Muhterem Hocam, birçok sohbetinizde “Bütün kitapların özü Kur’ân’dır. Kur’ân’ın da sırrı Fâtiha’dır. Fâtiha’nın sırrı ise Bismillahirrahmanirrahim’dir.” buyurdunuz. Konuyu açıklar
Soru
Muhterem Hocam, birçok sohbetinizde “Bütün kitapların özü Kur’ân’dır. Kur’ân’ın da sırrı Fâtiha’dır. Fâtiha’nın sırrı ise Bismillahirrahmanirrahim’dir.” buyurdunuz. Konuyu açıklar mısınız?
Cevap
Evet sevgili kardeşim, gerçekten de bütün kitapların özü Kur’ân’dır. Çünkü insanlar kitapları kendi elleriyle yazmışlardır ve zandır. Ama Resûlullah (S.A.V) Efendimiz buyuruyor ki:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhârî, Vasâyâ 8, Nikâh 45, Ferâiz 2, Edeb 57, 58; Müslim, Birr 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 56.
Ebu Hureyre’den nakledilen bir Hadîs:
"Zandan sakının. Zira zan sözlerin en yalanıdır."
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Kütüb-i Sitte, İlim Bölümü, Ravi. Ukbe İbnu Amir, Hadis: 4112
"Zancılardan önce ilim öğrenin."
O zaman bütün kitaplar bizi nereye yöneltiyor? Allah’ın kitabına yöneltiyor. Nitekim Yunus ne diyor:
“Bin kez okursan aktan karayı, bir kâmil mürşide varmasan olmaz.” Peki Kur’ân’ı biz kendi kendimize öğrenebilir miyiz? Hayır. Kur’ân’ı mürşitten öğrenmemiz lâzım. Kur’ân, mürşitlerin el kitabıdır. İşte mürşidin geçtiği, resûlün geçtiği, velî resûllerin geçtiği bütün âyetlere baktığımız zaman, özellikle velî resûllerin birinci görevinin ne olduğunu görüyoruz: “O size âyetleri tilâvet eder.”
Bakın, Resûlullah’ın görevi de âyetleri tilâvet etmektir. Çünkü Allah’ın kitabı âyetlerden oluşur.
MA’RUF İLE EMREDEN VE MÜNKERDEN NEHYEDENLER (VELİ MÜRŞİDLER)
1. ÂLİ İMRÂN-104 Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin, ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.
2. ÂLİ İMRÂN-110 Siz, insanlar için çıkarılmış (seçilmiş) olan, ümmetin hayırlı kişileri oldunuz. Mâruf ile emredersiniz ve münkerden nehy edersiniz (men edersiniz). Ve siz, Allah'a îmân ediyorsunuz. Eğer kitap ehli de îmân etselerdi elbette onlar için hayırlı olurdu. Onlardan bir kısmı mü'mindir ve onların çoğu da fâsıklardır.
3. ÂLİ İMRÂN-114 Onlar, Allah'a ve yevmil âhire îmân ederler, mâruf (irfan) ile emreder ve kötülükten nehyederler (men ederler) ve hayırlara koşarlar. İşte onlar, sâlihlerdendir.
4. TEVBE-71 Ve mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, birbirlerinin dostlarıdır. Ma’ruf ile emreder ve münkerden nehyederler (yasaklarlar) ve namazı ikâme ederler ve zekâtı verirler. Allah ve O’nun Resûl'üne itaat ederler. İşte onlar, Allah, onlara rahmet edecek. Muhakkak ki Allah; Azîz’dir, Hakîm’dir.
5. TEVBE-112 …Allah’a ulaştırmak için ruhlarını yola çıkaranları, yeryüzünde ibretle gezip tefekkür edenleri); rükû ve secde edenleri, ma’rufla emredenleri, münkerden nehyedenleri (yasaklayanları), Allah’ın hudutlarını muhafaza edenleri ve mü’minleri müjdele!
6. HACC-41 Yeryüzünde onlara imkânlar verseydik, namazı ikame ederler (kılarlar), zekâtı verirler, maruf ile emrederler ve münkerden nehyederlerdi (yasaklarlardı). Bütün işlerin akıbeti (sonucu), Allah’a aittir (hüküm ve takdir Allah’ındır).
7. LOKMÂN-17 Ey yavrum, namazı ikame et (namaz kıl)! Ma’ruf ile (irfanla, iyilikle) emret ve münkerden (kötülükten) nehyet (münkeri yasakla, mani ol). Ve sana isabet eden şeylere (musîbetlere) sabret. Muhakkak ki bu, azmedilen (mutlaka yapılması gereken) işlerdendir.
ÂYETLERİN TİLAVET GÖREVİNİ ALLAH, RESÛLÜNE VERMİŞTİR
1. BAKARA-129 Rabbimiz, onların arasından kendilerinden, onlara Senin âyetlerini tilâvet edecek (okuyup açıklayacak), onlara Kitap’ı (Kuranı Kerim’i) ve hikmeti öğretecek ve onların (nefsini) tezkiye (ve tasfiye) edecek bir resûl beas et (hayata getir). Muhakkak ki Sen, Sen, Azîz’sin, Hakîm’sin.
2. BAKARA-151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı (Kurânı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
3. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine (devrin imamının ruhu) bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O’nun (Allah’ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
4. CUMA-2 Ümmîler arasında hikmeti öğretir. Ve daha önce (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
5. İBRÂHÎM-4 Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye…
İSRÂ-15 … Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.
6. İBRÂHÎM-5 Andolsun ki; Biz Musa (a.s)’ı: “Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah’ın günlerini hatırlat (onlara Allah’ın günleri boyunca zikrettir).” diye âyetlerimizle (delillerimizle, mucizelerimizle) gönderdik. …
YÛNUS-47 Her ümmetin bir resûlü vardır. Onlara, resûlleri geldiği zaman onların aralarında adaletle hükmolundu. Onlara zulmedilmez.
7. ZUMER-71 Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın?” (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.
Buradan anlıyoruz ki evet, bütün kitapların özü Kur’ân’dır. Ama Kur’ân’ın da özü Fâtiha’dır. “Namaz dinin direğidir.” diyoruz. Dinin direği olan namaz, Fâtiha’sız olmaz. Ve Fâtiha’nın başında ne görüyoruz? Bismillâhirrahmânirrahîm. Kur’ân’daki 114 surenin başında Bismillâhirrahmânirrahîm vardır. Allah-u Tealâ’nın bize fizik ötesinde verdiği herşey Rahman ve Rahîm esmasının tecellisidir. Ama fizik âlemin standartlarındaki herşey ise Rahmân esmasının tecellisidir. Ve bunların hepsinin sahibi Allah’tır. Öyleyse buradan Kur’ân’ın özetinin Bismillahirrahmanirrahim olduğunu görüyoruz. Bunu yaşamamız gerekir inşaallah. Allah razı olsun.