Muhterem Hocam, bir misafirimiz, “Ailemin elinde hep tespih olur ama hep kızarlar.” dedi. Zikrin nefsimizdeki afetleri temizlemesi için ne gerekir?
Soru
Muhterem Hocam, bir misafirimiz, “Ailemin elinde hep tespih olur ama hep kızarlar.” dedi. Zikrin nefsimizdeki afetleri temizlemesi için ne gerekir?
Cevap
Mutlaka mürşide tâbiiyet gerekir. Onun öncesinden mutlaka Allah’a ulaşmayı dilemek gerekir.
Yûsuf 53’te: “Ben nefsimi ibra edemem. Çünkü nefs şiddetle kötülüğü emreder.”
YÛSUF-53: Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûı illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir (günahları sevaba çevirendir). Rahîm'dir (rahmet nurunu gönderen ve merhamet edendir).
Öyleyse bütün kötülüklerin kaynağı nefstir. Bir insanın nefsini şerrden kurtaracak olan şey, Allah’ın Rahîm esmasının o kişide tecellisidir. Rahîm esmasıyla Allah’a ulaşmayı dileyerek mürşidine tâbî olanlarda tecelli eder. Allah Rahîm esmasıyla tecelli etmedikçe nefs tezkiyesi, teslimler de gerçekleşemez.
Hidayet sadece nefs tezkiyesiyle gerçekleşen bir olgudur. Kalbimizde 7 tane kalp şartının mutlaka tahakkuk etmesi mevcudiyetindedir.
Peki, kalbinizin şartları tamam değil, kişi Allah’a ulaşmayı dilemiyor ama zikir yapıyor. Zararı var mı? Elbette yok. Hayır, o zarar yok. Hatta bir sükûnet hâli de olabilir. Zikir yaparken Allah’ı düşüneceksiniz ve Allah’ın sizi rahatsız eden bu düşüncelerden kurtarmasını isteyeceksiniz.
Moraliniz bozuksa henüz Allah’a güven duymuyorsunuz demektir. Güven duyma noktasına ulaştığınız zaman göreceksiniz ki Allah sizinle beraberse hangi şartlar içinde olursanız olun, mutlaka sağlam zeminlerde olursunuz. Allah razı olsun.