Muhterem Hocam, bir misafirimiz mürşid ilim demektir ilimden ayrılmamak gerekir dedi, mürşidin insanlara öğrettiği ilmin muhtevasında ne var?

Soru

Muhterem Hocam, bir misafirimiz mürşid ilim demektir ilimden ayrılmamak gerekir dedi, mürşidin insanlara öğrettiği ilmin muhtevasında ne var?

Cevap

En büyük mürşid, Nebîler Sultanı Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz. Allahû Tealâ onu, Kur'ân'ın kendisine indirilmesi hasebiyle bütün insanlara mürşid kılmıştır. Kendi döneminde sahâbeye yedi safha dört teslimi yaşattı, onları asr-ı saadete ulaştırmış, ve onun önderliğinde Kur'ân'ın nasıl öğrenilmesi gerektiğini, Kur'ân-ı Kerim öğretim metodundan âyetlerle net olarak anlıyoruz.

7 SAFHA DEVRİN İMAMININ KUR’ÂN-I KERÎM ÖĞRETİM METODU

1. Tebliğ (Mâide – 67)

Ey Resûl! Rabb’inden sana indirileni tebliğ et (duyur). Eğer bunu yapmazsan, o taktirde O’nun Risaletini (sana gönderdiğini) tebliğ etmemiş (duyurmamış) olursun. Ve Allah seni insanlardan korur. Muhakkak ki Allâh, kâfirler kavmini hidayete erdirmez.

(Nûr – 54)  De ki: “Allah’a ve Resûl'e itaat edin. Bundan sonra eğer dönerseniz (itaat etmezseniz), O'na (Resûl'e) düşen (sorumluluk) sadece O'na yükletilen (tebliğ)dir.” Ve sizin üzerinize düşen (sorumluluk), size yükletilendir. Ve eğer ona itaat ederseniz, hidayete erersiniz. Resûl'ün üzerinde açıkça tebliğden başka bir (sorumluluk) yoktur.

2. Kıraat (İsrâ – 45)

Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin zaman, seninle âhirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyamet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık.

3. Tilâvet (Bakara – 129)

Rabbimiz, onların kendirinden, onlara Senin âyetlerini tilâvet edecek (okuyup açıklayacak), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerîm’i) ve hikmeti öğretecek ve onların (nefsini) tezkiye (ve tasfiye) edecek bir resûl beas et (hayata getir).

4. Tezkiye (Cuma – 2)

Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden (görevlendiren) O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretir.

5. Talîm (Bakara – 151)

Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı (Kurânı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

6. Kıssa (Yûsuf – 111)

Andolsun ki onların kıssalarında ulûl’elbab (sır sahipleri) için ibret vardır. Uydurulan bir söz değildir ve lâkin onların ellerindekini tasdik eder ve herşeyi ayrı ayrı açıklar. Mü’min kavim için bir hidayet ve rahmettir.

7. Tezekkür (Bakara – 269)

(Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona pek çok hayır verilmiştir. Ancak ulûl’elbab olanlardan başkası tezekkür (ibret) edemez.

Evet, birinci noktada Resûlullah Efendimize Allahû Tealâ: "Senin vazifen tebliğdir." Öyleyse Allah'ın davetini herkese ulaştırmaktır. İşte ikinci safhada kıraat. Kıraat, seçilenlere Kur'ân-ı Kerim'in öğretim metodudur; seçilmiştir. Ama kendisine Kur'ân âyetleri kıraat olmasına rağmen asla ders almayan, dalâlet üzerine hak olan insanlar var.

Tilavet ise seçildikten sonra, kendisine Kur'ân âyetleri kıraat edildiği zaman... Kıraat edildiği zaman o kişi, dâveti kabul eden, kalpten ulaşmayı dileyen kişidir; Tilavet Onun için başlıyor. Tilavetle kişi tezkiyeye ulaşıyor. Resûlullah Efendimiz: "Kur'ân tilâvetle değil, hidayetle okunur." Yani tilavet bu işin giriş kapısıdır. Ama Kur'ân'ın okunması nefs tezkiyesi, yani ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşması hidayetle okunur. Kim ruhunu Allah'a ulaştırmışsa, o artık Kur'ân-ı Kerim'i öğrenen kişidir.

Kıssalar; Peygamberlerin kıssalarını Allahû Tealâ açıklıyor ve tezekkür en üst seviyede. Allahû Tealâ'nın irşada memur ve mezunu kişinin Allah'la olan muhavveresi, konuşması, Allah'ın ona bilgi aktarması, Onun da Allah'tan aldığı bilgileri insanlara ulaştırmasını muhtevasına alır.

Yani. 7 safha devrin imamının Kur'ân-ı Kerim öğrenme, öğretim metodu var. Mürşidin öğretileri 28 basamağın hepsini ihtiva eder. Başka insanları da mürşid olma istikametinde teçhiz etmek, yenilemek, ilimle doldurmak, Allah'ın yardımıyla irşada ulaşmasını sağlamakta vazifeli olmak mürşidin görevidir.

Kim Allah'a ulaşmayı dilerse, o Rabbani ilmin başlangıç noktasına ulaşmıştır; mürşidine ulaştığı noktadan itibaren ilmi ondan almaya başlar. Mürşidine tâbî olduğu zaman hidayette olur. Tâbî olmadan evvel Hidayet üzerinedir, ama tabi olduğu zaman ruhun hidayeti, fizik vücudun hidayeti, nefsin hidayeti ve iradenin hidayeti başlar. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Ekim 2026Son güncelleme: 19 Ekim 20264 dk okuma0