Muhterem Hocam, bir televizyon kanalında iki din profesörü tarikat ve rabıta hakkında “Şu âyetleri yanlış yorumluyorlar.” diyerek Mâide Suresi 35. âyetinde “Vesile Kur’ân’dır.”, Âl
Soru
Muhterem Hocam, bir televizyon kanalında iki din profesörü tarikat ve rabıta hakkında “Şu âyetleri yanlış yorumluyorlar.” diyerek Mâide Suresi 35. âyetinde “Vesile Kur’ân’dır.”, Âli İmrân-103. âyetinde “Allah’a ulaşmak için Allah’ın ipi Kur’ân’dır.” dedi. Kur’ân-ı Kerim’de tarikat ve rabıta var mıdır? Açıklar mısınız?
Cevap
Vardır sevgili kardeşlerim. Gerçekten Kur’ân-ı Kerim de bir vesiledir. Ama Kur’ân-ı Kerim’in vesile olabilmesi mutlak surette mürşide tâbiiyetle gerçekleşir. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz iki tane hadîste şöyle buyuruyor:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663
“Sizin aranızda iki paha biçilmez emanet bırakıyorum; onlara sarıldığınız müddetçe asla dalâlete düşmezsiniz; Allah’ın Kitab’ı Kur’ân ve Ehl-i Beyt’im.”
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663
“Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın Kitab’ı Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberi’nin sünnetidir.”
Öyleyse buradan ne anlıyoruz? Buradan anladığımız odur ki Allah’ın Kitabının vesile olabilmesi mutlak surette mürşide uymakla mümkündür. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîsinde ne diyor?
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Müslim, Cuma-463. İbn Mace, Mukaddime-7
“Sözün en doğrusu Allah’ın Kitabıdır. Yolun en faziletlisi Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimizin yoludur. İşlerin en şerrlileri sonradan icat edilen bid’atlardır. Bid’at dalâlettir, dalâletin sonu nar-ı cehennemdir.”
Diyecekler ki: “Zaten biz Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e tâbîyiz.” Ama Peygamber Efendimiz (S.A.V) 7 tane hadîste mürşide tâbiiyeti açıklıyor. Bu zat-ı muhteremler buna ne diyecekler?
7 hadîse baktığımız zaman, 1. hadîste: “Benden sonra nebîler gelmeyecek. Nübüvvet benimle sona ermiştir. Ama benden sonra halifeler, imamlar gelecek.” Öyleyse hiçbir zaman dilimi yoktur ki imam ve halife olmasın. “Onlara itaat eden, bana itaat etmiştir; onlara asi olan, bana asi olmuştur.” O zaman şu anda, günümüzde devrin imamına itaat eden Resûlullah’a itaat etmiştir; devrin imamına isyan eden Resûlullah’a isyan etmiştir.
7 GRUP HADÎSTE MÜRŞİDE TÂBİİYET
HADÎS-İ ŞERİF 1: “Benden sonra Nebîler gelmeyecek. Nübüvvet Benimle sona ermiştir ama Benden sonra halifeler, imamlar gelecek. Onlara itaat eden, Bana itaat etmiştir. Onlara asi olan, Bana asi olmuştur.”
Kaynak: Sahih Buhârî 11. cilt, sayfa 181
HADÎS-İ ŞERİF 2: “Benden sonra nebî gelmeyecek, âlimler gelecek, halifeler gelecek. Onlara tâbî olan bana tâbî olur, onlara asi olan bana asi olur.”
Kaynak: Sahih Buhârî 9. cilt 1409. Hadîs
HADÎS-İ ŞERİF 3: “Size ruh verenler gelecek, onları arayıp bulun. Kim zamanın imamına tâbî olmazsa cahiliyet üzere ölür.”
Kaynak: Sahihi Müslim 58, no 1851
“Sahâbem yıldızlar gibidir. Hangisine tâbî olursanız, doğruya erersiniz.”
Kaynak: Feyzu’l-Kadir 4, 76
HADÎS-İ ŞERİF 4: “Benim sünnetime ve benden sonra gelen raşid halifelerin yoluna tâbî olun.”
Kaynak: Ebu Davud, Melahim, 1.
“Her asırda ümmetimden Allah’a itaat ve hayırda yarışanlar bulunacaktır.”
Kaynak: Elbani, Nasuruddin, Silsiletu’l-Ehadis-es-Sahiha, Beyrut, 1991, V.7
HADÎS-İ ŞERİF 5: “Kim Bana itaat ederse muhakkak ki Allah’a itaat etmiş olur. Kim Bana isyan ederse, Allah’a isyan etmiş olur. Her kim İmamı’na (Kamil Mürşide veya Devrin İmamı’na) itaat ederse, muhakkak ki Bana itaat etmiş olur. Her kim İmam’a isyan ederse, muhakkak ki Bana isyan etmiş olur.”
Kaynak: İbni Mace 8/2589
HADÎS-İ ŞERİF 6: “Hudeybiye’de ağaç altında biat edenlerden hiç kimse ateşe girmeyecektir.”
Kaynak: Müslim
“Ey insanlar! Hepiniz dalâlettesiniz. Hidayete erdirildiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidayete erdireyim.”
Kaynak: Riyâdussâlihîn s.137
HADÎS-İ ŞERİF 7: “Muhakkak Allah her yüzyılda (asırda) bir kimse (in) işlerini yenileyen, tazeleyen, başseder. Sizden bir taife halkı Allah’a davette misal olanlar. Bunlar ehli haktır. Bu kimseler din işlerini yeniler, tazeler. Bu Allah’ın dostları, Allahû Tealâ’nın kullarına sevdirilir.”
Kaynak: Ebu Davud
“Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinî işlerini yenileyecek bir müceddid gönderecektir.”
Kaynak: Sahih-i Buhârî; Müslim; Sünen-Ebu Davud S/100
7 tane hadîste Allah Resûlü mürşide tâbiiyeti açıklıyor. Öyleyse bunlar varken “Sadece Kur’ân var.” diyerek Kur’ân’ın yerini yanlış yorumluyorlar; bu, tamamen insanların uydurduğu bir safsatadır. Tarikat da var, rabıta da var. Ve kurtuluş, kalben Allah’a ulaşmayı dileyenler ve mürşidlerine tâbî olup tarikata girenlerledir.
Rabıta da var. Allahû Tealâ Mâide Suresinin 35. âyet-i kerimesinde vesileden bahsediyor. Kur’ân vesile değil mi? Evet. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhârî, İ’tisam 1, Fedâilü’l-Kur’ân 1; Müslim, Îmân, 279
“Gönderilen her peygambere, insanların hidâyetine vesîle olacak bir mûcize muhakkak verilmiştir. Bana verilen de Allâh’ın bana vahyettiği kelâm nev’inden olan Kur’ân-ı Kerîm’dir.”
Ama âyet-i kerimeye dikkat edin:
5/MÂİDE-35: Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler), Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
Yani “Kitabı isteyin.” demiyor; “O’na ulaştıracak vesileyi isteyin.” diyor. Vesileyi Allah’tan isteyin. Zaten Allahû Tealâ vesileyi bize vermiş. Mürşidi de Allahû Tealâ tarif ediyor. Dolayısıyla rabıta da var. Âli İmrân Suresinin 200. âyet-i kerimesinde:
3/ÂLİ İMRÂN-200: Yâ eyyuhâllezîne âmenusbirû ve sâbirû ve râbitû vettekûllâhe leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar (ölmeden önce, ruhlarını Allah’a ulaştırmayı dileyenler)! Sabredin ve sabır sahibi olun! Ve râbıta kuranlar olun (râbıta kurun)! Ve Allah’a karşı takva sahibi olun! Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
“Vesile Kur’ân’dır.” diyorlar. Âli İmrân-103’e ve Zuhruf Suresinin 43. âyet-i kerimesine bakacak olursak ne göreceğiz?
43/ZUHRÛF-43: Festemsik billezî ûhıye ileyk(ileyke), inneke alâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).
Artık sana vahyedilene sarıl. Muhakkak ki sen, Sıratı Mustakîm üzerindesin.
Bu hitap Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e. Elbette Peygamber Efendimiz (S.A.V), mürşidi Cebrâil (A.S)’a ve Kur’ân’a sarılacaktır. Ama Allah Resûlü “Benden sonra…” diyor. “Benden sonra” dediğine göre onun varisi olan kişi söz konusudur.
3/ÂLİ İMRÂN-103: Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrakû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufratin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn(tehtedûne).
Ve hepiniz, Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O’nun (Allah’ın) ni’meti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.
Allah’ın ipi Kur’ân’dır, Sıratı Mustakîm’dir. İnsanlardan bir ip de Allah’ın tayin ettiği mürşiddir.
“Tarikat ve rabıta var mıdır?” Tarikat da vardır. Allahû Tealâ Kur’ân’da 7 tane âyet-i kerimede tarikatı açıklıyor. “Biz bu kitapta herşeyi açıkladık.” diyor. Eğer Allahû Tealâ Kur’ân’da tarikatı açıklamışsa, bu açıkladığı lüzumsuz bir şey değildir; Allahû Tealâ’nın farz kıldığı bir şeydir. Cehennem tariki de var, Allah’a ulaştıran Tarîki Mustakîm de var.
KUR’ÂN’DAKİ TARİKAT GERÇEĞİ
1. NİSÂ-168: Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri (başkalarını da mürşide ulaşmaktan men edip saptıranları), Allah mağfiret edecek değildir ve yola (Allah’a ulaştıran Sıratı Mustakîm’e) hidayet edecek değildir.
2. NİSÂ-169: Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Ve bu, Allah için kolaydır.
3. MU’MİNÛN-17: Ve andolsun ki Biz, sizin üzerinizde 7 yol yarattık ve Biz, yaratmaktan gâfil değiliz.
4. AHKÂF-30: Onlar: “Ey kavmimiz! Muhakkak ki biz, Hz. Musa’dan sonra indirilen, onların elindekini tasdik eden Hakk’a ulaştıran ve Tarîki Mustakîm’e hidayet eden bir kitap dinledik.” dediler.
5. CİNN-16: Ve eğer onlar, tarikat üzere olarak (Allah’a) yönelselerdi, onları mutlaka bol su (rahmet) ile sulardık (bol bol rahmet ulaştırırdık).
Bu âyetler buraya boşuna konmuş değil. İnsanlar Kur’ân’ı bilmeden haybeye konuşuyorlar. Ama sonsuz hamd ve şükrederiz, şu anda hidayet çağındayız. Kur’ân-ı Kerim’in hedefi hidayettir; hidayetin hedefi mutluluktur. Ve hidayet çağında Muhterem Efendimiz, devrin imamı Mehdi (A.S), Kur’ân’ın 7 safha hidayetini bizlere açıkladı. Biz de onların karşısına 7 safha hidayetle çıkacağız. Onlar artık böyle boş sözler söyleyerek insanları körü körüne kendilerine bağlayamazlar. Artık o devir bitti. Siz onların söyledikleri, Kur’ân’a uymayan bu yalanları bize ulaştırın; biz de Kur’ân âyetleriyle onları ispat edelim inşaallah. İşte biz âyetleri gösteriyoruz. Onlar aksini gösterebilir mi?
“Vesile Kur’ân’dır.” Tamam, vesile Kur’ân’dır; ama vesile aynı zamanda Allah’ın mürşididir. Allahû Tealâ Âli İmrân Suresinin 112. âyet-i kerimesinde insanlardan bir ipten bahsediyor:
3/ÂLİ İMRÂN-112: Duribet aleyhimuz zilletu eyne mâ sukıfû illâ bi hablin minallâhi ve hablin minen nâsi ve bâû bi gadabin minallâhi ve duribet aleyhimul meskeneh(meskenetu), zâlike bi ennehum kânû yekfurûne bi âyâtillâhi ve yaktulûnel enbiyâe bi gayri hakk(hakkın), zâlike bimâ asav ve kânû ya’tedûn(ya’tedûne).
Onların üzerlerine, nerede olurlarsa olsunlar zillet (alçaklık) damgası vuruldu. Ancak Allah’ın ipine (Sıratı Mustakîm’e) ve insanlardan bir ipe (Allah’a ulaştıracak olan mürşide) tutunanlar (ulaşanlar) hariç. (Onlar) Allah’tan bir gazaba uğradılar ve üzerlerine miskinlik damgası vuruldu. Bu, onların Allah’ın âyetlerini inkâr etmiş olmaları ve peygamberleri haksız yere öldürmüş olmaları sebebiyledir. İşte bu, onların (Allah’a) isyan etmelerinden ve haddi aşmış olmalarındandır.
Allah’tan bir ip Kur’ân’dır. İnsanlardan bir ip de Peygamber Efendimiz (S.A.V)’dir. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’i “insanlardan bir ip” olarak kabul ediyorsanız, O 7 hadîste diyor ki: “Sen kendi yaşadığın dönemde mürşide tâbî olacaksın; vesileyi Allah’tan isteyeceksin; ona sarılacaksın.” Bu yorum değil; bu Allah’ın bir açıklamasıdır. Allah razı olsun.