA’D – 27 De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalalette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendisine ulaştırır.” RA’D – 33 …Allah, kimi dalalette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur. 3. KEHF – 17 …Allah, kimi dalalette bırakırsa artık onun için veli mürşid bulunmaz. 4. ZUMER – 23… Allah, kimi dalalette bırakırsa, o zaman onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur. 5. ZUMER – 36 …Allah, kimi dalalette bırakırsa artık onun için hidayetçi yoktur. 6. MÜ’MİN – 33…Allah kimi dalalette bırakırsa, artık onun için koruyucu yoktur. 7. ŞÛRÂ – 44 Ve Allah kimi dalalette bırakırsa, o taktirde onun için, bundan sonra bir veli (dost) yoktur…

ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDâyetİ) DİLEYEN – ALLAH’I SEVENLER – SEBİLİ REŞAD ÜZERİNDE 1. BAKARA-46 …Rab’lerine muhakkak mülâkî olacaklarına....yakın derecesinde inanırlar. BAKARA-156 …Biz muhakkak ki Allah için (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız)” derler. 2. BAKARA-249 …O kendilerinin muhakkak Allah’a mülâkî olacaklarını kesin olarak bilenler… 3. EN’ÂM-154 …onlar, Rab’lerine mülâkî olacaklarına inanırlar… 4. RA’D-2 …âyetleri ayrı ayrı açıklar ki; böylece Rabbinize mülâkî olmaya yakîn hasıl edersiniz. 5. KEHF-110 …Kim Rabbine mülâki olmayı dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın… 6. ANKEBUT-5 Kim Allah’a mülâkî olmayı dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir… 7. İNŞİKÂK-6 Ey İnsan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru cehd ile (nefsinle) cihad edersin. Sonunda O’na mülâkî olursun.”

ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDâyetİ) DİLEYEN – MÜRŞİDE TÂBÎ – TARİK-İ VE SIRAT-I MÜSTAKİM ÜZERİNDE 1. ÂLİ İMRÂN-31 …Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin… 2. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir nîmet olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... 3. MERYEM-43 …bana tâbî ol. Seni, Sıratı Sevîyye’ye hidayet edeyim. RA’D – 7 …Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidayetçi vardır. 4. YÂSİN-21 (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir.” 5. MÜ’MİN-38 Ve âmenu olan adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.” 6. ZUHRUF-61 …Sakın şüphe etmeyiniz! Ve bana tâbî olun, işte bu Sırat-ı Müstakîm’dir. 7. CUMA-2 Ümmîler arasında kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder.

Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin dalâlet üzere kalacağı ve ve 7 grup âyet-i kerimede gideceği yer cehennem. Ama 7 âyet-i kerimede de kim Allah'a ulaşmayı dilerse Allah onları mürşidlerine ulaştıracak ve onların gideceği yer üçüncü kat cennettir; eğer ömrü, sermayesi yeterse."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 8 Ekim 202611 dk okuma0