Muhterem Hocam, bir misafirimiz: “Musibetler kimimizi Allah’a yaklaştırıyor, kimimizi de tamamen uzaklaştırdığını görüyoruz." Yaşadığımız musibetleri nasıl değerlendirmeliyiz?
Soru
Muhterem Hocam, bir misafirimiz: “Musibetler kimimizi Allah’a yaklaştırıyor, kimimizi de tamamen uzaklaştırdığını görüyoruz." Yaşadığımız musibetleri nasıl değerlendirmeliyiz?
Cevap
Allahû Tealâ’nın her olaydan muradı, o kul için tayin ettiği hedef; Allah’ın Zatı'na teslimi külli ile teslim olmak ve insanlar ne yaparsa yapsın murad-ı ilâhî budur.
Allah’a ulaşmayı dilemeyen kişinin etrafında Allah’ın vücuda getirdiği her olay, onun Allah’a ulaşmayı dilemesi içindir. Allah’a ulaşmayı dileyen kişinin etrafında vücuda getirdiği her olay, onu mürşide ulaştırmak içindir. Mürşide tâbî olan kişinin yaşadığı olaylar ise onun ruhunun Allah’a teslimi içindir. Allahû Tealâ bu şekilde yükselme ve yücelme merdiveni içerisinde kulu Kendisine dost kılmak istiyor. Bakara 216. âyet-i kerimesinde:
2/BAKARA-216 Kutibe aleykumul kitâlu ve huve kurhun lekum, ve asâ en tekrahû şey’en ve huve hayrun lekum, ve asâ en tuhıbbû şey’en ve huve şerrun lekum vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Savaş, o sizin için kerih olsa da (hoşunuza gitmese de) üzerinize farz kılındı. Ve hoşlanmayacağınız bir şey olur ki, o sizin için bir hayırdır. Ve seveceğiniz bir şey olur ki, o sizin için bir şerdir. Ve (bütün bunları) Allah bilir, siz bilmezsiniz.
“Olaylar var siz onları hayır zannedersiniz, belki de şerdir; şer zannedersiniz, belki de hayırdır. Siz bilmezsiniz, Rabbiniz bilir.” Gerçekten insanlar başlangıçta kâr ve zarar ilişkisi içerisinde olayları değerlendiriyorlar. Bir faydaya ulaştıklarında ona hayır deyip seviniyorlar, bir zarara ulaştıklarında da onu şer telakki ediyorlar. Allahû Tealâ bunun doğru olmadığını buyuruyor.
Öyleyse Allah’a göre hayır nedir, şer nedir? Allah’a göre hayır, derecât kazandıran herşeydir. Şer ise derecât kaybettiren her şeydir.
Yani olaya üzülsek de sevinsek de bize derecât kazandırıyorsa o hayırdır. Olaya üzülsek de sevinsek de derecât kaybettiriyorsa o şerdir.
İşte Bakara 155 ve 156. âyet-i kerimelerinde Allahû Teâlâ kulu imtihan ediyor.
2/BAKARA-155 Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât(semerâti), ve beşşiris sâbirîn(sâbirîne).
Ve sizi mutlaka korku ve açlıktan ve mal, can ve ürün eksikliğinden imtihan ederiz. Ve sabredenleri müjdele.
2/BAKARA-156 Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).
Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.
Allahû Tealâ “musîbet” kelimesini “isabet” kelimesiyle aynı istikamette kullanıyor. Yani musîbet, isabet eden bir şey demek.
Birçok insan musibeti şer olarak telakki eder, üzülür. Halbuki musibetten Allahû Tealâ’nın bir muradı vardır: Kişiyi hidayete erdirmek.
Her sene bütün insanlara Allahû Tealâ tekrar tekrar o olayları, musibetleri veriyor. Ve bu musibetler kendilerine isabet ettiklerinde Allah’a ulaşmayı dilerlerse cennetin sahibi olmuşlardır.
İmtihan olmak aslî emir değildir. Aslî emir Allah’a kul olmak, teslim olmaktır. "Allah bizi imtihan olalım diye yaratmıştır." Hayır, öyle değil. O bir vasıtadır.
Nitekim: “Kula musibet gelmez Hakk yazmayınca, Ama Hak musibet yazmaz kul azmayınca.”
Kul nefsine tâbî oluyor, azıyor ve derecât kaybediyor. Allahû Teâlâ da o şerri hayra çevirmek üzere musibeti devreye koyuyor.
"Kula musibet gelmez Hakk yazmayınca…" Kul azmış, Kirâmen Kâtibîn melekleri yazmış, Hakk da musibeti devreye almış. Ve musibetten Allah’ın muradı, o kişinin ders alması ve bir daha böyle bir yanlışlığa düşmemesi içindir."