Muhterem Hocam, bir misafirimiz: “Vefat etmiş yakınlarım var. Onlar öldüler ama ruhen yanımda hissediyorum." Vefat etmiş bir insan ruhen yine aramızda olabilir mi?
Soru
Muhterem Hocam, bir misafirimiz: “Vefat etmiş yakınlarım var. Onlar öldüler ama ruhen yanımda hissediyorum." Vefat etmiş bir insan ruhen yine aramızda olabilir mi?
Cevap
Bu dünya aslında iç içe 6 âlemden oluşan bir yapı içerisinde. Biz şu anda zahirî âlem standartlarında yaşayan kişileriz. Ama yakınlarımız vefat edince, 40 günden sonra onlar berzah âlemine gidiyorlar. Yani zahirî âlemin karşıtı olan berzah âlemine.
ÂLEMLER
3 âlem ve 3 de karşıt âlem olmak üzere 6 tane âlem vardır.
Zahirî Âlem – Karşıt Zahirî Âlem: Zahirî Âlemde fizik bedenimiz ve Karşıt Zahirî Âlemde (Berzah Âleminde) nefslerimiz bulunur.
Gayb Âlemi – Karşıt Gayb Âlemi: Gayb Âleminde cinler ve Karşıt Gayb Âleminde (cinlerin Berzah Âleminde) cinlerin nefsleri bulunur.
Emr Âlemi – Karşıt Emr Âlemi: Emr Âleminde melekler ve Karşıt Emr Âleminde şeytan ve avanesi bulunur.
Bir de cinlerin âlemi var. Aynı yerde, aynı koordinatları paylaşıyoruz; gayb âlemi. Bir de ölen cinlerin bulunduğu âlem, karşıt gayb âlemi var. Onlar da bu dünyada.
Bir de emr âlemi var, meleklerin yaşadığı âlem. Onun karşıtı şeytanların bulunduğu zulmanî âlem. Ve 3 asıl ve 3 de karşıt olmak üzere 6 âlem ama hepsi de bu dünyada. Fakat enerjiler farklı olduğu için biz hissetmeyiz.
Örneğin biz zahirî âlem kesiminde yaşıyoruz ama ölülerimizi, karşıt zahiri âlemde olan ölülerimizi hissedemeyiz. Ancak kalp gözü açık olanlar, onlar farklı. Çünkü kalp gözü, kalp kulağı fizik ötesine taalluk eden bir durum söz konusu.
Secde 11’de Allahû Tealâ:
32/SECDE-11 Kul yeteveffâkum melekul mevtillezî vukkile bikum summe ilâ rabbikum turceûn(turceûne).
De ki: “Size vekil kılınan ölüm meleği, sizi vefat ettirecek (öldürecek). Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.”
Ruhun iki şekilde Allah’a ulaşması var: Hayattayken ve ölümle. Bakara 46’da ikisini de açıklıyor Allahû Tealâ:
2/BAKARA-46 Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).
Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.
Hayattayken ruhun ulaşması ve ölümle bir kere daha ruhun Allah’a dönmesini ifade ediyor.
Hayattayken ruhunu Allah’a ulaştırmayanlar ölümle tek bir ulaşma gerçekleşeceği için şirkli olarak Allah’a ulaşıyorlar. Hadîste öyle zikrediliyor ve ne yazık ki bunların gideceği yer cehennem.
Allahû Tealâ’nın indinde bir sonuç söz konusu. İnsan ruhunun Allah’a ulaşması bir farzdır. Bu o kişinin ölümünden evvel olabilir, ölümünden sonra olabilir. Ama ölümünden evvel olursa ermiş evliyadan olur. Ölümünden sonra olursa o da gideceği yer cehennem olur.
Ama olay hep bununla noktalanır. Ruh Allah’a ulaşmıştır. Allah’ın Zatında ifna olmuştur, yok olmuştur. Fizik vücudun bu dünyadaki vazifeleri sona eriyor ama nefsimiz adına berzah âlemi dediğimiz bir başka âleme geçer ve yaşantısına devam eder.
Kim hacet namazı kılıp da Allah’tan talepte bulunursa o gece uyanana kadar ölmüş olan o kişiyle beraber olabilir. Onların ölmediğini, yaşamakta devam ettiğini kesin olarak yaşarsınız. Zaten Enbiyâ Suresi’nin 35. âyet-i kerimesinde:
21/ENBİYÂ-35 Kullu nefsin zâikatul mevt(mevti), ve neblûkum biş şerri vel hayri fitneten, ve ileynâ turceûn(turceûne).
Bütün nefsler, ölümü tadıcıdır. Sizi, hayır ve şerr fitneleri ile imtihan ederiz. Ve Bize döndürüleceksiniz.
"Her nefs ölümü tadıcıdır. Sizi hayır ve şerrle imtihan ederiz." Hayırla imtihan etmek şükrü, şerrle imtihan etmek de sabrı gerektiriyor.
İşte hayır Allah’tan, şerr bizim nefsimizdendir. 7 Âyet-i kerimeye baktığımız zaman bunu net olarak anlıyoruz, iki tane de Hadîs-i Şerif söz konusu:
HAYR ALLAH’TAN ŞERR NEFSİMİZDENDİR
1. NİSÂ-78: … Eğer onlara bir iyilik isabet ederse: ‘Bu Allah’tandır.” derler. Ve eğer onlara bir kötülük isabet ederse: “Bu sendendir.” derler. De ki: “Hepsi Allah’ın katındandır.”…
NİSÂ-79: Sana iyilikten ne isabet ederse, işte o Allah’tandır. Ve sana kötülükten ne isabet ederse, o takdirde o, kendi nefsindendir…
2. A’RÂF-23: İkisi şöyle dedi: “Rabbimiz, biz nefslerimize zulmettik şâyet Sen bize mağfiret ve rahmet etmezsen, biz mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.”
3. ENFÂL-51: İşte bu, ellerinizle takdim ettikleriniz (kendi yaptıklarınız) sebebiyledir. Ve muhakkak ki Allah, kullara zulmedici değildir.
YÛNUS-44: Muhakkak ki Allah, insanlara (hiç)bir şeyle zulmetmez. Lâkin insanlar, kendi nefslerine zulmederler.
4. HÛD-101: Ve Biz, onlara zulmetmedik. Ve lâkin onlar, kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri geldiği zaman Allah’tan başka dua ettikleri ilâhlar, onlara bir fayda sağlamadı…
5. YÛSUF-53: Ve ben, nefsimi ibra edemem. Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir, Rahîm’dir.
6. ENBİYÂ-87: … Sonra karanlıklar içinde (şöyle) nida etti: “Senden başka ilâh yoktur. Sen Sübhan’sın. Muhakkak ki ben, zalimlerden oldum.”
7. KASAS-16: “Rabbim, ben nefsime zulmettim, artık beni mağfiret et.” dedi. Böylece onu mağfiret etti. Muhakkak ki O; Gafûr’dur (mağfiret eden), Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden).
HADÎS-İ ŞERİF: Sizden kim bir hayırla karşılaşırsa Allah’a hamd etsin. Kim de hayır değil de başka bir şey bulursa, kendinden başka kimseyi levmetmesin (kınamasın, başına geleni kendinden bilsin). (Kütübü Sitte 5363)
HADÎS-İ ŞERİF: Artık kim bir hayır bulursa Allah’a hamd etsin. Kim de hayırdan başka bir şey bulursa nefsinden başka kimseyi ayıplamasın. (Müslim Birr 55.)
Öyleyse nefsleri hayır ve şerrle imtihan ediyor. Şerr bizim nefsimizden, hayır Allah’tan. İşte Nisâ 79, A’râf 23, Enfâl 51 ve bütün diğer âyet-i kerimeler şerrin nefsten olduğunu, hayrın da Allah’tan olduğunu buyuruyor.
Ve nefsler ölümü tadıyor. Allahû Tealâ şerrle, hayırla imtihan ediyor.