Muhterem Hocam, birr ve zekâtın oranı nedir, açıklayabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, birr ve zekâtın oranı nedir, açıklayabilir misiniz?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, zekât kazancımızın %2.5'idir. Mesela Efendimiz iki cevabı da vermiş. Şirket sahibi veya dükkan sahibi birisi dükkana, mal koyuyor, satıyor. Ama bir aylık kazancı, sattığı malın tekrar yerine konulmasından sonra elde ettiği kârdan veya o aylık hasılattan %2.5'ini çıkartabilir. Her ikisini de Efendimiz uygun görmüş.
Bir de paranın kiri var. Paranın kiri, özellikle devlet memurları 8 saat çalışmanın karşılığında bir maaş alıyorlar. Ama kişi aktif, o 8 saati çalışması lâzım. Eğer o 8 saati çalışmazsa; diyelim ki aktif olarak 6 saat çalışıyor, 2 saat laklaka ediyor, çay içiyor, oyalanıyor. O zaman o da onun karşılığını vermesi gerekir. Bu da paranın kiri olarak zikrediliyor. Toplam %5. %5'lik bir şeyi Allahû Tealâ mutlaka hak sahiplerine verilmesini istiyor. Allahû Tealâ bunu Bakara 177'de açıklıyor.
Bakara Suresinin 177. âyet-i kerimesine dikkat edin: "Akrabaya (1), yetimlere (2), miskinlere (3), yolda kalmışlara(4), dilenenlere(5), köle ve esirlere(6,7)..." 7 grup insana Allah hakkının verilmesini istiyor.
2/BAKARA-177 Leysel birre en tuvellû vucûhekum kıbelel maşrıkı vel magrıbi ve lâkinnel birre men âmene billâhi vel yevmil âhırı vel melâiketi vel kitâbi ven nebiyyîn(nebiyyîne), ve âtel mâle alâ hubbihî zevil kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîne vebnes sebîli, ves sâilîne ve fîr rıkâb(rıkâbi), ve ekâmes salâte ve âtez zekât(zekâte), vel mûfûne bi ahdihim izâ âhed(âhedû), ves sâbirîne fîl be’sâi ved darrâi ve hînel be’si ulâikellezîne sadakû, ve ulâike humul muttekûn(muttekûne). Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz (hakiki îmânı yansıtan) BİRR (ebrar kılacak davranış biçimi) değildir. Lâkin birr, kişinin, Allah’a, yevm’il âhire (Allah’a ulaşılan sonraki güne, hidâyet gününe, vuslat gününe) meleklere, Kitab’a ve peygamberlere îmân etmesi ve sevdiği maldan, akrabalara (yakınlık sahiplerine) yetimlere, miskinlere (çalışamaz durumda olan ihtiyarlara), yolda kalmış yolculara, isteyen (muhtaçlara), köle ve (kurtulmaları için) esirlere vermesi ve namazı kılması, zekâtı vermesidir. Ve (Allah’a ve insanlara) ahd verdikleri zaman ahdlerine vefa edenler (yerine getirenler), zorlukta ve darlıkta ve şiddetli savaş halinde sabredenler, işte onlar sadık olanlardır. İşte onlar muttekilerdir (takva sahibi olanlardır).
Bir de tabiî buna ilâve zekâtın var. Öyleyse zekâtla birlikte toplam %5 oluyor. O kişi verdiği takdirde tertemiz bir rızkın sahibi oluyor Allah'ın izniyle.