Muhterem Hocam, bir kimse kalpten Allah'a ulaşmayı dileyip dilemediğini nasıl anlar, açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, bir kimse kalpten Allah'a ulaşmayı dileyip dilemediğini nasıl anlar, açıklar mısınız?
Cevap
Muhterem Efendimiz, her zaman bu konuda birçok kıssa söylüyor. Bunlardan bir tanesi şöyle: Öğrenci imtihana kalmış. Babası, sınıfı geçsin diye: “Evladım, ders çalışırsan kesinlikle şu kadar parayı sana vereceğim.” Çocuk keyiflenmiş, “Tamam, baba.” demiş. Ve odasına kapanmış ama yine kendi nefsine uymuş. Bir- iki ay geçtikten sonra: “Babacığım, parayı ver.” diyor. Baba diyor ki: “Ders çalışmadın ki evladım.” “Ver bana parayı. Ders çalışmadığımı nereden biliyorsun babacığım?” Baba demiş ki: “Getir o kitabı bakalım.” O kitabı açtıkları zaman, sana vermem gereken parayı bu okuman gereken kitabın son sayfaları arasına koymuştum. Eğer kitabın sayfalarını çevirip okusaydın, çalışsaydın zaten parayı görecektin.
İşte burada da aynı durum söz konusu. Allah'a ulaşmayı kalpten dileyen bir insan, Allah ona zikri sevdirir. Allah ona mürşidi sevdirir. Allah ona namazı sevdirir. Allah ona orucu sevdirir. Bunların hepsini bir bir gerçekleştirir. Eğer kalpten ulaşmayı dilemişse, çünkü Allahû Tealâ Ra'd 27 ve Şûrâ Suresinin 13. âyetinde söz vermiş: "Kim Bana ulaşmayı dileğiyle yönelirse, Ben onun ruhunu Kendime ulaştıracağım."
13/RAD-27 Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbihi, kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).
Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).”
42/ŞÛRÂ-13 Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
Vasıta emirler olmadan, zikir olmadan, mürşide tâbiiyet ve mürşid sevgisi olmadan, namazı olmadan, oruç olmadan, bunların hiçbirisi olmadan ruh Allah'a ulaşmayacağına göre, o zaman Allahû Tealâ da ruhumuzu Kendisine ulaştırmayı garanti ettiğine, söz verdiğine göre, o zaman bu vasıtaların önemini bize sevdirecektir. Sevmiyorsak bu demektir ki kalben Allah'a ulaşmayı dilememişiz, Allahû Tealâ da Rahîm esmasıyla tecelli etmemiş ve bu olay bu şekilde gerçekleşmiştir.