Muhterem Hocam, bir misafirimiz, “Din bir tane ama tarikatların hepsi kendine göre yorumluyor. O yüzden tarikatlara güvenmiyorum, inanmıyorum.” dedi. Tarikatlarda öğretilen ilim Al
Soru
Muhterem Hocam, bir misafirimiz, “Din bir tane ama tarikatların hepsi kendine göre yorumluyor. O yüzden tarikatlara güvenmiyorum, inanmıyorum.” dedi. Tarikatlarda öğretilen ilim Allah’ın ilminden farklı mıdır?
Cevap
Aslında bir insanın Kur’ân’daki tarikat gerçeğine ulaşabilmesi mutlaka Allah’a ulaşmayı dilemesine ve 12 tane ihsanla, hacet namazı ile Allah’ın gösterdiği mürşide tâbî olmasına bağlı.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Kur’ân-ı Kerim’i bir ağaca benzetirsek, kökü şeriat, gövdesi tarikattır.”
Yani Kur’ân-ı Kerim bir ağaç; kökü şeriat, gövdesi tarikat.1. ve 2. safhalar şeriat ise mürşide tâbiiyeten sonra tarikat. Tarikat söz konusu değilse ne ruhun Allah’a ulaşması, ne nefs tezkiyesi, ne de fizik vücudun şeytana kul olmaktan kurtulması söz konusu. Kaldı ki Bakara 151’de:
NEBÎ RESÛL'LERİN 5 GÖREVİ
BAKARA – 151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (1) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (2) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (3) size Kitap’ı (Kur’ânı Kerim’i) ve (4) hikmeti öğretsin ve (5) (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in ikinci görevi, tâbî olan insanların nefsini tezkiye etmek. Ne ile gerçekleşir bu? Tarikatla, Tarikat-ı Muhammediyye ile. Sahâbenin hepsi nefslerini tezkiye etmişler. Daha doğrusu, Resûlullah (S.A.V) onların hepsini tezkiye etmiş.
Nahl Suresi’nin 9. âyet-i kerimesinde, Allah’a ulaştıran yolun tayininin Allah’a ait olduğu ifade ediliyor.
NAHL-9: Ve alallâhi kasdus sebîli ve minhâ câir(câirun), ve lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).
Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm'e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah'ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.
İnsan Suresi’nin 3. âyet-i kerimesinde:
İNSÂN (DEHR)-3: İnnâ hedeynâhus sebîle immâ şâkiren ve immâ kefûrâ(kefûren).
Muhakkak ki Biz, onu (Allah'a ulaştıran) yola hidayet ettik. Fakat o, ya (Allah'a ulaşmayı diler) şükreden olur, ya da (Allah'a ulaşmayı dilemez) küfreden olur.
“Biz sizi sebile ulaştırıyoruz. Ama dileyen şükreder, şâkirlerden olur; dileyen küfür eder, kâfirlerden olur.” deniliyor. O zaman sebile ulaşanlar şükredenlerdir, sebîle ulaşmayanlar da küfür edenlerdir. Ama kendi iradelerinin gereği olarak bu gerçekleşiyor.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V):
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizî 2778, İbnî Mâce 3991 – 3994
“Benim ümmetim 73 fırkaya ayrılacaktır. 72 tanesi cehenneme gidecek, bir tanesi hariç.”
“Yâ Resûlullah, fırka hangisidir?”
“Ben ve sizin gibi Sıratı Mustakîm’de olanlar.”
Resûlullah (S.A.V) “Ben” dediğine göre, o asâleten devrin imamıydı ve mürşidlerin hasıydı. Öyleyse mürşid de en üst noktada, devrin imamı da Sıratı Mustakîm üzerinde ve Allah’a ulaşmayı dileyen de Sıratı Mustakîm’dedir. Kur’ân-ı Kerim’i öğrenen ve öğreten, her ikisi de Sıratı Mustakîm’de.
Ve Fırka i Naciye’nin özelliğini sordukları zaman, “Ben ve sizin gibi Sıratı Mustakîm’de olanlar.” buyuruyor. Ne kadar kavim varsa, o kavimlerde mutlaka Allah’ın resûlleri vardır. Bu resûller, peygamberler neyi öğretiyorlarsa, onlar da Allah’tan aldıkları aynı ilmi öğretirler: hidayeti. Ama tatbikât açısından olaya baktığınız zaman, kim nasıl hedefe ulaşacaktır? İşte onu bilen sadece Allah’tır.
Ayrı ayrı tarikatların var olmasının sebebi de bütün dünyadaki insanlara, Allah’a ulaşma fırsatının tanınması içindir. Temel faktör aynıdır. Bütün tarikatlar Sıratı Mustakîm’e ulaştırır. Hangi tarikat Allah’a ulaştırabiliyorsa o mutlaka Allah’ın hak tarikatıdır ve Hak tarikat Tarikat-ı Muhammediyye’dir. O olmadan ruhun Allah’a ulaşması, o olmadan nefs tezkiyesi, o olmadan fizik vücudun şeytana kul olmaktan kurtulup Allah’a kul olması söz konusu olmaz.
Tarikat bir Kur’ân-ı Kerim gerçeğidir. Allah razı olsun.