Muhterem Hocam, bir misafirimiz “Zikir, fikir, Tefekkür. Bu üçünü öğrendiğiniz zaman maneviyatta daha yükselirsiniz, Allah’a daha yakın olursunuz.” dedi. Manevî hayatımız için zikr
Soru
Muhterem Hocam, bir misafirimiz “Zikir, fikir, Tefekkür. Bu üçünü öğrendiğiniz zaman maneviyatta daha yükselirsiniz, Allah’a daha yakın olursunuz.” dedi. Manevî hayatımız için zikrin, fikrin ve tefekkürün önemi nedir?
Cevap
Gerçekten, Muhammed Suresi’nin 24. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ:
MUHAMMED-24: E fe lâ yetedebberûnel kur’âne em alâ kulûbin akfâluhâ.
Hâlâ Kur'ân'ı tefekkür etmezler mi? Yoksa kalpler üzerinde kilitleri mi var?
“Onlar Kur’ân’la tedebbür etmezler mi? Yoksa kalplerinde kilitler mi var?” Evvela kesinlikle doğru düşünme, doğru konuşma, doğru yapma gerek. Yani tefekkür ehli ve tezekkür ehli birbirinden tabiî ki farklı. Asıl olan, ehl-i tezekkürdür.
Tefekkürde insanların düşünce alanları vardır. Bir insanın düşünme kapasitesi neleri ihtiva edebilirse onu düşünür. Ama daimî zikrin sahiplerine ait Allah’ın özel bir dizaynı vardır. Böyle olan insanlar ehli tefekkürün ötesinde bir imkânın sahibidirler. Devamlı Allahû Tealâ’ya müracaat edeceklerdir ve seferinde Allahû Tealâ onların önünde yeni bir ufuk açacaktır.
Allahû Tealâ’nın bizden istediği hedef, herkesin daimî zikre ulaşmasıdır. Dünya mutluluğu ile zikri arasında mutlak bir paralellik vardır. Dünya mutluluğu zikirle gerçekleşir. Muhammed Suresi 24. âyet-i kerimesini söylemiştik. Bir de Âli İmrân Suresi’nin 190-191. âyet-i kerimelerinde:
ÂLİ İMRÂN-190: İnne fî halkıs semâvâti vel ardı vahtilâfil leyli ven nehâri le âyâtin li ulîl elbâb.
Muhakkak ki, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, ulûl elbab için elbette âyetler (deliller) vardır.
ÂLİ İMRÂN-191: Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr(nârı).
Onlar (ulûl elbab, lüblerin, Allah'ın sır hazinelerinin sahipleri), ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken (daima) Allah'ı zikrederler. Ve göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (ve derler ki): "Ey Rabbimiz! Sen bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın. Sen Subhan'sın, artık bizi ateşin azabından koru.
Daimî zikre Allahû Tealâ ‘Ehli tezekkür’ diyor. Daimî zikre ulaşmayan, Allah yolunda olanlara ‘Ehli tefekkür’ diyor. ‘Ehli tefekkür’le ‘Ehli tezekkür’ bir olmaz tabiî. Allahû Tealâ “Bilmiyorsanız Ehli tezekkür’e sorun! Ehli zikre sorun!” buyuruyor. Ehli tezekkür herşeyi bilir mi? Hayır, bilmez ama herşeyi bilen Allah ile arasında bir iletişim var. Kalp gözü, kalp kulağı açıktır. Kalp kulağı açık olduğu için dilediği suali Allahû Tealâ’ya tevdi eder ve Allah’tan cevabını alıp muhataba ulaştırır.