Muhterem Hocam, bir misafirimiz mürşid konusunda: "Bir insana bağlı kalıp da dini onu örnek alarak yaşamak şu yaşadığımız çağda, toplumda mantıklı gelmiyor.” dedi. Mürşid olmadan d

Soru

Muhterem Hocam, bir misafirimiz mürşid konusunda: "Bir insana bağlı kalıp da dini onu örnek alarak yaşamak şu yaşadığımız çağda, toplumda mantıklı gelmiyor.” dedi. Mürşid olmadan din yaşanabilir mi?

Cevap

Hayır. Âli İmrân Suresi’nin 31. âyet-i kerimesinde Allah Resûlü’ne Allahû Tealâ diyor ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tâbî olun. Tâbî olun ki Allah sizi sevsin.”

3/ÂLİ İMRÂN-31 Kul in kuntum tuhibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkumullâhu ve yagfir lekum zunûbekum, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).

De ki: “Eğer siz Allah'ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbi olunuz ki Allah da sizi sevsin ve sizin günahlarınızı mağfiret etsin (sevaba çevirsin). Ve Allah "Gafur"dur, "Rahîm"dir.”

Din hidayettir ve ruhun hidayeti, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması. Rahmân Suresi’nin 33. âyet-i kerimesinde bir sultan olmadan hiç kimse ruhunu Allah’a ulaştıramaz. Yani devrin imamının Kur’ân-ı Kerim’deki bir adı da sultan.

55/RAHMÂN-33 Yâ ma'şerel cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuz(fenfuzû), lâ tenfuzûne illâ bi sultân(sultânin).

Ey insan ve cin topluluğu! Semaların ve arzın kuturlarından (çaplarından) nüfuz etmeye (çıkıp gitmeye) eğer gücünüz yetiyorsa, haydi nüfuz edin (geçip, çıkın)! Bir sultan (bir mürşid) olmaksızın nüfuz edemezsiniz (geçip çıkamazsınız).

Allahû Tealâ’nın âyetlerini araştırdığımız zaman 19 isimle karşımıza çıkıyor. Mürşid.

KUR’ÂN-I KERİM’DE GEÇEN MÜRŞİD’LERİN 19 AYRI İSMİ

1. NEBÎ

BAKARA-213, ÂLİ İMRÂN-81, AHZAB-7, BAKARA-121, BAKARA-136

2. İMAM

ENBİYA-73, İSRA-71, SECDE-24

3. HALİFE

BAKARA-30, ENAM-165, NUR-55

4. VELÎ RESÛL

ÂLİ İMRÂN-81, BAKARA-101, BAKARA-252

5. NEZİR

HÛD-2, HÛD-25, FURKAN-51

6. HİDAYETÇİ

A'RÂF-186, HACC-8, MUMİN-33

7. VELİYYİN VE LÂ NASİR

ŞÛRÂ-8, BAKARA-107, BAKARA-120, TEVBE-74

8. VELİYYİN VE LÂ ŞEFİİ

SECD E-4

9. VELİYYUN HAMİM

FUSSİLET-34

10. VELİYYEN MÜRŞİDA

KEHF-17

11. VELİYYİN VE LÂ VAK

RAD-37

12. VELİYYUL MU’MİNİN

ÂLİ İMRÂN-68, ALİ İMRAN-122

13. VELİYYUL HAMİD

ŞÛRÂ-28

14. EHLİ ZİKİR

NAHL-43, ENBİYA-7

15. MUNADİ MEHDİ

ÂLİ İMRÂN-193, KAF-41, A'RÂF-44, RAD-33, YASİN-21, ZUMER-36

16. SADIK

BAKARA-177, ÂLİ İMRÂN-17, TEVBE-119

17. SÂLİH

ÂLİ İMRÂN-114, İSRA-25, CİNN-11

18. SULTAN

RAHMAN-33

19. HİKMET SAHİBİ ALİM

BAKARA-269, ZUMER-9, ÂLİ İMRÂN-18

Bütün Allah’ın peygamberleri Allah’ın mürşidleridir. Huzur namazının imamları Allah’ın üst seviyede mürşidleridir. Allah’ın yeryüzündeki halifesi mürşiddir. Velî resûl, nezir, hidayetçi ve 18. maddede ifade edilen sultan. Rahmân 33’te, bir mürşid olmadan hiç kimse ruhunu Allah’a ulaştıramaz.

Yine Kehf Suresi’nin 17. âyet-i kerimesinde: “Allah kimi kendisine ulaştırırsa o hidayete ermiştir. Kimi dalâlette bırakırsa onun için bir velî mürşid bulunmaz.”

18/KEHF-17 Ve terâş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minhu, zâlike min âyâtillâhi, men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).

Ve güneşin doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafından geldiğini ve battığı zaman sol taraftan onların yanlarından geçtiğini görürsün. Ve onlar, onun (mağaranın) geniş sahası içinde bulunuyorlardı. İşte bu, Allah’ın âyetlerinden (mucizelerinden)dir. Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa (kim Allah’a ulaşmayı dilemezse) artık onun için velî mürşid (irşad eden evliya) bulunmaz.

Bir Allah dostunun ifade ettiği gibi: “Deme ki şimdiki zamanda bir kâmil mürşid var mı aceb? Bu sözü söyleyen henüz olmamış ehl-i edep.”

Yani Allah’a ulaşmayı dilemeyenler için onlar 10 âyet gereğince dalâlette ve Mâide 35’te Allahû Tealâ bizzat mürşidinizi Allah’tan isteyin.

5/MÂİDE-35 Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).

Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

Her devirde hidayete erdirenler var ve hidayete vesile olanlar da var. Hidayete erdiren daima devrin imamıdır. Hidayete vesile olanlar da kavim resûlleri, velî mürşidler, vekil mürşidler.

HER DEVİRDE HİDAYETE ERDİREN VE VESİLE OLANLAR

1. DEVRİN İMAMLARI

SECDE-24 Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık ve sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize yakîn hasıl etmiş oldukları için.

2. KAVİM RESULLERİ

NAHL-36 Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık).

3. VELİ MÜRŞİDLER

TEVBE-71 Ma'ruf ile emreder ve münkerden nehyederler ve namazı ikâme ederler ve zekâtı verirler. Allah ve O'nun resûlüne itaat ederler.

4. MUHLİSLER (VEKİL MÜRŞİDLER)

HİCR-40 Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.

5. ULÛL'ELBAB (VEKİL MÜRŞİDLER)

ÂLİ İMRÂN-7... onların tevilini, kimse bilmez ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olan rasihun ise derler ki: "O'na iman ettik, hepsi de Rabbimiz katındandır." Bunu kimse tezekkür edemez ancak ulûl'elbab tezekkür edebilir.

6. MUHSİNLER (VEKİL MÜRŞİDLER)

ÂLİ İMRÂN-20 Eğer seninle tartışmaya kalkarlarsa, o zaman de ki: "Ben ve bana tâbi olanlar vechimi (fizik vücudumuzu) Allah'a teslim ettik."

7. ZAHİTLER (VEKİL MÜRŞİDLER)

CUMA-10 Artık namazı kaza ettiğiniz (kılıp bitirdiğiniz) zaman yeryüzüne yayılın ve Allah'ın fazlından isteyin ve Allah'ı çok zikredin. Umulur ki, böylece siz felâha (kurtuluşa) erersiniz.

Hiçbir yolla tâbî olmazsanız, sadece Allah’a ulaşmayı dilerseniz de cehennemden kurtulursunuz. Birinci kat cenneti zaten elde edersiniz. Ama Kur’ân’ın insanlara emrettiği ikinci safha mürşide ulaşmayı da ifade eder. Mürşidimizi Allah’tan istememiz farz kılınmıştır.

Zaten mürşide sıcak bakanlar, mürşide tâbî olanlar Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Eğer kişi Allah’a ulaşmayı dilemediyse ve de bunun tabiî neticesi olarak mürşidine ulaşmadıysa, ruhu vücudundan ayrılıp Allah’a doğru yola çıkmadıysa hiçbir zaman Allah’a ulaşması mümkün değildir.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Evliyaya tâbî olan şâkirler olmaz...” Çünkü Allahû Tealâ mürşid olarak tayin ettiklerinin hepsi, risaletin dışındaki de hepsi velîdir.

18/KEHF-17 Ve terâş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minhu, zâlike min âyâtillâhi, men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).

Ve güneşin doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafından geldiğini ve battığı zaman sol taraftan onların yanlarından geçtiğini görürsün. Ve onlar, onun (mağaranın) geniş sahası içinde bulunuyorlardı. İşte bu, Allah’ın âyetlerinden (mucizelerinden)dir. Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa (kim Allah’a ulaşmayı dilemezse) artık onun için velî mürşid (irşad eden evliya) bulunmaz.

"Bir velî mürşid onun için bulunmaz." buyuruyor.

Öyleyse mürşide tâbiiyet kesinlikle farz. Allahû Tealâ her devirde hidayete erdiren sadece devrin imamıdır. Onun dışındaki kavim resûlleri, velî mürşidler, vekil mürşidlerin hepsi hidayete vesile olanlardır. Mâide Suresi’nin 35. âyet-i kerimesinde:

5/MÂİDE-35 Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).

Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

“Allah’a karşı takva sahibi olun ve sizi kim Allah’a ulaştırmaya vesile olacaksa onu da Allah’tan isteyin.” Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Ekim 2026Son güncelleme: 19 Ekim 20266 dk okuma0