Muhterem Hocam, birr ve takvada yardımlaşmanın muhtevası nedir?
Soru
Muhterem Hocam, birr ve takvada yardımlaşmanın muhtevası nedir?
Cevap
Mâide Suresi’nin 2. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ buyuruyor ki:
5/MÂİDE-2 Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tuhıllû şeâirallâhi ve lâş şehral harâme ve lâl hedye ve lâl kalâide ve lâ âmmînel beytel harâme yebtegûne fadlan min rabbihim ve rıdvânâ(rıdvânen) ve izâ haleltum fastâdû ve lâ yecrimennekum şeneânu kavmin en saddûkum anil mescidil harâmi en ta’tedû, ve teâvenû alâl birri vet takva ve lâ teâvenû alâl ismi vel udvâni vettekullâh(vettekullâhe) innallâhe şedîdul ıkâb(ıkâbi). Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşıp teslim olmayı dileyenler)! Allah’ın (koyduğu) şeriat hükümlerine, Haram ay’a, (hediye olarak Kâbe’ye gönderilen) kurbanlıklara, gerdanlıklı (boyunları bağlı) kurbanlık develere, Rabb’lerinden bir fazl ve (O’nun) rızasını isteyerek, Beyt-el Haram’a gelenlerin güvenliğine saygısızlık etmeyin. Ve ihramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-il Haram’dan alıkoymalarından (çevirmelerinden) dolayı bir kavme beslediğiniz kin, sakın sizi haddi aşmaya sevk etmesin. Birr ve takva üzerine yardımlaşın. Günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’a karşı takvâ sahibi olun. Muhakkak ki Allah ikâbı (azâbı) şiddetli olandır.
Eğer olay buysa, o zaman birr sevabı takvada dostluğu ifade ediyor. Çünkü Duhan (düşmanlığı), takva (dostluğu), birr (sevabı), ismde (günahı) ifade eder. Sevapta ve dostlukta yarışın, birbirinizle yardımlaşın; ama günahta ve düşmanlıkta yardımlaşmayın diyor. Gerçekten insan ile Allah arasındaki ilişkide en üst seviyedeki olay, Allah’a dost olmaktır. Hucurât Suresi’nin 13. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ buyuruyor ki:
49/HUCURÂT-13 Yâ eyyuhen nâsu innâ halaknâkum min zekerin ve unsâ ve cealnâkum şuûben ve kabâile li teârefû, inne ekremekum indallâhi etkâkum, innallâhe alîmun habîr(habîrun). Ey insanlar! Muhakkak ki Biz, sizi bir erkek ve bir kadından yarattık. Ve sizi milletler ve kabileler kıldık ki, birbirinizi (soyunuzu, babalarınızı) tanıyasınız. Muhakkak ki Allah’ın indînde en çok kerim olanınız (ikram olunanınız, en şerefli olanınız), (ırk ya da soy olarak değil) en çok takva sahibi olanınızdır. Muhakkak ki Allah, en iyi bilen ve haberdar olandır
“Allah katında en üstün olanınız, takvaca en üstün olanınızdır.” Üstünlük artıkça, Allah’a dostluk arttıkça, yakınlık da artıyor. Allahû Tealâ Nisâ Suresi’nin 131. âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:
4/NİSÂ-131 Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı). Ve lekad vassaynâllezîne ûtûl kitâbe min kablikum ve iyyâkum enittekullâh(enittekullâhe). Ve in tekfurû fe inne lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı). Ve kânallâhu ganiyyen hamîdâ(hamîden). Ve göklerde ve yeryüzünde olanlar (herşey) Allah’ındır ve andolsun ki Biz, sizden önce kitap verilenlere de, sizlere de “Allah’a karşı takva sahibi olmalarını” vasiyet ettik (farz kıldık). Ve şayet siz inkâr etseniz bile, muhakkak ki göklerde ve yeryüzünde olanlar (herşey) Allah’ındır. Ve Allah, Gani’dir (hiçbir şeye ihtiyacı yoktur), Hamîd’dir (övgü ve hamde lâyık olandır).
“Göklerde ve yeryüzünde olanların hepsi Allah’ındır.” Evet, kâinat Allah’ındır. Andolsun ki biz, sizden önce kitap verilenler de, yani Hazreti Musa’ya verilen Tevrat’a, Hazreti İsa (A.S)’ya verilen İncil’e, kitap verilenlere ve sizlere de: "Allah’a karşı takva sahibi olmalarını vasiyet ettik, farz kıldık. Siz inkâr etseniz bile muhakkak ki göklerde ve yeryüzünde olanların hepsi Allah’ındır. Allah Gani'dir (hiçbir şeye ihtiyacı yoktur). Hamid'dir ( övgü ve hande lâyık olandır). Allahû Tealâ Tevrat’ta da, İncil’de de ve Kur’ân’da da Allah’a karşı takva sahibi olunmasını emretmiştir. Takva; sakınmak, çekinmek ve korkmaktır. Allah’ın yap dediği emirleri yapmamaktan sakınmak, yapma dediği emirleri de yapmaktan sakınmaktır. O zaman Allahû Tealâ herkese takva sahibi olmasını buyuruyor. Allah’a karşı dostluğunuz arttıkça, üst seviyede Allah’ın emirlerini yerine getirme durumunuz da artar. Öyleyse birr ve takvada yardımlaşınız; yani Allah’a davet edîn. Birr ve takvada yardımlaşanlar, onlar Allah’a ulaşmayı dileyenler, başkasının da dilemesine vesile olanlardır. Günahta ve düşmanlıkta yarışanlar ise ulaşmayı dilemeyen başkasının da dilemesine engel olanlardır. Allah razı olsun.