Muhterem Hocam, bir misafirimizin mürşid konusunda “Aslında insanlar bu dönemin pisliğiyle dînimizin emrettiği şeyin önüne perde çekmiş oldu.” Günümüzde mürşid kavramı unutulmuş mu
Soru
Muhterem Hocam, bir misafirimizin mürşid konusunda “Aslında insanlar bu dönemin pisliğiyle dînimizin emrettiği şeyin önüne perde çekmiş oldu.” Günümüzde mürşid kavramı unutulmuş mudur?
Cevap
Evet, ne yazık ki Kur’ân-ı Kerîm’in asılları unutulmuş, yerine 19 tane bid’at yerleşmiş durumdadır. Ve bu 19 tane bid’at, tamamen insanları Allah’tan uzaklaştırıyor.
Allahû Tealâ Mâide 35’te: “Sizi kim Allah’a ulaştırmaya vesile olacaksa onu Allah’tan isteyin.”
5/MÂİDE-35: Yâ eyyuhellezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah'a karşı takva sahibi olun ve O'na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O'nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
Furkan 70’te tövbe edip de mürşidine tâbî olanların, o güne kadar işlediği bütün günahları Allahû Tealâ sevaba çeviriyor.
25/FURKÂN-70: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).
Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü'min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur'dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm'dir (rahmet nuru gönderendir).
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): "Her asırda, her yüz yılda bir müceddid, dini yenileyen, bid’atlerden temizleyen, Allah’ın tasarrufunda olan vekâleten devrin imamı hep gelecektir."
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Ebu Davud, Melahim, 1.
"Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dini işlerini yenileyecek bir müceddid gönderecektir."
Resûlullah’ın müceddit dediği, vekâleten devrin imamıdır. Nübüvvet Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile sona ermiştir. İşte Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den kıyamet gününe kadar bir daha nebî gelmeyecek, ama velâyet ve risâlet kıyâmete kadar devam edecektir.
İşte bu velî resûllerin arasından Allahû Tealâ’nın seçtiği, tayin ettiği bir vekâleten devrin imamı vardır. O'nu Allahû Tealâ vazifeli kılıyor. Ve O, dini asıllarla insanlara yaşatıyor, hurafeleri de dinden temizliyor.
Mürşid, Kur’ân’da mevcut olduğu hâlde, İslâm’da unutulmuş olan, “olmasa da olur” diye düşünülen bir kavram hâline getirilmiştir.
Mürşide tâbî olmak farziyeti, artık dini yaşadıklarını zanneden insanların %90'dan fazlası için bir farz hükmünde değildir. Mürşidin gerekleri hiç dikkate alınmıyor. Oysa ki mürşide ulaşmak Allah’ın temel emridir. Mürşide ulaşmak farzdır. Allahû Tealâ, mürşide tâbiiyetin bir hidayet vesilesi olduğunu ve hidayetin onsuz gerçekleşmeyeceğini ifade ediyor.
Bütün sahâbe, kâinatın en büyük mürşidi olan Nebîler Sultanı Peygamber Efendimize (S.A.V) tâbî olmuş ve farzı yerine getirmişlerdir.