Muhterem Hocam, birlik ve beraberlik sağlanması neden önemlidir?

Soru

Muhterem Hocam, birlik ve beraberlik sağlanması neden önemlidir?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, dinimiz İslâm ve babamız İbrâhîm'in hanif dini Arapça adı ile İslâm'ın 3 esas üzerine bina edildiğini görüyoruz:

1- Vahdet 2- Tevhid 3- Teslim.

İşte bir ve beraber olmak, tevhidin olmazsa olmaz şartını oluşturuyor. Bir olmak, beraber olmak öyle bir husustur ki, başkaların hakkına mutlaka riâyeti gerektiriyor. Bir olmak, beraber olmak öyle bir husustur ki, mutlaka sevmeyi gerektiriyor. Bir olmak, beraber olmak öyle bir olaydır ki, mutlaka fedakârlık gerektiriyor. Bakın 3 şart;

1- Fedakârlık 2- Kesinlikle sevgi 3- Başkasının hakkına riâyet etmeyi gerektiriyor.

Yani dışımızdaki insanların hak sahibi olduğunu, onların hakkını korumak olduğunu, onları sevmek olduğunu, onlara fedakârlık olduğunu 3 esas üzerine Allahû Tealâ açıklamasını buyuruyor.

Toplumun bütün üyeleri bunu yapmakla meşgulseler, o toplum Allah’ın yücelttiği bir toplum olur. Şeytanın en çok öfkelendiği toplumlar bu toplumlardır. Onları o hüviyetten alarak birbirlerini kötüleyen, herkesin birbirinden şikâyet ettiği toplum haline getirmek şeytanın temel hedefidir. Hadîs-i şerrifte: "Allah’ın yardımı cemaattedir." buyuruyor.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) yine başka bir açıklamasında "Size dinlemeyi emrediyorum, size itaati emrediyorum, size cihadı emrediyorum, size hicreti emrediyorum ve size cemaati emrediyorum. Cemaatten ayrılan şeytana lokma olur." buyuruyor.

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Tirmizi 3022, Ahmed bin Hanbel Müsned 16042, Hakim Müstedrek, İbni Hibban. "…Size Allah’ın bana emrettiği beş şeyi emrediyorum: Dinlemeyi, İtaat etmeyi, Cihad etmeyi, Hicret etmeyi ve Cemaat olmayı. Kuşkusuz ki, kim cemaatten bir karış ayrılırsa, Andolsun ki, İslam bağını boynundan çıkarmış olur. Ancak cemaate tekrar dönerse bu müstesna. Kim cahiliye davasını iddia ederse (cahiliye sistemlerini müdafaa ederse) kuşkusuz ki o, cehennemlik kimselerdendir. Bunun üzerine bir adam: −Ey Allah’ın Resulü bu kimse namaz kılsa da oruç tutsa da aynı mıdır? diye sordu. Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: −"Namaz kılsa da oruç tutsa da durum aynıdır. Siz, Allah’ın davasına, Allah’a davet ediniz! Çünkü Allah, size Müslümanlar, mü’minler ve Allah’ın kulları diye isimlendirmiştir."

İşte bütün bu esasları göz önüne aldığımız zaman tevhidin, bir ve beraber olmanın ne kadar önemli bir şey olduğunu Allahû Tealâ bize açıklıyor. Demek ki bir ve beraber olmak, başkasının hakkına riâyet etmeyi, bir ve beraber olmak mutlaka sevmeyi, bir ve beraber olmak mutlaka fedakârlığı muhtevasına alıyor ve bir ve beraber olan toplumları Allah yüceltir. Ama nifaka yer veren, birbirlerinin aleyhine olan, birbirlerini aşağılayan toplum varsa onlar da tam tersi aşağıya doğru bir gidişin içinde.

Allah Resûl'üne: -Bu kimse namaz kılsa da oruç tutsa da aynı mıdır, Ya Resûlullah? deyince, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: -Namaz kılsa da oruç tutsa da aynıdır. Siz Allah’ın davasını Allah’a davet ediniz. Çünkü Allah sizi 'müslümanlar', 'mü’minler' ve 'Allah’ın kulları' diye isimlendirmiştir.

Evet, 'müslümanlar', 'mü’minler' ve 'Allah’ın kulları' diye isimlendirmiştir. Kim kalben Allah'a ulaşmayı dilemişse o, şeytanın kulu olmaktan kendisini kurtarmıştır. Kim Allahû Tealâ’nın tayin ettiği mürşide tâbî olmuşsa o, kesinlikle kalbine îmânı nakşetmiştir. Kim ruhunu Allah’a teslim etmişse o, istisnasız Allah’a teslim olmuş, müslüman olmuş birisidir. O sebeple;

"Size dinlemeyi, size itaat emrediyorum, size cihadı emrediyorum, size hicreti emrediyorum ve size cemaat olmayı emrediyorum."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 8 Ekim 20263 dk okuma0