Muhterem Hocam, bir misafirimiz: “Allah’a ulaşmak konusunda kim ulaşmış ki biz ulaşalım?” dedi. Hayattayken Allah’a ulaşmak mümkün değil midir?
Soru
Muhterem Hocam, bir misafirimiz: “Allah’a ulaşmak konusunda kim ulaşmış ki biz ulaşalım?” dedi. Hayattayken Allah’a ulaşmak mümkün değil midir?
Cevap
Hayattayken Allah’a ulaşmak şu kâinatta en kolay şeydir. Çünkü sadece Allah bizden talep etmemizi istiyor. Biz dileyeceğiz.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Müslim – Riyazussalihin Sayfa 137
“Ey İnsanlar! Hepiniz dalâlettesiniz. Hidayete erdirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidayete erdireyim.”
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: “Hepiniz dalâlettesiniz, hidayete erdirdiklerim müstesna.”
Hidayete ermek, Allah’ın ruhumuzu Kendisine ulaştırmasıdır. Öyleyse herkes delalette. Sadece hidayete ermeyi dileyecek, Allah’a ulaşmayı dileyecek. Geri kalanını Allah erdiriyor. “Hepiniz dalâlettesiniz, hidayete erdirdiklerim müstesna.” Hidayete erdiren Allah’tır. Biz sadece dileyeceğiz.
Hayattayken Allah’a ulaşmak mümkün değil mi? En kolay şey. Sadece dileyeceğiz. Bakara 120’de:
2/BAKARA-120 Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve le initteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
Ve sen onların dinine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah’a ulaşmak (Allah’ın Kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.”. Sana gelen ilimden sonra eğer gerçekten onların hevalarına uyarsan, senin için Allah’tan bir dost ve bir yardımcı yoktur.
“Kul inne hudâllâhi huvel hudâ.” Allah’a ulaşmak var ya, işte o hidayettir. Öyleyse Allah’a ulaşmak hidayetse biz hidayeti dilediğimiz an hayattayken ruhumuzu Allah’a ulaştırmayı diliyoruz. Bu talebi sadece Allah kalbimizde görmeli. Yani bu dileğin kalbimizden olması, kalbî bir talep şeklinde olmalı.
3/ÂLİ İMRÂN-73 Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâu, vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Ve (Ehli Kitap): “Sizin dininize tâbî olandan başkasına inanmayın.” (dediler). (Habibim onlara) De ki: “Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır. (İnsanın ruhunun ölmeden önce Allah’a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin, bir başkasına verilmesidir.” Yoksa onlar, Rabbiniz'in huzurunda, sizinle çekişiyorlar mı? (Onlara) De ki: “Muhakkak ki fazl Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, Vâsi’dir (ilmi geniştir, herşeyi kapsar), Alîm'dir (en iyi bilendir).
Âli İmrân 73: “Kul innel hudâ hudallâhi.” Hidayet Allah’a ulaşmaktır ve Allahû Teâlâ bunu 12 kere üzerimize farz kılmıştır.
“Allah’a ulaşılmaz.” sözü bir hurafedir. Çünkü Allahû Tealâ Allah’ın Zatı’ına ulaşmayı Kur’ân-ı Kerim’de açık bir şekilde emretmiştir. Ruhumuzu ölmeden evvel Allah’a ulaştırmamız hepimizin üzerine 12 defa farz kılınmıştır.
ÖLMEDEN ÖNCE RUHUN ALLAH’A ULAŞTIRILMASI 12 DEFA FARZ
1. 4/NİSÂ-58: Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder....
2. 5/MÂİDE-7: Allah’ın, sizin üzerinizdeki nimetini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkınızı hatırlayın...
3. 6/ENÂM-152: ...Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.
4. 10/YÛNUS-25: Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.
5. 13/RAD-21: Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar...
6. 30/RÛM-31 O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
7. 31/LOKMÂN-15: ... Bana yönelenlerin (ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır...
8. 39/ZUMER-54: Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.
9. 42/ŞÛRÂ-47: Rabbinize icabet edin, Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce. İzin günü, sizin için bir sığınak yoktur...
10. 51/ZÂRİYÂT-50: Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (Allah tarafından gönderilmiş) apaçık bir nezirim.
11. 73/MUZZEMMİL-8: Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
12. 89/FECR-28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
HADİS-İ ŞERİF: “Ölmeden evvel ölün, Allah’a dönün ki; (ölmeden önce ruhunuzu Allah’a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size 10'dan 700'e kadar artan yardımlarda bulunsun.”
Kaynak: Acluni keşfü’l hafa c2.shf 291 (2669)
Başka bir hurafe: “Bir insan sağken onun ruhu Allah’a ulaşamaz. Çünkü ruh vücuttan ayrılırsa insan ölür. Allah’a zaten ulaşılamazdır. O Allah’tır, biz ise sadece birer kuluz. Allah’a hiçbir zaman ulaşmak mümkün değil."" Bunların hepsi Kur’ân-ı Kerîm’e aykırı hurafeler, bid’atlerdir.
Çünkü biz dileyeceğiz. Allahû Tealâ: “Dileyin, Ben size vereceğim.” En imkânsız şeyi dileyeceğiz. Veren Allah olduğuna göre O herşeye Kaadirdir. Dolayısıyla bizden istemesi gerekir.