Muhterem Hocam, bir insan mürşidi olmadan da Allah yolunda ilerleyebilir mi?
Soru
Muhterem Hocam, bir insan mürşidi olmadan da Allah yolunda ilerleyebilir mi?
Cevap
Kur’ân-ı Kerim, hayır diyor. Kur’ân-ı Kerim'e göre, mürşidine tâbî olmayan 10 âyet gereğince dalâlettedir:
MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 ÂYET)
1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terkeder.
3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. …
4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.
5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”
6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbîdirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardır? ...
7. ZUMER-23 …İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.
8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?…
9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.
10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
Âli İmrân 164: Ondan evvel onlar gerçekten apaçık bir dalâlet içindeydiler. Mürşide tâbî olmadan evvel.
A’râf 186: Allah kimi dalâlette bırakırsa onlar için bir hidayetçi mürşid yok.
Nahl 36: Allah bir kısmını hidayete erdirdi. Bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. Mürşide tâbî olmadıkları için.
Kehf 17: Kimi dalâlete bırakırsa onun için bir velî mürşid bulunmaz. Tâhâ 123: Kim hidayetime tâbî olursa o dalâlette kalmaz. Kasas 50: Kendi heveslerine tâbî olandan daha dalâlette kim var?
Zümer 23: Allah kimi dalâlete bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.
Câsiye 23: Allah kimi onunla ilim üzerine dalâlete bıraktı. Ahkâf 32: İşte onlar apaçık dalâlet içinde olanlardı. Cuma 2.
Öyleyse mürşidine tâbî olmayan 10 âyet gereğince dalâlette. Allahû Tealâ Âli İmrân Suresinin 112. âyet-i kerimesinde Allah’tan bir ipe ve insanlardan bir ipe tutunanlar müstesna, onlar kurtulmuştur.
3/ÂLİ İMRÂN - 112
Duribet aleyhimuz zilletu eyne mâ sukıfû illâ bi hablin minallâhi ve hablin minen nâsi ve bâû bi gadabin minallâhi ve duribet aleyhimul meskeneh(meskenetu), zâlike bi ennehum kânû yekfurûne bi âyâtillâhi ve yaktulûnel enbiyâe bi gayri hakk(hakkın), zâlike bimâ asav ve kânû ya’tedûn(ya’tedûne).
Onların üzerlerine, nerede olurlarsa olsunlar zillet (alçaklık) damgası vuruldu. Ancak Allah'ın ipine (Sıratı Mustakîm'e) ve insanlardan bir ipe (Allah'a ulaştıracak olan mürşide) tutunanlar (ulaşanlar) hariç. (Onlar) Allah'tan bir gazaba uğradılar ve üzerlerine miskinlik damgası vuruldu. Bu, onların Allah'ın âyetlerini inkâr etmiş olmaları ve peygamberleri haksız yere öldürmüş olmaları sebebiyledir. İşte bu, onların (Allah'a) isyan etmelerinden ve haddi aşmış olmalarındandır.
Âli İmrân 112’de Allah’tan bir ip Sıratı Mustakîm, insanlardan bir ip de Allah’ın tayin ettiği mürşid.
Dinimizin üç esas üzerine bina edildiğini; vahdet, tevhid ve teslim olduğunu. Vahdet akidesi mutlaka Allah’a ulaşma dileği gerektiriyor. Tevhid akidesi mutlaka mürşide tâbiiyeti, ruhumuzun vücudundan ayrılıp Allah’ın Zat’ına ulaşmasını gerektiriyor. Ve teslim, ruhu, fizik vücudu, nefsi ve iradeyi Allah’a teslim etmek.
Allahû Tealâ Mâide 35’te takva sahibi olun ve vesileyi Allah’tan isteyin.
5/MÂİDE - 35
Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
Mülk 8, 9, 10: Cehennem bekçileri sual soruyorlar. Sizi cehenneme gelmekle uyaran nezir gelmedi mi? Geldi diyorlar. Biz onları yalanladık. Allah bir şey indirmemiştir dedik. Onları dalâlette olmakla suçladık. Ama işitseydik ve akletseydik, demek ki işitmek ve akletmek Allah’a ulaşmayı dilemek, bugün cehennemde olmazdık diyor.
67/MULK - 8
Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun).
(Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu.
67/MULK - 9
Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey'in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin).
Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”
67/MULK - 10
Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na'kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri).
Ve: “Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık.” dediler.
Allahû Tealâ bu konuda bir emir vermiş. Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, diyor. Allah’ın ipi Allah’a ulaşmayı dilemektir. Evet. Ve dileyen kişi mutlaka Allah’ın cennetine girmeye hak kazanmıştır.
Allahû Tealâ bir ipi yeterli bulmuyor. İnsanlardan bir ipe de sarılmaktan bahsediyor. İnsanlardan bir ipe sarılmak irşad makamına ulaşıp tâbiiyeti ifade eder. Mürşid farzdır. Allahû Tealâ tâbiiyeti üzerimize farz kılmıştır. İnsanlardan bir ip de mutlak olarak gereklidir.
Evet. Allah’tan bir ip, Allah’a ulaşmayı dilemek, Sıratı Mustakîm üzerinde olmaktır. İnsanlardan bir ip de 12 tane ihsanla Allah’ın tayin ettiği mürşide tâbî olmak. Bunların hepsi de kesinlikle farz. Allahû Tealâ hepimizden bunu istiyor. Allah razı olsun.