Muhterem Hocam, bir misafirimiz mürşide tâbiiyet konusunda "Nasip olur mu bilmem ama Rabbim bize hidayet versin.” Mürşide tâbiiyet olmadan hidayet yaşanabilir mi?

Soru

Muhterem Hocam, bir misafirimiz mürşide tâbiiyet konusunda "Nasip olur mu bilmem ama Rabbim bize hidayet versin.” Mürşide tâbiiyet olmadan hidayet yaşanabilir mi?

Cevap

Yunus’un açıklamalarına baktığımız zaman bunun mümkün olmadığını görüyoruz. “Gel hey kardeş, Hakk’ı bulayım dersen, bir kâmil mürşide varmasan olmaz.” Daha işin birinci safhasındayız.

“Resûl'ün cemalini göreyim dersen, bir kâmil mürşide varmazsan olmaz. Niceler gitti mürşidi arayı, arayanlar buldu devayı.”

Mürşidi aramak, hacet namazı kılarak mürşidi Allah’tan sormakla gerçekleşir.

“Bin kez okursan aktan karayı, bir kâmil mürşide varmasan olmaz. Gel ey kardeş, şimdi gidelim, böyle nice âşıkların bağrını dele. Cebrail delildir, Ahmed'e bile...”

Bütün peygamberlerin mürşidi Cebrail (A.S). Nasıl peygamberlerin mürşidi Cebrail (A.S) varsa, mutlak surette herkesin bir Hızır’ı vardır, yani mürşidi vardır.

Dinimiz hidayet dinidir. Bütün insanlar Allahû Tealâ tarafından hidayetle emrolmuşlardır. Allahû Tealâ’nın temel hedefi hidayeti oluşturmaktır.

Hidayet, sadece mü’minler için geçerlidir, kalben ulaşmayı dileyenler için. Allah’a ulaşmayı dilemeyen bir kişinin kalbine Allah hiçbir zaman îmânı yazmaz. O kişi hiçbir zaman mü’min olmaz.

Hidayetin fizikî anlamda başlayabilmesi mutlaka mürşidimize ulaşmamızla gerçekleşir. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 5 Ekim 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20261 dk okuma2