Muhterem Hocam, birçok Kur'ân tercüme kitabı var. Biz hangisine inanacağız?
Soru
Muhterem Hocam, birçok Kur'ân tercüme kitabı var. Biz hangisine inanacağız?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Kur’ân-ı Kerim'e baktığımız zaman Kur’ân'la ilgili Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz’in hadîslerine dikkat edelim. Acaba Kur’ân ilmi ile ilgili Resûlullah'ın söylediği hadîsler hangi istikamette ilimle alakalı? Evet. Şimdi hadîslerde ilim 35 hadîste yer almış.
HADÎS-İ ŞERİFLERLE İLİM -1- (35 HADÎS)
1- "Allah’ım! Beni ilimle zengin kıl, hilm ile süsle, takvâ ile şereflendir, afiyet ile güzelleştir."
Kaynak: Camiu’s-Sağir, 1532, B157
2- "Ben ilim şehriyim. Ali de onun kapısıdır. İlim isteyen kapıya gelsin."
Kaynak: el-Camiu’s-Sağir 1/415, Sevaiku’l-Muhrika 73;T ehzibu’t-Tehzib 6/320; Müstedrek-i Hakim 3/126
3- "Sizin en hayırlınız Kur’ân’ı öğrenen ve öğretendir.”
Kaynak: Buhari, Fezailül Kur’ân 21
4- "İlim talep etmek her Müslümana (erkek ve kadın) farzdır."
Kaynak: İbn Mace, Mukaddime, 17;Beyhaki, Şuabu’l-İman, 2/253.
5- "Âlim olun, ya da ilim öğrenen olun, ya da dinleyen olun, ya da ilim ehlini seven olun. Sakın beşinci olmayın; helâk olursunuz."
Kaynak: Taberâni, Mu’cemü’l-Evsat 5939, Deylemi, Musnedü’l-Firdevs, c.3, s.205
6- "Allah, ilmi insanlar arasından bir çırpıda çekip çıkartarak almaz. O, ilmi ulemayı almak sûretiyle alır. Sonunda hiçbir âlim bırakmayınca insanlar, cahil başlar (lider) edinirler. Kendilerine sorular sorulur, onlar da bilgisizce fetvâ verirler. Böylece hem sapar hem de saptırırlar."
Kaynak: Buhâri, İlim 34; Müslim, İlim 13; Tirmizi, İlim 5.
7- "Âlimler, peygamberlerin varisleridir. Şüphesiz peygamberler, altın ve gümüş cinsi maddî şeylerden miras bırakmazlar. Onlar sadece ilim bıraktılar. Kim o ilmi alır ve hakkı ile amel edip yayarsa, dünya ve ahirette büyük bir nasip ve derece elde etmiş olur."
Kaynak: Ebû Dâvûd, İlim,1; Tirmîzî, İlim,19; İbnu Mâce, Mukaddime,17; Dârimî, Mukaddime, 32; Kütüb-i Sitte.
Birçok Kur’ân tercüme kitabı var. Biz hangisine inanacağız? Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim'de, Kur’ân-ı Kerim'i öğretmekle vazifeli olan hikmet sahibi âlimlerin açıklamalarına inanacağız. Herşeyden evvel Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim'de nebî imamlardan bahsediyor. Bunlar Allah'ın kendilerine şeriat kitabı verdiği Peygamberlerdir. Allah şeriat kitaplarını nebîlere verir. İşte âyetler:
ALLAH NEBİLERE (PEYGAMBERLERE) ŞERİAT KİTABI VERMİŞTİR
1. BAKARA-213 İnsanlar bir tek ümmetti. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı peygamberler beas etti (gönderdi). Ve onlarla birlikte, insanların aralarında, ayrılığa düştükleri şey hakkında hüküm vermeleri için hak ile kitap indirdi…
2. ÂLİ İMRÂN-81 Ve Allah, nebilerden, “Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah’ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, O’na mutlaka îmân edeceksiniz ve O’na mutlaka yardım edeceksiniz” diye misak aldığı zaman...
3. A’RÂF-158 ...Öyleyse Allah’a ve O’nun ümmî, nebî Resûlü’ne îmân edin ki; O, Allah’a ve O’nun kelimelerine (sözlerine) inanır (îmân eder). Ve O’na tâbî olun ki; böylece siz, hidâyete eresiniz.”
4. MERYEM-30 (Bebek) şöyle dedi: “Muhakkak ki ben, Allah’ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni nebî (peygamber) kıldı.”
5. EN’ÂM-154 Sonra Musa (A.S)’a, ahsen olanlara tamamlayıcı olarak, herşeyi açıklayan ve rahmet olan ve hidâyete erdiren kitabı (Tevrat’ı) verdik. Böylece onlar, Rab’lerine mülâki olacaklarına inanırlar (îmân ederler).
6. ŞÛRÂ-13 (Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriatı); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı...
7. ANKEBÛT-27 Ve Biz O’na İshak’ı, Yakûb’u ve vehbî olarak verdik. O’nun zürriyetine peygamberlik ve kitap verdik. Dünyada O’nun ücretini verdik. ...
HADÎD-26 Ve andolsun ki, Hz. Nuh’u ve Hz. İbrâhîm’i gönderdik. Ve onların zürriyetlerinden nebîler kıldık. Ve kitap (verdik). …
Bütün nebîler asaleten devrin imamlarıdır. Ama her imam nebî değildir. Nebîlerin olmadığı fetret dönemlerinde Mâide Suresinin 19. âyet-i kerimesine göre:
5/MÂİDE-19 Yâ ehlel kitâbi kad câekum resûlunâ yubeyyinu lekum alâ fetretin min er rusuli en tekûlû mâ câenâ min beşîrin ve lâ nezîrin fe kad câekum beşîrun ve nezîr(nezîru) vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Ey Kitap ehli! Resûllerin (peygamberlerin) fetret devrinde (aralarının kesildiği zamanda), sizlere gerçekleri açıklayan Resûl’ümüz (elçimiz) gelmişti. “Bize bir müjdeleyici ve de uyarıcı gelmedi.” dersiniz diye (dememeniz için). Oysa size "müjdeleyici ve uyarıcı" bir Resûl gelmişti. Allah herşeye kaadirdir.
Allahû Tealâ kavim resûlleri arasından bir tanesini seçiyor ve karaleten devrin imamı olarak tayin ediyor. Secde Suresi 24. âyet-i kerimesine göre.
32/SECDE-24 Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
Ve onlardan, emrimizle hidâyete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.
Öyleyse Allah'ın kendine şeriat kitabı verildiği Peygamberler her devirde yok.
Örneğin son şeriat kitabını Allahû Tealâ Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e vermiş ve kıyamete kadar bir daha şeriat kitabı gelmeyecek. Şu anda da rahmeti rahmana kavuşan Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den sonra her devirde ardı arkası kesilmeksizin Allah'ın gönderdiği velî resûller arasından bir tanesini Allah seçiyor. Secde Suresi 24. âyet-i kerimesine göre. Vekaleten devrin imamı olarak tayin ediyor. Öyle hiçbir zaman dilimi yoktur ki asaleten veya vekaleten devrin imamı olmasın. En üst seviyede mürşid devrin imamıdır. Devrin imamı aynı zamanda Allah'ın yeryüzündeki halifesidir. Yani dünyada yaşayan insanların içerisinde halife en üstün olanıdır.
Ama risalete gelince nebî resûller, velî resûller olduğu gibi hidâyetle görevli olmayan resûller de var. Hidâyette görevli olan melek resûller, hidâyette görevli olan cin resûller, hidâyette görevli olan insan resûller, velî resûller var. Ama hidâyetle görevli olmayan resûller de var.
Biz Kur’ân'ın hangi tercümesini almalıyız? Kur’ân-ı Kerim'i mutlaka Allah'ın resûllerinden, ehli zikirden, hikmet sahibi âlimden öğrenmeliyiz.
ÂYETLERİN TİLAVET GÖREVİNİ ALLAH, RESÛLÜNE VERMİŞTİR
1. BAKARA-129 Rabbimiz, onların arasından kendilerinden, onlara Senin âyetlerini tilâvet edecek (okuyup açıklayacak), onlara Kitap’ı (Kuranı Kerim’i) ve hikmeti öğretecek ve onların (nefsini) tezkiye (ve tasfiye) edecek bir resûl beas et (hayata getir). Muhakkak ki Sen, Sen, Azîz’sin, Hakîm’sin.
2. BAKARA-151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı (Kurânı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
3. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine (devrin imamının ruhu) bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O’nun (Allah’ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
4. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretir. Ve daha önce (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
5. İBRAHİM-4 Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye…
İSRA-15 … Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.
6. İBRAHİM-5 Andolsun ki; Biz Musa (a.s)’ı: “Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah’ın günlerini hatırlat (onlara Allah’ın günleri boyunca zikrettir).” diye âyetlerimizle (delillerimizle, mucizelerimizle) gönderdik. …
Yûnus-47 Her ümmetin bir resûlü vardır. Onlara, resûlleri geldiği zaman onların aralarında adaletle hükmolundu. Onlara zulmedilmez.
7. ZUMER-71 Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın?” (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.
Allahû Tealâ Bakara Suresinin 129.âyet-i kerimesinde, Bakara Suresi 151. âyet-i kerimesinde, Âl-i İmrân Suresi164. âyet-i kerimesinde, Cuma Suresi 2. âyet-i kerimesinde, İbrahim Suresi 4. âyet-i kerimesinde ve Nahl Suresi 36. âyeti kerimesinde:
16/NAHL-36 Ve lekad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâletu, fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).
Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah’a ulaşmayı dileyerek) Allah’a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah’a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidâyete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu. Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün).
Daha birçok âyette, hepsinde bize mutlaka hikmet sahibi âlim bir velî resûlün Kur’ân'ı açıklayacağını buyuruyor. Onların açıklamalarına inanacağız, tâbî olacağız inşaallah.