Muhterem Hocam, bir yerde Berat Kandili günü evinize erzak alın diye okudum. Bu doğru mudur? Kandil ve diğer mübarek geceleri nasıl idrak etmeliyiz?

Soru

Muhterem Hocam, bir yerde Berat Kandili günü evinize erzak alın diye okudum. Bu doğru mudur? Kandil ve diğer mübarek geceleri nasıl idrak etmeliyiz?

Cevap

Hayır, sevgili kardeşlerim. Birinci kandil, mübarek 3 ayların ilki olan Recep ayının perşembeyi cumaya bağlayan ilk gecesi, Regaip Kandili. Regaip, bir şeye herşeyden daha fazla rağbet göstermek. İnsan hayatında herşeyden daha fazla rağbet edeceğimiz Allah’ın Zat’ıdır. Allah’ın Zat’ına ulaşmayı dilemek bunun bir gereğidir. Aynı zamanda Regaip Kandili hidayet günü olarak da ifade edilebilir. Çünkü biz neyi isteyeceğiz? Eğer Allah’ın Zat’ını diliyorsak hidayeti dileyeceğiz.

İkinci kandil, Miraç Kandili. Aynı ayın 27. gecesinde Miraç Kandili oluyor. Miraçta da Allahû Tealâ’nın bizden istediği: “Es salâtu mi’racul mü’minîn.” Namaz mü’minin miracıdır. İşte bu namazda miracı yaşayabilmemiz için mutlaka mürşidimize tâbî olmak suretiyle hayattayken ruhumuzu Allah’a ulaştırmamız lazım.

Allah herkesin velî olmasını, dost olmasını, Allah’a dost olmasını istiyor. Ama herkes başlangıç noktasında şeytanın dostudur. Öyleyse şeytanın dostu olan insanların Allah’ın dostu olmasını Allah istiyorsa, öncelikle o kişinin kendisini şeytana dost olmaktan kurtarması lazım. Bu bir dilektir: Kalben Allah’a ulaşmayı dilemek. Ama kalben Allah’a ulaşmayı dilemek nasıl şeytandan kurtuluşsa, aynı zamanda Allah’a bağlanmak da Allah’ın dostu olmaktır ve bizim tercihimize bırakılmıştır.

Dolayısıyla Miraç Kandili de bu şekilde. Berat Kandili de öyle: İnsanın hayatında nefsine uyarak işlediği günahlar vardır. Yanlışlarımız, kaybettiğimiz dereceler var; kazandığımız pozitif dereceler, kaybettiğimiz negatif dereceler var. Ama hayatımızdan negatiflerin tamamen sıfırlanmasını, beraatimizi Allah’tan almak istiyorsak, bu da mutlaka bir dilektir. Kalpten Allah’a ulaşmayı dilemekle Allahû Tealâ günahlarımızın hepsini örtüyor. İşte Nisâ Suresinin 31. âyet-i kerimesinde:

4/NİSÂ-31: İn tectenibû kebâira mâ tunhevne anhu nukeffir ankum seyyiâtikum ve nudhılkum mudhalen kerîmâ(kerîmen).

Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin günahlarınızı örteriz ve sizi (şerefli bir makama) ikram olunacağınız bir yere koyarız.

Öyleyse Allahû Tealâ kimi mağfiret etmiyor? Nisâ Suresinin 48. âyet-i kerimesinde:

4/NİSÂ-48: İnnallâhe lâ yagfiru en yuşrake bihî ve yagfiru mâ dûne zâlike li men yeşâu ve men yuşrik billâhi fe kadifterâ ismen azîmâ(azîmen).

Muhakkak ki Allah, O’na şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki şeyleri dilediği kimse için bağışlar. Ve kim Allah’a şirk koşarsa, o taktirde büyük bir günah işleyerek iftira etmiştir.

Allah şirk koşanları mağfiret etmiyor. O zaman şirk büyük günah mıdır? Evet. Öncesinde büyük günahtan kaçınmamız bir dilektir. Dileği dilediğimiz an Allahû Tealâ günahlarımızı örterek bizi mürşidimize ulaştırıyor. Mürşide tâbî olduğumuz zaman da Allahû Tealâ ne yapmış oluyor? O günahları da sevaba çeviriyor. Kandillerin hayatımızdaki yeri bu. İnşaallah. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 22 Ekim 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20263 dk okuma0