Muhterem Hocam, bir insanın cennet ehli olmasında mürşidin etkisi var mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, bir insanın cennet ehli olmasında mürşidin etkisi var mıdır?
Cevap
Elbette. Yunus bunu çok güzel ifade ediyor:
“Gel ey kardeş, hakkı bulayım dersen
Bir kâmil mürşide varmazsan olmaz.”
Başlangıç noktasında bütün insanlar dalâlette, 19 negatif özelliğin sahibidirler.
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLERİN 19 NEGATİF ÖZELLİĞİ
1. Allah’ın âyetlerinden gâfildir. Yunûs-7 / Nahl-78
2. Şirktedir. Zumer-65
3. Küfürdedir. Sebe-20
4. Dalâlettedir. Ra'd-27
5. Sağır, kör ve dilsizdir, ölüdür. Bakara 18-171 / Zuhrûf-40 / En’âm-39 -122 / 8-24
6. Fısktadır. Bakara-26
7. Şeytanın kulu ve dostudur. Bakara-257 / Zumer-17
8. Dinde fırkalara ayrılmıştır. En'am-43
9. Zâlimdir (nefsine zulmedendir). Mâide-51 / İbrâhîm-27
10. Cahildir (akletmeyendir). Bakara-13 / Bakara-142
11. İsyandadır. Yûnus-11
12. Sebîlel gayy’dadır. Â'râf-146
13. Fitnededir. Arâf-27 / Enfâl-28
14. Birbirine düşmandır. Âli-İmrân-103
15. Amelleri boşa giden (hüsranda). Zumer-65
16. Takva sahibi değildir. Rûm-32
17. Mümin değildir. Sebe-20
18. Hidâyette değildir. Yûnus-45
19. Gideceği yer cehennem. Mu'minûn-103 / Â'râf-178
Evet, âyetlerden gâfildir, şirktedir, küfürdedir, dalâlettedir, sağır, dilsiz ve kördür, fısktadır, şeytanın kulu ve dostudurlar, dinde fırkalara ayrılmışlar, nefslerine zulmedendirler, cahildirler, isyandadırlar, gayy yolundadırlar, fitnededirler, birbirlerine düşmandırlar, boşa giden amellerin sahipleridirler ve takva sahibi değillerdir, mü’min değillerdir, hidayette değillerdir. Amelleri boşa giden herkesin gideceği yer cehennemdir. Ve takva sahibi değil, mü’min değil, hidayette değil…
Ama Allah’ın katından mürşid, kendisine Allah’tan aldığı emirle âyetleri tilâvet ettiği zaman, Allah’a davet ettiği zaman daveti kabul eder de Allah’ın âyetlerine îmân ederse, o zaman 19 negatif özellik 19 pozitif özelliğe dönüşür.
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYENLERİN 19 POZİTİF ÖZELLİĞİ
1. Allah’ın âyetlerine yakîn hasıl edenler. Ra'd-2 / Secde-24
2. Şirkten kurtulmuştur. Rûm-31
3. Küfürden kurtulmuştur. Sebe-20
4. Dalâletten kurtulmuştur. Ra'd-27
5. Sağır, dilsiz ve kör olmaktan kurtulmuştur. Hacc 51 / En'âm 46 -122 / İsrâ 46- / Enfâl 24
6. Fısktan kurtulmuştur. Bakara 27
7. Şeytanın kulu ve dostu olmaktan kurtulmuştur. Zumer 17
8. Kurtuluşa eren fırkadır. Âli İmrân 103 / Rûm 32 / Zilzâl 20
9. Zulümden kurtulmuştur (nefsine zulmetmeyendir). Bakara 257
10. Cehaletten kurtulmuştur (akledendir). Bakara 2 / Ra'd 4
11. İsyandan kurtulmuştur. Hucurât-7
12. Sebîli rüşddedir (rüşd yolundadır). Mu'min-38
13. Fitneden kurtulmuştur. Enfâl-28
14. Birbirine dost olmuşlardır. Âli İmrân 103
15. Amelleri boşa gitmeyendir (hüsranda değildir). Âli İmrân 100 / Rûm 32 / Zilzâl 20
16. Takva sahibidir. Rûm-31
17. Mü'mindir. Sebe-20
18. Hidayettedir. Ra'd-27
19. Gideceği yer cennettir. Mu'minûn-102
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V):
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: “Kitab-ül Burhan Fi Alamet-ll Mehdiyy-İl Ahir Zaman, 2.
“Mehdi (A.S) benim soyumdandır. Ben nasıl vahiy üzere mücadele veriyorsam, o da benim sünnetim üzerine mücadele verir. Allahû Tealâ nasıl bu dini bizimle başlattıysa, Mehdi (A.S) ile sona erdirecektir. İnsanlar nasıl bizimle şirkten kurtulmuşlarsa, Mehdi (A.S) ile fitneden kurtulacaklardır.”
Aynı gerçeği iki şey ifade ediyor. Bir Resûlullah (S.A.V)’la şirkten kurtulmak, bir de Mehdi (A.S)’la fitneden kurtulmak. Her ikisi de bizi aynı sonuca ulaştırıyor.
Bakara 256’da: “Dinde zorlama yok. İrşad yoluyla gayy yolu birbirinden tamamen ayrılmış vaziyettedir.”
2/BAKARA-256: Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lenfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).
Dinde zorlama yoktur. irşad yolu (hidayet yolu, Allah'a ulaştıran yol), gayy yolundan (dalâlet yolundan, şeytana, cehenneme ulaştıran yoldan) açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır. Artık kim tağutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah'a îmân ederse (mü'min olur, Allah'a ulaştıran yolu tercih ederse), böylece o, (Allah'tan) kopması mümkün olmayan urvetul vuskaya (sağlam bir kulba, mürşidin eline) tutunmuştur. Allah Sem'î'dir, Alîm'dir.
Âli İmrân Suresi’nin 112. âyet-i kerîmesinde Allahû Tealâ: “İnsanların üzerine zillet damgası vurulmuştur. Allah’tan bir ipe, sıratı mustakîme ve insanlardan bir ipe tutunan müstesnadır”
/ÂLİ İMRÂN-112: Duribet aleyhimuz zilletu eyne mâ sukıfû illâ bi hablin minallâhi ve hablin minen nâsi ve bâû bi gadabin minallâhi ve duribet aleyhimul meskeneh(meskenetu), zâlike bi ennehum kânû yekfurûne bi âyâtillâhi ve yaktulûnel enbiyâe bi gayri hakk(hakkın), zâlike bimâ asav ve kânû ya’tedûn(ya’tedûne).
Onların üzerlerine, nerede olurlarsa olsunlar zillet (alçaklık) damgası vuruldu. Ancak Allah'ın ipine (Sıratı Mustakîm'e) ve insanlardan bir ipe (Allah'a ulaştıracak olan mürşide) tutunanlar (ulaşanlar) hariç. (Onlar) Allah'tan bir gazaba uğradılar ve üzerlerine miskinlik damgası vuruldu. Bu, onların Allah'ın âyetlerini inkâr etmiş olmaları ve peygamberleri haksız yere öldürmüş olmaları sebebiyledir. İşte bu, onların (Allah'a) isyan etmelerinden ve haddi aşmış olmalarındandır.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V):
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizî 2778, İbnî Mâce 3991 – 3994
“Benim ümmetim 73 fırkaya ayrılacaktır. 72 tanesi cehenneme gidecek, bir tanesi hariç.”
"O fırka-i nâciye kimlerden oluşuyor? Ben ve sizin gibi sıratı mustakîmde olanlar."
İşte nâciye, sıratı mustakîmde olup mürşidine tâbî olanlardan oluşuyor.
Mürşide tâbî olmayan kişi 10 âyet gereğince dalâlette:
MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAYAN (Tarîkata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 AYET)
1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder. Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terkeder.
3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve tağuttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu.
4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.
5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâki olmaz.”
6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbîdirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardır?
7. ZUMER-23 İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.
8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?
9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.
10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler. Allahû Tealâ tabiî kimseyi zorlamaz. Zorla kullarını tutup Allah’ın cennetine ulaştırma yetkisi kimseye verilmemiştir. Herkes kendi iradesiyle bunu sağlayacak.
Mürşid sadece bir vasıtadır. Bizi Allah’a yakın kılacak olan bir araç. Asıl hedefimiz daima Allah’tır. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse o kişi mutlaka Allah’ın cennetine ehil olur. O kişi Allah’a ulaşmayı diledikten 10 dakika sonra ölse onun gideceği yer mutlaka 1. kat cennettir. Yani mürşidine tâbî olmadan da cennete girmek için diploma alınabilir. Fakat daha üst cennetlere gitmek için diploma alınamaz. Mürşidli hayat, insanları 1. kat cennetin ötesine taşımanın garantisidir.
"Mürşid olmadan da kişi Allah’a ulaşmayı dileyebilir ama üst kat cennetlere çok namaz kılmak, çok oruç tutmakla değil, kalplerinin merhameti, göğüslerinin selâmeti ve müslümanlara olan cömertlikleriyle giderler.” buyuruyor.