Muhterem Hocam, bir misafirimiz: “Mürşid konusunda onları bulamayız.” dediler. Mürşidin bulunmayacağı inancı gerçeği yansıtır mı?
Soru
Muhterem Hocam, bir misafirimiz: “Mürşid konusunda onları bulamayız.” dediler. Mürşidin bulunmayacağı inancı gerçeği yansıtır mı?
Cevap
"Hayır. Yani biz kimden istiyoruz? Allah’tan istiyoruz. Allah da herşeye Kaadirdir. Öyleyse bize düşen Allah’tan talep etmek. Cinn Suresi'nin 14. âyet-i kerimesinde:
72/CİNN-14 Ve ennâ minnel muslimûne ve minnel kâsitûn(kâsitûne), fe men esleme fe ulâike teharrev reşedâ(reşeden).
Ve gerçekten bizden, (Allah’a) teslim olanlar da var ve bizden kasitun (kalpleri kasiyet bağlamış) olanlar da var. Artık kim (Allah’a) teslim olmuşsa işte onlar, irşad olmayı (nefsin ve iradenin teslimini) arayanlardır (dileyenlerdir).
“Bizden teslim olanlar da var, bizden kalbi kasiyet bağlayanlar da var.” Teslim olmak isteyenler mürşidini arayanlardır. Yetmez Maide 35’te:
5/MÂİDE-35 Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
“Takva sahibi olun ve sizi kim Allah’a ulaştırmaya vesile olacaksa o mürşidinizi Allah’tan isteyin.” Kehf Suresi'nin 17. âyet-i kerimesinde:
18/KEHF-17 Ve terâş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minhu, zâlike min âyâtillâhi, men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).
Ve güneşin doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafından geldiğini ve battığı zaman sol taraftan onların yanlarından geçtiğini görürsün. Ve onlar, onun (mağaranın) geniş sahası içinde bulunuyorlardı. İşte bu, Allah’ın âyetlerinden (mucizelerinden)dir. Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayet ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa (kim Allah’a ulaşmayı dilemezse) artık onun için velî mürşid (irşad eden evliya) bulunmaz.
“Allah kimi Kendisine ulaştırmışsa o hidayete ermiştir. Kimi de dalâlette bırakırsa…”
Allah’ın dalâlette bıraktığı kişiler Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir. Allah’ın hidayete erdirdiği kişiler Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Öyleyse serbest iradeyi bize vermiş. İradeyi Allahû Tealâ kullanmamızı istiyor. İrademizi kullanır, Allah’a ulaşmayı dilersek… Tabiî bu dileğin kalbimizde olması lazım. Bu dilek kalbimizde varsa Allahû Tealâ’nın o talebimizi yerine getirmemesi imkânsız.
Bulmak fiili aramak fiilinin sonucudur. Arayan bulur, aramayan bulamaz. Aramayan kişi için Allah’ın bir evliyâ mürşidi, velî mürşidi bulunmaz. Çünkü o kendisine düşen arama görevini yapmamıştır. Hacet namazını kılıp da Allah’tan mürşidini sormak zahmetine girmemiştir.
Kim Allah’a ulaşmayı dilerse, bu kapıyı çalmaktır. Allah kapıyı açacaktır. O kişinin içine dayanılmaz bir mürşide ulaşma arzusu koyacaktır. O insan artık arayandır. Eğer gerçekten kalbinde bu talep varsa Allahû Tealâ onu mürşidine mutlaka ulaştıracaktır.
İncil’de Matta 7/7-8’de: “Arayın bulacaksınız, kapıyı çalın size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapıyı çalana kapı açılır.” Allah herşeye Kadirdir.