Muhterem Hocam, bir misafirimiz mürşid konusunda: “İnsanlara sabrı tavsiye etmesi lâzım.” dedi. Sabır sahibi olan herkes sabrı tavsiye edebilecek vasıfta mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, bir misafirimiz mürşid konusunda: “İnsanlara sabrı tavsiye etmesi lâzım.” dedi. Sabır sahibi olan herkes sabrı tavsiye edebilecek vasıfta mıdır?
Cevap
Hayır, ama gerçekten de söylediği, verdiği cevap da çok doğru. Onun için bir Allah dostu, İstiklâl Marşı'mızın yazarı Mehmet Âkif Ersoy diyor ki:
Allah'ın 99 esması var, en başında Hakk,
Ne büyük şey kul için Hakk’ı tutup kaldırmak.
Hani Ashab-ı Kiram birbirinden ayrılırken,
Mutlaka Vel Asr Suresi’ni okurlarmış. Bu neden?
Çünkü meknundur (gizlidir) bu surede esrâr-ı felah.
(Bütün kurtuluşun sırları Kur’ân’da ama Kur’ân’ın da bütünü Vel Asr Suresi’nde ve diyor ki):
En başında îmân-ı hakiki geliyor, sonra amel-i sâlih,
Sonra hak, sonra sebat, işte kuzum insanlık,
Dördü birleşti mi yoktur sana hüsran artık.
Görüyorsunuz ki dört şey insanda birleşti mi artık hüsran yok.
Her devirde en üst noktada irşad kademesinde olan, 5 görevle vazifeli, ister nebî resûl ister velî resûl olsun, Allahû Tealâ’nın irşadla vazifeli kıldığı devrin imamları sabrı tavsiye ederler.
Sabrı tavsiye edenlerden Allahû Tealâ’nın muradı, nefslerinde bütün âfetleri, sabırsızlık âfeti dahil olmak üzere yok ederek daimî zikirle, ruhlarının bütün hasletlerini, faziletleri ile kalbine yerleştirmiş olan, nefslerin kalbinde hiç âfet bırakmamış olan kişilerdir.
Sabrı tavsiye etmenin, sabırlı olmanın başlangıç noktası Salâh makamının 5. mertebesidir. Daha üst noktası bütün kavimleri resûllerdir ama en üst noktası o kademede sabırlı oluş, ulûl’azm nebîlere veya ulûl’azm resûllere aittir. Sabrın sahibi olmak Allah’ın büyük bir ni’metidir.
Nitekim Allahû Tealâ Ahkâf Suresi’nin 35. âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:
AHKÂF-35: Fasbir kemâ sabere ulûl azmi miner rusuli ve lâ testa’cil lehum, ke ennehum yevme yerevne mâ yûadûne lem yelbesû illâ sâaten min nehâr(nehârin), belâg(belâgun), fe hel yuhleku illel kavmul fâsikûn(fâsikûne).
Öyleyse ulûl'azm olan resûller gibi sabret. Ve onlar için acele etme. O gün vaadolundukları şeyi (azabı) gördükleri zaman gündüzün bir saatinden fazla kalmamış gibi olurlar. (Bu) bir tebliğdir. Artık fasıklar topluluğundan başkası helâk edilir mi?
Yani kısacası sen sadece tebliğ et, geri kalanı Allahû Tealâ’ya bırak.