Muhterem Hocam, bir misafirimiz “Mürşid konusunda kişinin kendi aklı varsa rehbere falan gerek yok, rehber insanın beynidir.” dedi. İnsanın sahip olduğu aklın, beynin dînin yaşanma
Soru
Muhterem Hocam, bir misafirimiz “Mürşid konusunda kişinin kendi aklı varsa rehbere falan gerek yok, rehber insanın beynidir.” dedi. İnsanın sahip olduğu aklın, beynin dînin yaşanmasındaki rolü nedir?
Cevap
O aklın, o beynin nasıl kullanılması gerektiğini Allahû Tealâ Kutsal Kitab’larda bildiriyor. Eğer o kişi Allah’ın bu emrini yerine getirmezse o kendi beynini kullandığını zanneder ama aslında gerçekte onu kullanan şeytandır. Nitekim Allahû Tealâ insanı yaratandır ve en iyi bilendir ve bunu öyle buyuruyor. İşte Zumer Suresi'nin 17. âyet-i kerimesinde:
39/ZUMER-17 Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâdi.
Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
“Onlar ki taguta kul olmaktan içtinap ettiler…” Neyle, nasıl kendilerini kurtarmışlar? Allah’a yönelerek, Allah’a ulaşmayı dileyerek.
Kimdir insanlara “Allah’a ulaşmayı dileyin, Allah’a yönelin.” diyor? Allah’ın velî resûlleri, Allah’ın velî mürşidleri, devrin imamı söylüyor. Öyleyse bu kişi kendi hâline bırakılırsa kimin kulu olur? Tagutun kulu olur. İnsan ve cin şeytanların kulu olur. Ve kendisi de zanneder ki kendi beynini kendisi kullanıyor. Hayır, değil. İşte bu açıdan hem dinin iki kaynağı ki Allah Resûlü (S.A.V) Efendimiz:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663
“Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın Kitab’ı Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberi’nin sünnetidir.”
“Size iki emanet bırakıyorum. Bunlardan bir tanesi Allah’ın Kitabı, diğeri de Ehl-i Beytim.”
“Allah’ın Kitabı ve Sünnetim.”
İşte bu Ehl-i Beyt dediğimiz Allah’ın irşadla vazifeli kıldığı kişiler, Allah’ın Kitabı’nı insanlara bir bir Allah’ın emrettiği biçimde açıklıyorlar.
O zaman kişi ancak onun sayesinde mutluluğa ulaşabiliyor.
Allahû Tealâ 14 asır evvel Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’i o günün Allah’ın âyetlerini, Allah’ın ilmini bilmeyen insanlarına, o müşrik ve kâfirlere 5 görev tahtında onlara öğretiyor. Bakara 151’de:
NEBÎ RESÛL'LERİN 5 GÖREVİ
BAKARA – 151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (1) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (2) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (3) size Kitap’ı (Kur’ânı Kerim’i) ve (4) hikmeti öğretsin ve (5) (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
“O size bir Resûl gönderdi. O Resûl size âyetleri tilâvet eder. O Resûl sizin nefsinizi tezkiye eder. O Resûl size Kitab’ı öğretir. O Resûl hikmeti öğretir. Hikmetin ötesini o Resûl size öğretir.” Öyleyse bu âyet-i kerimeden net olarak anlaşılıyor ki Allahû Tealâ mürşidi bütün insanlara farz kılmış. Bakara 151 Kur’ân’ın bütününü ihtiva ediyor ve Kur’ân’ın bütünü Bakara 151’de 5 bölüme ayıracak olursak belki buna 5 sınıf da diyebiliriz. Bu 5 sınıfın 5'inde de öğreten, yaşatan, daha doğrusu öğrenmemizi sağlayan, yaşatan ve öğreten Allah’ın Resûlü’dür.
“Âyetlerimizi o size tilâvet etsin…” O zaman birinci görev, âyetlerin tilâvetinde mürşid var mı yok mu? Var diyor. “Size yapacak.” diyor.
“Sizin nefsinizi o tezkiye etsin.” Nefs tezkiyesi de farz mı yok mu? Farz.
“O size Kitab’ı öğretsin.” Kitab’ın öğretilmesi de farz mı? Evet.
“Hikmeti o size öğretsin.” Yani her konuda insanla Allah arasındaki ilişkide mürşid kesinlikle farz.
Nefs tezkiyesi, iradenin güçlenmesi, emir ve yasaklara itaat ancak mürşidle gerçekleşir. Akıl bizi akletmeye götüren Allah’ın bir nimetidir. Beyni vasıta olarak kullanır. Beyni ne kadar kullanabiliyorsa kişinin davranış biçimlerinin tümü o sınırın içerisinde kalır. İnsanlar hep Allah’ın yoluna girenlerin beyinlerinin yıkandığını zannederler. Oysaki yola girilmediği sürece şeytan bütün insanların beynini mutlak olarak yıkar. İç sesimizi taklit ederek bize kendi düşüncesini iblis kabul ettirmeye çalışır.
Şeytanın bu kâinattaki en büyük düşmanı akıldır. Akletmek, Allah’ın ilmini aldıkça üst seviyeye doğru yönelen bir güzelliktir. Evet, şeytanın kâinattaki en büyük düşmanı akıldır. Nitekim Abdülkadir Geylânî Hz.: “Kalbime gelen bir şeyi mutlaka Kur’ân’la karşılaştırırım. Uyuyorsa alırım, uymuyorsa kesinlikle kabul etmem.” buyuruyor.