Muhterem Hocam, bir misafirimiz “Mürşide gerçekten %100 inanarak sığınmamız gerekiyor ama bunun yerine psikologlara, ilaçlara para vermeyi tercih ediyoruz.” dedi. Bir mürşide sığın
Soru
Muhterem Hocam, bir misafirimiz “Mürşide gerçekten %100 inanarak sığınmamız gerekiyor ama bunun yerine psikologlara, ilaçlara para vermeyi tercih ediyoruz.” dedi. Bir mürşide sığınmak insanı mutsuzluklara karşı koruma altına alır mı?
Cevap
Evet. İblis her yönüyle insanı mürşidden uzaklaştırmaya çalışıyor. A’râf 16, 17’de:
A'RÂF-16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.
A'RÂF-17: Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).
Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.
Yani İblis insanları küfürde tutuyor. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e Şuarâ 214’te:
ŞUARÂ-214: Ve enzir aşîretekel akrebîn(akrebîne).
Ve en yakının olan aşiretini uyar.
“En yakının olan akrabanı uyar.” Peygamber Efendimiz (S.A.V) bu emri alınca uyarmak için hemen Hz. Ali’ye vazife veriyor: “Bütün akrabayı Arafat’ta topla.”
Ve yemekten önce:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhârî, Tefsir, 26; Müslim, İman, 348-355; Ahmed, I, 281-307; İbn-i Sa’d, I, 74, 200; Belâzurî, I, 119; Semîra ez-Zâyid, I, 357-359.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) Kureyş kabilesini Safâ Tepesi’ne davet etti ve şöyle hitap etti.
“–Ey Kureyş cemaâti! Ben size, şu dağın eteğinde veya şu vadide düşman atlıları var; hemen size saldıracak, mallarınızı gasb edecek desem, bana inanır mısınız?”
Onlar da hiç düşünmeden:
“–Evet inanırız! Çünkü şimdiye kadar Sen’i hep doğru olarak bulduk. Sen’in yalan söylediğini hiç işitmedik!” dediler.
Oraya gelmiş bulunan herkesten bilâ-istisnâ bu tasdîki alan Peygamber Efendimiz (S.A.V) onlara şu ilâhî hakikâti bildirdi:
“–O hâlde ben şimdi size, önünüzde şiddetli bir azap günü bulunduğunu, Allâh’a mülâkî olmaya inanmayanların o çetin azaba uğrayacaklarını haber veriyorum. Ben sizi o çetin azaptan sakındırmak için gönderildim.
Ey Kureyşliler! Size karşı benim hâlim, düşmanı gören ve ailesine zarar vereceğinden korkarak hemen haber vermeye koşan bir adamın hâli gibidir.
Ey Kureyş cemaati! Siz uykuya dalar gibi öleceksiniz. Uykudan uyanır gibi de dirileceksiniz. Kabirden kalkıp Allâh’ın huzuruna varmanız, dünyadaki her hareketinizin hesabını vermeniz muhakkaktır. Neticede hayır ve ibadetlerinizin mükâfatını, kötü işlerinizin de ceza ve şiddetli azabını göreceksiniz! Mükâfat ebedî bir cennet; mücazat ise daimî bir cehennemdir.”
Görüyorsunuz ki 1. safhada bizim Allah’a ulaşmayı dilememiz var. Ama âyetin devamında, Şuarâ 215’te de:
ŞUARÂ-215: Vahfıd cenâhake li menittebeake minel mu’minîn(mu’minîne).
Ve mü'minlerden, sana tâbî olan kimselere kanatlarını ger.
Allah’a ulaşmayı dileyeni, uyarıyı dikkate alan kişiyi hemen Allah mürşidine ulaştırıyor. “Ve mü'minlerden, sana tâbî olan kimselere kanatlarını ger.” Devrin imamının ruhu hemen başının üzerine gelip yerleşiyor.
Hicr 88’de de yine aynı şekilde devrin imamının ruhu kişinin başının üzerine gelip yerleşiyor.
HİCR-88: Lâ temuddenne ayneyke ilâ mâ metta’nâ bihî ezvâcen minhum ve lâ tahzen aleyhim vahfıd cenâhake lil mu’minîn(mu’minîne).
Onlardan bir kısmına çifter çifter (bol bol) met'a olarak verdiğimiz şeylere gözlerini dikme. Onlar için mahzun olma. Mü'minlere (kalplerine îmân yazılmış olan kimselere) kanatlarını indir (mutevâzi ol, himaye et).
Onları himaye et, onları koru.
Mâide 105’te:
MÂİDE-105: Yâ eyyuhellezîne âmenû aleykum enfusekum, lâ yadurrukum men dalle izehtedeytum ilâllâhi merciukum cemîân fe yunebbiukum bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Ey âmenû olanlar! Nefsleriniz, üzerinizedir (nefsinizin sorumluluğu üzerinize borçtur). Siz hidayette iseniz, dalâletteki bir kimse size bir zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman yapmış olduğunuz şeyleri size haber verecek.
Ve kişi mürşidine tâbî olduğu zaman nefs tezkiyesi ve tasfiyesine başlar. Bir insanı mutsuz kılan şey, şeytanın saldırılarıdır. İnsanlardan her kim Allah’a ulaşmayı dileyip mürşidine tâbiiyetini gerçekleştirirse onun dört bir tarafı huzur namazının imamı tarafından Allah’ın muhafazası altına alınmıştır. Şeytanın size ulaşabileceği hiçbir alan kalmamıştır. Allah razı olsun.