Muhterem Hocam, bir misafirimiz mürşid konusunda “Onlar tamamen kendilerini Allah’a bağlamışlardır. Nefslerini yenmişler.” Nefsini yenmeyen bir insan Allah’a bağlanır mı?
Soru
Muhterem Hocam, bir misafirimiz mürşid konusunda “Onlar tamamen kendilerini Allah’a bağlamışlardır. Nefslerini yenmişler.” Nefsini yenmeyen bir insan Allah’a bağlanır mı?
Cevap
Allah’ın bütün mürşidleri nefslerini yenmiş kişilerdir. Tüm iradesini Allah’a teslim edenler öyle.
Allahû Tealâ Fussilet Suresi’nin 33. âyet-i kerimesinde:
FUSSİLET-33: Ve men ahsenu kavlen mimmen deâ ilâllâhi ve amile sâlihan ve kâle innenî minel muslimîn(muslimîne).
Allah'a davet eden ve salih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: “Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.” diyenden daha güzel sözlü kim vardır?
Necm Suresi’nin 3. âyet-i kerimesinde nefsini yenen kişi artık Allah’ın sözünü insanlara söyleyen kişidir. “O artık hevasından konuşmaz.”
NECM-3: Ve mâ yentıku anil hevâ.
Ve o, hevasından (kendiliğinden) konuşmaz.
Çünkü ruh, 19 tane hasletle mücehhez ve Allah’ın emrinde; nefs de 19 tane faziletin sahibi. Faziletlerin talebi ruhun talebiyle aynı. Onlar sadece hakikati söyler.
ENBİYÂ-7: Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.
Yani “vahye mazhar olanlara sorun.” Ulûl’elbab vahiy alıyor. Muhlisler Allah’tan vahiy alıyor. Sâlihler Allah’tan vahiy alıyor. Ama onun dışındaki; zahidler, muhsinler Allah’tan vahiy almıyorlar.
İşte onların da bilmediklerini Allah’tan vahiy alanlara sorup onunla amel etmesini Allahû Tealâ emir buyuruyor. 14 asır evvel sahâbenin hiçbirisi bilmiyordu ama Allahû Tealâ nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e Cebrail vasıtasıyla öğretti ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) de sahâbeye öğretti.
Bakara 151’de Allahû Tealâ’nın Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den yerine getirmesini istediği 5 görevden bahsediyor.
NEBÎ RESÛL'LERİN 5 GÖREVİ
BAKARA – 151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (1) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (2) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (3) size Kitap’ı (Kur’ânı Kerim’i) ve (4) hikmeti öğretsin ve (5) (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
Şimdi bakıyoruz, Fussilet 33’te âyetlerle Allah’a davet söz konusu. Nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yapmış ve Allah’a teslim olan, “Ben teslim olanlardanım.” diyen ne yapmış? Ruhunu teslim etmiş, nefsini teslim etmiş, fizik vücudunu ve en son iradesini teslim edenden daha güzel sözlü kim var?
Mürşid dediğimiz zaman ruhunu, nefsini, fizik vücudunu ve iradesini teslim etmiş olan, Allahû Tealâ’nın kendisini “İrşada memur ve mezun kılındın.” cümlesiyle görevini teslim ettiği kişiden bahsediyoruz. Bunlar nefsinin afetlerini bitirmekle kalmamış, kalbi aynı zamanda müzeyyen olmuş kişilerdir.
Bir insan ne kadar nefsini tezkiye ettiğini söylerse söylesin, onun Allah’a göre bir kıymeti yoktur. Bütün zaman aralıklarında nefs tezkiyesi hep kişilerin dışındaki insanlar vasıtasıyla gerçekleştirilmiştir. Allah’ın bütün mürşidleri nefslerin tezkiye edilmesi konusunda vazifelidir.
İşte bu açıdan çok manidardır bu âyetler: Fussilet 33, Enbiyâ 7 ve Bakara 151. Allah razı olsun.